Tarih kazananların propagandasıdır.

Ernst Toller

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Apolitika - Sayı 1

Kara bayraklı 1 Mayıs! Yazar : Apolitika

Anarşistler ilk kez 1993 1 Mayıs'ında İstanbul-Pendik mitingiyle alanlara çıktı. Sayıca çok az olmalarına rağmen seslerini duyurmayı başardılar. Bu yıl 1 Mayıs için özel bir hazırlık olmamasına rağmen anarşistler üç büyük şehirde 1 Mayıs gösterilerine katıldılar.
İstanbul mitingine 30 civarında anarşist kendi pankartları, bayrakları ve sloganlarıyla katıldı. Polis "bıji evin, bıji şoreş" ve "başkaldırının adı anarşizm" adlı pankartlara el koydu. Anarşistler bunun üzerine "ne üretmek istiyoruz ne de yönetmek-Konfeksiyon işçileri" pankartıyla alana girdiler. Pankart gerçekten de konfeksiyon işçileri tarafından hazırlanmıştı ve onlar tarafından taşınıyordu. Polis saldırısı gerçekleştiğinde anarşistler henüz Abide-i Hürriyet meydanındaydılar ve bu yüzden çatışmaların dışında kaldılar.
Bu yazıda esas olarak Ankara mitingi ile ilgili Ankaralı anarşistlerin değerlendirmeleri yer alacak.
"Perşembe gününe kadar Ankara'da miting olup olmayacağı belli değildi. Biz hazırlıklarımızı İstanbul mitingine katılmak üzere yaptık. Perşembe günü demokrasi platformunun Tandoğan alanını aldığı kesinleşti. Sendikaların otobüs kaldırmayacağı da anlaşılınca, İstanbul'a gidilmekten vazgeçildi. Bunun yerine Ankara'da güçlü bir katılım sağlanmaya çalışıldı. Miting öncesi özel bir toplantı ve örgütlenme yapılmadı. Daha sonra değerlendirmede ayrıntılarını açıklayacağımız olayların gelişme seyrini de göz önüne alınca bunun sonuçları çok kötü olabilecek bir hata olduğu ortaya çıktı. Daha çok laf üretme mekanı olan toplantıları sevmememiz doğal. Ancak, bu toplantı sevmezliğimizi de abartmamak gerekir. Bu bizim Ankara'da katılacağımız ilk kitle gösterisiydi. Ve Türkiye'de en barışçı gösteri bile polis saldırılarına açıktı. Hazırlıksız katılmak doğru değildi. Ayrıca gösteriye çağırdığımız insanlara karşı sorumluluklarımız, onlara çağırdığımız gösterinin niteliklerini de belirtmeyi gerektiriyordu.
Yürüyüş güzel başladı. Tertip komitesi megafonla katılan bütün gurupların adını okuyarak "hoş geldiniz" derken bize nasıl hitap edeceği hepimizin merak konusuydu. Sıra bize geldiğinde, "anarşistler hoş geldiniz" bizde biraz kortejde çokça şaşkınlık yarattı. Arkasından sloganlarımız gelmeye başladı. Önceden tespit edilmiş sloganlarımız yoktu. Başlangıçta biraz tutuktuk, ancak giderek herkes açılmaya ve hemen her konuda slogan üretmeye başladı. Sloganlarımızla ilk kez karşılaşan insanlar bizim "yeniliklerimizi" merakla bekler olmuştu. Gerçekten de sol kitlenin alışık olmadığı bir tarz sergiliyorduk. Kara giysilerimiz ve kara bayraklarımızla hemen dikkat çekiyorduk. Herkes düzenli sıralar halinde yürüyerek ne kadar "disiplinli" olduğunu kanıtlamaya çalışırken bizim kortejdeki insanlar karışık düzen, yanındaki arkadaşıyla konuşarak, sevgilisiyle el ele yürüyordu. Diğer guruplardaki asık suratlı ciddiyetin zerresi bizde yoktu. Hemen her gurup belirgin bir erkek ağırlık taşırken bizde kadınların çokluğu dikkat çekiciydi. Zaman zaman "sıkı" solcuların müstehzi gülümsemelerine hedef oluyorduk. Ancak sloganlarımız kimsenin bizden beklemediği radikallikteydi. Sert tavırlı Marksistlerin sloganlarının reformist içeriği açıkça ortaya çıkıyordu. Yürüyüşe başka guruplarla katılan insanlar gelip biraz bizimle yürüyor, sloganlarımıza katılıyor, sonra kendi kortejine gidiyordu. Sanki herkes "biraz" anarşistti. Önden gelen sloganlardan doğru bulduklarımıza katılmamız, üstelik hangi gurubun sloganı olduğuna bakmadan katılmamız da solcuların alışık olduğu bir durum değildi. "Faşizme karşı omuz omuza" da diyorduk "Faşizme ölüm, tek yol devrim" de. Hatta bazı arkadaşlarımız nostaljik duygularla "Mahir, Hüseyin, Ulaş Kurtuluşa kadar savaş" sloganına bile katıldılar.
"Bıji azadi bıji anarşi" sloganıyla başlar bir kez daha bize döndü. "Üstelik Kürtçe de slogan atıyorlar!" Kara bayraklarımızla 50-60 kişilik bir gurup olarak alana girdiğimizde (yürüyüşün başında 35 kişiydik) pek beklemediğimiz şekilde alkışlarla karşılandık. Sloganımız "Tek Yol devrim, Tek yol anarşi" idi. "Yargılı-yargısız infazlara son" ve "askerliğe hayır" sloganları kendi dışımızdakilerin de katılımını sağlayan sloganlardı. Bir başka ilginç olay da gerek yürüyüş sırasında gerekse alanda "komşularımızla" girdiğimiz iletişimdi. Yürüyüş sırasında arkamızda bulunan Aydınlıkçılardan "Hükümet istifa, Tansu Amerika'ya" sloganına çok canımız sıkıldı. Biraz eğlenmek istedik ve kahkahalar arasında sloganı o an bulduk:"Meclisi basalım, hepsini asalım", ironiyi fark edemeyenler için ardından gerçek sloganımızı bağırdık "yargılı yargısız infazlara son".
Önden slogan geliyor, "paralı eğitime hayır" slogan bizde düzeliyor, "eğitime hayır". Miting alanındaki komşularımız daha eğlenceliydi. Askerliğe hayır sloganının fazlasıyla tutması üzerine sol taraftaki komşumuzdan cevap geldi, "askere gitme, TİKKO'ya katıl". Troçkistlerin eğitimi bizi biraz uğraştırdı. Biz "iktidarlar yıkılsın, insanlara özgürlük" dedikçe onlar "özgürlük işçilerle gelecek" diye bağırıyorlardı. Sabrımızın taştığı noktada özgürlüğün nasıl geleceğine dair fikrimizi söyledik: "Özgürlük dinamitle gelecek! ". Dinamit sözcüğü yıkıcılığı simgeleyen bir imgeydi, 19. yüzyıl anarşistleri tarafından sıklıkla kullanılmıştı. Bunun "dadaist" bir slogan olduğunu kendi bazı arkadaşlarımıza bile zor anlattık. Her neyse, sonuçta Troçkistler sloganlarını "özgürlük savaşan işçilerle gelecek" olarak değiştirmek zorunda kaldılar. Bolşevizm'i övmeye kalkınca "Kronştad'ı unutmadık" cevabını aldılar. "Askerliğe hayır"ı bastırmak için "askere gitme, kurşun sıkma" attılar. "En büyük asker Troçki" dilimizin ucuna geldi ama "şimdilik" dillendirmedik.
Şenlikli varoluşumuz alanda da ilgi odağı olmamızı sağladı. Kara bayraklarımızı yakıp halay çekmeye, dans etmeye başladık, sloganımız "bayrakları yakalım, devletleri yıkalım". Bu arada sayımız 150'yi buldu. Ve anarşistler bütün alanda konuşulmaya başlandı, bir anda TV kameraları, gazeteciler doluştu ve tavrımız netti:"Yavşak medya "/'medya yavşağı sermayenin uşağı". Sloganlar zaman zaman iç diyalog ihtiyacına da cevap veriyordu. "Ücretli köleliğe hayır" sloganının ardından bazı arkadaşların itirazı üzerine "ücretsiz köleliğe hayır" sloganı gündeme geliyordu. Alanda kendisiyle dalga geçmeyi becerebilen başka bir gurup haliyle yoktu.
Bir daha tekrarlayalım, bütün bu şov, sloganlarımız tamamen insanların kendilerini ifade etmelerine dayanan spontane bir eylemlilikti hiçbiri önceden tasarlanmamıştı. Attığımız radikal sloganlar miting bitiminde polis saldırısına karşı tutumumuzla birleşince bazılarınca anarşistlere yakıştırılan "çiçek çocukluğu" imajı kırıldı.
Öte yandan kendimizi ifade ederken belirgin eksikliklerimiz de vardı, içinde bulunduğumuz sol kitlenin "anarşizm" imajını kırma gayretkeşliği içinde bazı özelliklerimizi ifade etmeyi unuttuk. Aramızda belirgin bir kadın ağırlığı olmasına, anarşist bir eşcinsel inisiyatifi oluşturmaya çalışan arkadaşların varlığına rağmen cinsiyetçiliğe karşı slogan atılmaması en büyük eksikliğimizdi. Keza "ekolojik devrim" savunucuları olan bizlerin bu özelliğimizi belirten hiçbir sloganının olmaması da düşündürücüydü.
Asıl büyük eksikliğimiz dağılma sırasında ortaya çıktı. Polis barikatlarının ortaya çıkmasıyla gurupta bir dağılma oldu. Necati-bey caddesine sapan
arkadaşlar polis saldırısına uğradı. Saldırıya karşı konuldu ama bazı arkadaşlarımız yaralandı. Böyle durumlarda inisiyatif koyacak bir eylem sorumlusunun olmayışının büyük eksiklik olduğu ortaya çıktı. Polis saldırısı hesap edilmediğinden, daha önce yürüyüş güzergahında keşif yapılmamıştı. Keza miting sonrası buluşma da organize edilmemişti. Ancak şu da unutulmamalı, yürüyüşçülerin çoğu birbirini ilk kez gören insanlardı. Ve bu bizim Ankara'da katıldığımız ilk kitle gösterisiydi. Bir başka yanlış değerlendirmemiz bildiri konusundaydı. Miting öncesi, kimse bildiri okumaz, bari masrafa girmeyelim diyerek bildiri bastırmadık. Bildiri gibi propaganda araçlarının etkisiz olması büyük ölçüde bu araçları kullanan klasik sol gurupların söyleyecek sözlerinin çok kısır olmasından kaynaklanıyor. Şurası çok açık bizim bildirimiz mutlaka okunurdu. Polisle çatışma anında kendi sloganlarımızı atmayıp, "faşizme karşı omuz omuza" sloganına destek vermemiz de sorumluluk anlayışımızı gösteren bir başka olumluluğumuzdu.

Sonuçları açısından ele alacak olursak.

l. Kendini anarşist olarak adlandıran çok sayıda yeni insanla tanıştık.
2. Solcu kitlede ilgi ve beğeniyle biçimlenen bir "merak" oluşturduk. Mitingden sonra çok sayıda diğer sol guruplardan insanlar bizle temas kurdu, anarşizm solcuların tartışma gündemine girdi.
3. Kendi insanlarımızda bir dinamizm ve özgüven yarattık.
l Mayıs 1994 Türkiye'de bir anarşist hareketin ortaya çıkmasının koşullarının olgunlaştığını gösterdi. Bundan sonrası bizlere kalmış . Duyguyla akılı dengeli bir biçimde harmanlayarak Türkiye'ye özgü bir anarşist kimlik oluşturmak zorundayız.

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

Yürürken - 2
Diğer
Video : Haymarket
Diğer
Müzik : Amarrado a la Cadena
Diğer

  Linkler
Mülksüzler Radyo
Sessiz Dergi
Kara MecmuA
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız