Hiçbir hükümet faşizmi yok etmek üzere savaşmaz. Burjuvazi, güç elleri arasında kayıp gittiğinde, ayrıcalıklarını tekrar kazanmak için faşizmi diriltir.

Buenaventura Durruti

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Apolitika - Sayı 1

1998-1999'da ODTÜ'de neler oldu? Yazar : Can Hıraş

Günümüzde genel bir öğrenci hareketliliği var mı, yoksa kendi kendini sınırlamış grupların üç beş kişiyle yaptığı ya da yapmaya çalıştığı sınırlı bir hareketlilik mi var? Birden bütün irili ufaklı iktidarları hedefleme politikalarını unutup, öğrencilerin düzenin eğitim-öğretim ilişkilerini ve bilim kurumunu yıkmak için harekete geçtiğine inanalım. Yaşanan bütün gerçeklerin yalan olabileceği gibi, yaşanmayan ama var olabilecek olan gerçekler de yalan olabilir, işte bu, bu türden bir yalan. 1998-99'da ODTÜ'de neler oldu!
10 Ekim 1998: 42 yıldır açıldığı gibi, ODTÜ yeni bir öğretim yılı için açıldı. Her yıl üniversite açılmadan önce toplanan senato gereken tüzük değişikliklerini yapıp bugüne yetiştirdi. Değişikliklerden birine göre, personel araçlarındaki oturma düzeni bilim kurumunun hiyerarşisine uygun olarak saygın bir şekilde yeniden düzenlendi. Adı geçen senato öğrenci sorunlarına da eğildi. Geçmiş yıllarda öğrencilerin ulusa faydalı olan yüce bilim kurumunun belirlediği düşüncelerden uzaklaşıp dış mihrakların sakıncalı düşüncelerine yöneldiği senato üyeleri ve kolluk kuvvetleri tarafından gözlemlenmişti. Bu gözlemler sonucunda senato kolluk kuvvetlerinin de tavsiyesiyle öğrencilerin bu önemli sorununu çözümlemek için daha aktif mücadele edilmesi kararını aldı.
Öğrencilerin durumu geçen yıllardan pek farklı gözükmüyordu. Uzun bir süredir yaptıkları gibi yüzlerce kilometre uzaklıktan gelip, bilim kurumunun dağıttığı bilgileri toplamak için, kendilerine hazırlanmış yurt denen bölmelere, kentin çeşitli yerlerinde zorlukla bulabildikleri evlere yerleşmişlerdi. Geçen yıl veremedikleri dersleri alırken bu yıl almaları gereken dersleri de ekleyerek girecekleri sınav sayısını hesapladılar. Bu arada kendilerine anarşist diyen bir grup öğrenci "eğitime hayır" sloganlarıyla rektörlük kapısına kara bayraklarını asıp yaktılar ve şimdilik diyerek dağıldılar.
17 Ekim 94: Anarşistlerin okulu protestosunun ardından, sosyalist öğrenciler (profesyonel devrimciler) rektörlüğe karşı alternatif açılış hazırlıklarına başladılar. Kullanılacak pankart konusunda uzun tartışmalardan sonra yemekhanede ve kantinlerde bildiri dağıtarak rektörlüğü gören çimlerde yapacakları alternatif açılışı duyurdular. Dağıttıkları bildirilerle öğrenci kütlesiyle buluştular. Adı geçen yerde saz eşliğinde "Yaşasın demokratik üniversite mücadelemiz" diyerek dağıldılar. Anarşistlerin ardından sosyalistlerin yaptıkları eylemden sonra okuldaki kolluk kuvvetlerinin sayısının arttığı görüldü.
18 Ekim-2 Kasım 98: 18 Kasım gecesi liberter kadın inisiyatifini oluşturan bir grup anarşist "kız ve erkek yurtları birleşsin, namus kalelerine ihtiyacımız yok, cinsiyetçi topluma hayır, yurtlar yönetimi derhal öğrencilere" sloganlarıyla erkek öğrencilerin kalmasına izin verilen ikinci yurdu işgal ettiler. Aynı grup, yurtlardaki diğer liberter oluşumların da katılımıyla yurdu tamamıyla kurtardı. 2. Yurt işgali liberter otonomların bundan sonra birbiri ardına yurtlarda sürdürecekleri eylemlerin başlangıcı oldu.
işgalden sonraki gün bir otonom, lojmanına gitmekte olan yurtlar müdürünü izbe bir köşede kıstırıp büyük bir çuvalın içine faktı. Aynı otonom çevredekilerin de katılımıyla çuvala tıktıkları otorite yalakasının üzerine işediler. Çuvalın üzerine "inşallah yağmur yağmaz" yazdıktan sonra, kurusun diye bir ağaca astılar. Bu olay okul içerisinde gülüşmelere ve eleştirilere neden oldu. Eleştirilerin en ilginci, "yurtlar müdürünün üzerine işenerek devrim yapılmaz" şeklindeydi.
Bu arada statüleri sarsılan yurtlar müdürü ve müdürleri, bilim kurumunun saygın disiplin yönetmeliğini uygulamaya koydular. Kolluk kuvvetleri de görevlerini yerine getirip ikinci yurdu çevirerek geniş "güvenlik" önlemleri aldılar, iki gece direnen öğrencilere üçüncü gece saat 03.00'de kolluk kuvvetleri, islami faşist ve faşistlerle birlikte saldırdı. Kanlı statü bir kez daha vahşetini göstererek kurtarılan yurda yetmişsekiz öğrenciyi ağır yaralayarak silahları ve gaz bombaları eşliğinde el koydu. Ne yazık ki öğrencilerin dinamitleri yoktu. Medya yalan yanlış söylediklerinin yanında kameralardan saklayamadığı vahşeti bütün gerçekliğiyle göstermek zorunda kaldı. Tutuklanan liberterlerin özgürlük mücadelesini devam ettirmek isteyen öğrenciler yurtlar bölgesinde kırküç çadır kurdular. Kanlı statünün vahşeti ülkenin birçok yerinde protesto edildi. Protestolar üzerine kanlı statü kurulan çadırlara saldırmayıp gözlemlemekle yetindi. Öğrencilerin geceleri çadırlar arasında ateş yakıp müzik dinleyerek şarap içtikleri, kızlı erkekli aynı çadırlarda yattıkları kolluk kuvvetlerinin ve rektörlüğün tutanaklarında yer almıştır. Kanlı statünün saldırısından dört gün sonra yüzbeş anarşist tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır. Bu anarşistler otuzaltı çadırla birlikte diğer anarşistlere katıldı. Yurtlar müdürlüğü disiplin yönetmeliğini hızla işletip işgale katılan bütün öğrencileri "düzenin huzurunu bozdukları" gerekçesiyle yurtlardan attı. Ayrıca bu öğrencilere rektörlükçe disiplin soruşturması açıldı. Çadırların günbegün sayısı artıyor ve cinsiyetçi toplumun namus kalelerine karşı yöneltilen özgürlük saldırısı genişliyordu. Okulun duvarları boyanıp sık sık korsan gösteriler yapılıyordu. Gösterilerden en ilginci, bir kapıya doğru yönelmiş manken damadın, kucağındaki manken gelinle birlikte yakılması olmuştur. Kapı da unutulmamıştır. Gösteri sırasında aile kurumuna karşı "vahşice ve ahlaksızca" sloganlar haykırılmıştır. Genişleyen gösteriler karşısında rektörlük geri adım atıp yurtlar yönetmeliğinin "çağdaş bir düzeye" getirilmesi için yönetmelikte birtakım değişiklikler yaptı. Bundan böyle öğrenciler saat 24.00'e kadar kapıdaki yurt görevlisine kimlik bıraktıktan sonra, birbirlerinin odalarına girebilecek, ancak bu saatten sonra herkes yurduna geri dönecekti. Bu değişiklik üzerine bir grup sosyalist öğrenci durumu bir kazanım olarak nitelendirip kazanımlarını kaybetmemek için eylemi bitirmeye karar verdiler. Çadırlarını toplayıp gittiler. Bu tavra karşın liberter otonomlar "herşeyi hemen şimdi, şu anda istiyoruz" diyerek rektörlükle uzlaşmayı reddettiler. Bu uzlaşmaz kararlı tavra bir grup sosyalist öğrenci de katıldı. Çadırların sayısı yurtlar haricindeki öğrencilerin de katılımıyla artmaya devam ediyordu ve beşyüzlere yaklaşmıştı. Hızlı gelişen direnişin bastırılamadığını ve kampusa yayıldığını gören rektörlük, fısıltı gazetesinden de etkilenerek,öğrenciler boykotu tartışırken birden ağız değiştirip cinsiyetçi toplumu eleştiren bir bildiri yayımladı. Bu bildiriye göre toplumun saygın ve öncü bir kurumu olan ODTÜ, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin kız ve erkek öğrencilerin kendi isteklerine göre yurtlarda beraber yaşayabilecekleri ilk örnek üniversite oldu. Disiplin soruşturmaları durduruldu, yurtlardan atılan öğrenciler geri alındı. Fakat yurt kurtarma suçuyla yargılanan öğrencilerin durumunda bir değişiklik olmadı. Havaların da iyice soğuması nedeniyle "sıra baharda yurtlar yönetiminde" diyen otonomlar, şimdilik diyerek çadırları topladılar. Statü bir kez daha kendini korudu.
Kasım-Aralık 1998: Kasım ve Aralık ayı otonomların gerçekleştirdiği ufak eylemler dışında hareketsiz geçti. Bu eylemlerden bazıları şunlardır. 13 Kasım'da üç otonom yanlarında getirdikleri bir torba kireçle büyük bir çember çizdiler. Çemberin içine yerleştirdikleri deli ziya taşlarının üzerine oturdular. Özgürlük çemberi adını taktıkları yerde insanların istedikleri gibi konuşabileceklerini, her türlü yaratımı gerçekleştirebileceklerini beyan ettiler. Çemberin her gün genişletilmesi kararını aldılar. Çapı kırk metreye ulaşan çember kolluk kuvvetlerinin baskısıyla karşılaştı. O gün kar yağmasıyla çember bütün ODTÜ'yü kaplamış oldu. Doğa bir kez daha anarşistlerin yanında yer aldı.
Kasım ayı içinde "kültür işleri" ile ilgilenen "densiz" bir bayan, dış mihrakların ve münferit güçlerin lanetlemesiyle omzunda çıkan yılanlara genç beyinler yedirmeye başladı. Paniğe neden olan olay öğrencilerin tamamen kültür işleri müdürlüğünden uzaklaşmasına neden oldu. Olayın tehlikeli boyutlara ulaşması üzerine, genç beyni kemiren bu yaratığı durdurmak için, liberter otonomlar olay mahallini çevirip karantina altına aldılar.
Bu arada otonom örgütlenmeleri federasyon tartışmalarım başlatmışlardı. Tartışmaların sonunda kırkiki otonomdan otuzsekizi iki gün içinde federasyonu oluşturdular. Kendilerini bireysel anarşistler olarak nitelendiren dört otonom federasyonun dışında kaldı. Federasyonun adı ODTÜ anarşist otonomlar federasyonu (ODTÜ-AOF) olarak belirlendi. Federasyona atfedilen ilk görev gerektiğinde kendini dağıtması oldu. Bundan sonra bilim kurumunun saygın yönetici üyeleri AOF adıyla sık sık karşılaşmaya başladılar, ilk karşılaşma ileride bahsedileceği üzere finaller döneminde gerçekleşti. Birçok bilim kurumunda, iş kollarında ve gecekondu mahallelerinde otonom örgütlenmeleri tamamlanmış veya tamamlanmak üzereydi.
4 Ocak 1999: Final dönemi gelip çatmıştı. Havadaki gerilim herkesi ürkütüyordu. Öğrenciler arasındaki sudan nedenlerden çıkan tartışmalar artmıştı. Akademisyenler yavşak yavşak ortalıkta dolaşıyorlardı. Federasyonu oluşturan otonomlar ise final dönemine gayet iyi hazırlanmışlardı, l Ocak cuma günü "kapitalist teknokratik üniversiteye hayır" başlıklı bir bildiri dağıtıldı. Bildiride bilim kurumunun niçin teknokrat yetiştirdiğinin cevabı veriliyor ve şöyle devam ediyordu: "Kişi öğrenme sürecini kendi denetlemelidir. Öğrenip öğrenmediğini dolayısıyla standarda uyup uymadığını denetleyen bir üst otorite olmamalıdır...Akademik kariyerler kalksın...Eğitime hayır!...Eğitimin yerini gönüllü öğrenim almalı...Öğretmen ve öğrenci birbirini seçmelidir." AOF aynı bildiride finalleri boykot çağrısı yapıyordu. Çok sayıda hazırlanan bildiri hemen hemen bütün öğrencilere dağıtıldı. Pazartesi yapılan sınavların ancak yüzde beşi gerçekleşti. Telaşa kapılan rektörlük çok naif bir tutumla sınava girmeyen öğrencilerin disiplin kuruluna verileceği bildirimini yaptı. Doğru öğrenimi testler ve notlar aracılığıyla yürüten akademisyenler ve yöneticiler askeri tümevarım tehdidiyle daha da kuvvetlendirirler. Bu kontrol sistemi yıkıldığı zaman, doğru öğrenimi gerçekleştirmek için, kolluk kuvvetleri aracılığıyla coplar, gazlar ve öldürücü silahlar kullanılır. Nitekim beklenenler gerçekleşti. Salı günü AOF, sosyalist gruplarla birlikte, sınav yerlerinin, amfilerin işgali çağrısını yaptı, işgaller üzerine okuldaki kışla güçlendirildi, işgal yerleri kolluk kuvvetleri tarafından çevrildi. Kanlı statü bir kez daha saldırdı. Öğrenciler merkez mühendislik (MM) binası önünde toplanıp taşlarla, sopalarla ve sapanlarla kolluk kuvvetlerinin saldırısına cevap verdiler, işgal yerlerinin girişlerinde barikatlar kuruldu. Direniş akşama doğru takviye birliklerinin de yardımıyla kırıldı. Olaylar sonunda 761 kişi tutuklandı, 243 jandarma ve sivil polis yaralandı. Rektör finalleri iptal edip okulu süresiz olarak kapattı. Ertesi gün liselilerin ve diğer üniversitelerden gelen öğrencilerin katılımıyla Kızılay'da otuz bin kişilik bir protesto gösterisi düzenlendi. Kalabalık meclise doğru yürümeye başladığında polis saldırdı...
1998-99'da ODTÜ'de neler oldu, meclise yürüyen öğrencilerin direnişi ve bilim kurumunun ikinci döneminde gelişen olayla devam edecek.

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

a034
Diğer
Video : Haymarket
Diğer
Müzik : A Las Barricadas
Diğer

  Linkler
Kara Mecmu-A Forum
MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu
Spontan
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız