Biz, hükümetin kötü olduğuna, özgürlük olmadan gerçek özgürlüğe, dayanışmaya ve adalate ulaşılamayacağına inandığımız için anarşistiz.

Errico Malatesta

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Apolitika - Sayı 1

Vicdani retçiler toplu davasına hâzır olalım Yazar : AMİ

19 Mayıs "Vicdani retçiler" için tarihi bir gün. O gün "vicdani retçiler" devletin mahkum ettiği yaklaşık 200.000 kişiyle kaderlerini birleştirecek. Durum mükemmeldir! Anti-militarist hareket kitlesiyle buluşma olanağını yakalamıştır. Bu iki-yüz bin kişi herhangi bir ikiyüz bin kişi değildir. Hapis cezasını göze alarak askere gitmeme tutumunu sürdüren ikiyüz bin kişidir.
Devlet şimdiye kadar "vicdani retçilere" doğrudan bir saldırıda bulunmadı. Olayı büyütmek istememesinin bir göstergesiydi bu durum. Ancak 19 Mayıstan sonra devletin alabileceği tutum bütün olasılıklar dikkate alınarak iyi tahlil edilmelidir.
Yeni yasa "vicdani retçilerin" yasal konumunda fazla bir değişiklik yaratmadı. Hukuki durumları bakaya ya da yoklama kaçağı olan "vicdani retçiler" kışla-hapishane çevrimine eskiden (bakaya veya yoklama kaçaklığı cezaları paraya çevrildiğinden) kışlayla başlamaya hazırlanmışlardı. Süreç şimdi hapishaneyle başlayacaktır.
Ayrıca bir "eşitlik" de sağlanmıştır. Eskiden "yedek subay adayı" retçiler doğrudan birliklerine götürülemezken şimdi hapse girme durumunda diğer retçilerle eşit konuma gelmişlerdir. Yeni yasanın önemi, "vicdani retçilerin" konumunda yarattığı değişiklikte yatmıyor. Şvaykça da olsa militarizme ve savaşa karşı sayısı 280.000'e ulaşan kişinin itaatsizlik eylemine girdiğinin devlet tarafından kabul ve ilanında yatıyor. Yaygınlığıyla şu anda dünyadaki en kalabalık "itaatsizlik hareketidir" bu. Yasa bu gidişe dur demek ve gerçekten de TC ordusunun asker ihtiyacını karşılamak için çıkartılmıştır. Terhislerin üç ay ertelenmesinin nedeni de budur.
Ancak evdeki hesap çarşıya uymamıştır. Tehdit pek işe yaramamış, kaçakların ancak 40.000'i askerlik başvurusunda bulunmuştur. Bu noktada devletin tavrı ne olacaktır. Yasayı uygulamak için sistemli bir arama-tarama faaliyeti ve saldırı politikası mı izleyecek yoksa Demirel'in deyişiyle "devlet vatandaşıyla mahkemelik olamaz" zihniyetine uygun davranarak yeni bir başvuru süresi tanıma yoluna mı gidecektir? Ayrıca pratik olarak devletin bütün asker kaçaklarını takibe almasının olanağı yoktur. Yasanın hapis hükmü kesindir, ertelenemez. Ama cezaevlerinin kapasitesi de bellidir, îki yüz bin kişiyi koyacak yer yoktur ! Tabi bu durum devletin hiçbir şey yapmayacağı anlamına gelmez. Bizim tahminimiz bir-iki ay sıkı takibat yapılacak ama ondan sonra iş tavsayacaktır. Bir başka sevindirici gelişmenin de eli kulağındadır. Yasadan umduğunu bulamayan genelkurmay asker açığını kapamak için iki sene sınıfta kalanlardan başlamak üzere öğrencileri askere almaya hazırlanmaktadır. Askerliğe hayır sloganı öğrenci derneklerinin gündemine girmiş bulunmaktadır.
Devletin "vicdani retçilere" karşı tutumunun ne olacağı hala muğlaktır. "Vicdani retçiler" şimdiye kadar asker kaçağı muamelesi görmediler. Devletin genel tutumu bulaşmamak yönündeydi. Bu tutum devam edebilir, çünkü vicdani retçilerin sayısı 14'tür ve bunları takibata almanın devlet açısından pratik bir yararı yoktur. Öte yandan ibret-i alem için yasanın uygulamasını "vicdani retçilerle" başlatma tutumuna da girebilirler. Özellikle anti-militarist hareket kitlesiyle bütünleşme yönünde gelişirse "vicdani retçilerin" sıkı bir polis takibine uğrayacakları kesin gibidir.
Şu aşamada "vicdani retçilerden" biri devletin eline düştüğünde yapılabilecek hiçbir şey yoktur. Vicdani retçilerin birinci görevi devletin eline geçmemektir. Bu aşamada özellikle SKD (Savaş Karşıtları Derneği) içinde aktif çalışan retçiler geri çekilmeli ve tedbir almalıdırlar. Durum en azından Eylül ayına kadar bunu gerektirmektedir.

Niçin Eylül?
"Vicdani ret" hakkının geleceği Kürt sorununun çözümüne endekslenmiş gibidir. Devlet geçen Eylül'den itibaren PKK'ye karşı mücadelesini Kürtlere karşı top yekun savaş boyutunda yürütmektedir. Bu bakış açısıyla kendi şiddet politikasını desteklemeyen herkesi PKK yandaşı ilan etme eğilimindedir. SKD'nin kapatılması, HBB televizyoncularının askeri mahkemelerce tutuklanıp basına gözdağı verilmesi, Aytek Özel'in (SKD Başkanı) usulsüz olarak askeri mahkemece iki ay tutulması, Mehmed Ali Birand hakkında soruşturma açılması, terhislerin uzatılmasına karşı tepkilerin susturulması, sivil kişilerin askeri yargıda yargılanma yollarının açılması ve en sonu DEP milletvekillerinin tutuklanması bu yönde tavırlara örnektir. Devlet bu iş Eylül'de ya bitecek ya bitecek formülünü savunmakta ısrarlıdır. Elinden gelen bütün gücüyle içeride ve dışarıda PKK'ye yüklenmektedir.
Her gün 30-40 gerilla öldürülmektedir. Dış politikada PKK'nin lojistik desteğini kesmek için yoğun uğraş vermektedir. Ekonomide hiperenflasyon göze alınmıştır. Savaş harcamaları için her gün genel bütçeden l trilyonluk kaynak ayrılmaktadır. Devletin askeri çözüm konusunda ortaya koyacağı başka bir şey yoktur. Bunca yüklenmeye rağmen Eylül'e kadar PKK etkisizleştirilmezse işin rengi değişecektir. Ya hayatın bütünüyle militarize edildiği bir askeri darbe gündeme gelecek ya da Batı'nın empoze ettiği siyasi çözüme teslim olunacaktır.
Vicdani retçiler her iki duruma da hazırlıklı olmalıdır. Eğer darbe gerçekleşirse retçilerin kendilerini korumalarının ve bir direniş geleneği yaratmalarının yolu içeride ve dışarıda toplu hareket etmekten geçiyor. Artık bireysel çıkış yapmanın bir önemi kalmadığı gibi tehlikelidir de. Eğer Kürt sorunu siyasi çözüm mecrasına girerse bu durumda ülkede demokratikleşme rüzgarları da kaçınılmaz olarak esecektir. "Vicdani ret" hakkı için ortaya atılmanın tam zamanı olacaktır.
Şunun açıklıkla saptamamız gerekmektedir. Sorunun çözümü Batı'yı TC devleti üzerinde baskı gücü olarak kullanmaktan geçmiyor. Türkiye halkını anti-militarizme ikna etmek zorundayız. Artık bir kavşağa geldik. Türkiye bir "askerlik retçileri toplu davası" yaşamak zorundadır. Bu davanın başarı şansı vardır. Eylül'de eğer "sivil" rüzgarlar eserse hazırlıklarımızı tam yaptığımız taktirde "vicdani ret" hakkını koparabiliriz. Anti-militarizmi bir mücadele alanı haline zaten anarşistler getirmişlerdir. Bir de böylesi somut bir kazanım elde edebilirsek anarşist hareket muhtemelen bir patlama yaşayacaktır. Buna karşın Eylül'de "militarist" rüzgarlar esmeye başlarsa başarı şansımız olmasa bile "mücadele geleneği" yaratmak gibi bir sorumluluğumuz vardır.
Yapılması gereken 200.000 "itaatsiz" arasın-
dan birkaç bin kişiyi, böyle bir toplu dava için örgütlemektir. Şöyle bir eylem tasarlıyoruz: Ortak savuma temelinde örgütlenmiş yaklaşık iki-bin kişiyle "zamanını bizim tespit" ettiğimiz tarihte Genel kurmaya başvurup "askerlik retçisi" olduğumuzu "hakkımızda yasal işlem yapılmasını" bildireceğiz. Dava özellikle siyasi savunma-açlık grevleri- dışarıdan destek eylemleri özellikle ailelerin seferber edilmesi- kamuoyu çalışmasını kapsayan bu çıkışın büyük ses getireceği kesindir.
Bütün gücümüzle bu eyleme hazırlanmalıyız. Bireysel çıkışlar ve tedbirsizlikler çok zararlıdır. Böyle bir çalışmanın merkezi yasal ve heterojen bir dernek olan SKD olamaz. Örgütlenme homojen ve informel olmalıdır. SKD genel destek ve kamuoyu Çalışmalarını yürütebilir. Homojenlik davanın başarısı için zorunludur. "Ben Kürt halkının ulusal kurtuluş savaşını destekliyorum, o yüzden TC'ye askerlik yapmam" ya da "Bu devlet burjuva devletidir o yüzden "bu devlete" askerlik yapmam" veya "ordu profesyonel olmalıdır" diyenlerle ortak bir siyasi savunma yapamayacağımız açık. Militarizmi reddetmeden "vicdani retçi" olanların işi gerçekten zordur.'Çünkü onlar halkı anti-militaristlerin varlığını meşru görmeye ikna etme şansına da sahip değillerdir.
Üzerinde örgütleneceğimiz siyasi savunmanın temel argümanları şunlar olmalıdır.
l- Bütün devletler ve ordulara karşıyız
2- Bütün savaşlara karşıyız
3- Emir-komuta ilişkilerine karşıyız
4- Üniformalara karşıyız
5- Cinsiyetçiliğe, milliyetçiliğe, ırkçılığa, ümmetçiliğe ve her tür kültürel ayrımcılığa karşıyız

Ayrıca savunmamızı doğal hukuk üzerinde kuracağız; mevcut kanunların "doğal hukuka" ters olduğu tezini savunacağız. Dünyada anti-militarist mücadelenin seyri ve bu seyir içerisinde "demokratik ülkelerdeki" yasal düzenlemeler, Ekleşmiş milletlerin ve uluslararası kuruluşların tavsiye kararları, insan hakları evrensel beyannamesi ve diğer uluslararası sözleşmeler ve en sonu anayasa ve yasalardaki boşluklar ve şimdiye kadar yapılan uygulamalardaki çelişmeler savunmamızın iskeletini teşkil edecek. Savunma metninin hazırlıklarına şimdiden başlanmalıdır. Eylem boyunca tavrımız (davalar, açlık grevleri ve kamuoyu çalışmaları) sakin, sekterlikten uzak, yumuşak ama kararlı olmalıdır.
Konuyla ilgilenen arkadaşlar derhal bizle temas kursun.

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

f006
Diğer
Video : chumbawmba - ciao bella (video)
Diğer
Müzik : Ciao Bella
Diğer

  Linkler
Savaş Karşıtları
Bireyin not defteri
Kara Mecmu-A Forum
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız