Yıkıcı dürtü yaratıcı bir dürtüdür.

Michail Bakunin

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Apolitika - Sayı 1

Asıl erkek olan devlete karşı anarko-feminizm Yazar : özlem

Bu yazı Anarko-feminizm hakkında bir giriş yazısıdır. Bu yazıyı okuyanlardan "Ya... feminizm varken neden anarko-feminizm?" diye soranlar çıkacaktır. Elbette bu yazı kısa ve öz bir biçimde bu soruya cevap verebilecek bir yazı olma iddiasıyla yazılmış da olsa okuyanların eleştirileriyle, eklemeleriyle tamamlanacak yanları da vardır. Neden Anarko-feminizm?
Yaklaşık iki yüzyıllık bir geçmişi olan feminizm, toplumsal ilişkiler içinde kadının konumunu eleştirir. Kadınların erkeklerden daha fazla saldırıya maruz kaldığını iddia eder ve bunun için mücadele eder. Amaç; cinsiyet ayrımını, ayrımcılığını ortadan kaldırmaktır. (Her ne kadar burjuva feminizmi bu amaçlardan sapıp, cinsiyetçi bir yaklaşımla hareket etse de...) Feminizmin, bu amacına rağmen, toplumsal değerlere karşı çıkıp, bu dererlere göre mekanizmalar geliştirdiğini ve yıkıcılıktan çok eksik olanları tamamlamak için çabaladığını görmek mümkündür. Varolan değerlere karşı savaşmak... Peki hangi kavramlarla? "Eşitlik" ve "hak" bu iki kavram feminist söylemde sürekli geçen kavramlar olmasına rağmen, gerektiği gibi tartışılmamıştır. (Eşitlik sözcüğünün sözlük anlamı: Aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan. örneğin "Herkes. kanun önünde eşit haklara sahiptir". Anayasa) Bir kadının, erkeklerle eşit olma isteği, erkeğin ondan daha özgür olduğunu kabul etmesi anlamına gelir. Ulaşmak istenen nokta, erkeklerin yaşam standartları mı olmalıdır. "Eşitlik" istemiyle kadın, asıl otoriteyi (devleti) baştan kabullenmiş ve tek isteğinin sokakta, evde, her yerde erkek gibi rahat (!) yaşamak isteğini belirtmiştir. "Hak" kavramına gelince, hangi hak, kimin verdiği ha, kimin laf edip erkeklere verdiği (!) ve kadınların sakındığı haklar...
Feminizm bu kavramlarla yıkıcılığın yapıcılığından çok, ne kadarı muhalif de olsa sistem içi bir mantıkla kendini geliştir, düzenler. Ne kadar radikal da davransa asıl gücü devleti hedef almadıkça feminizm eksik kalacaktır.
Anarşizm, içinde ekolojizmi, anti militarizmi, anti kapitalizmi barındırdığı gibi feminizmi de barındırır. Anarşizmin amacı, her türlü otoritenin ortadan kalktığı, sınırsız, mülkiyetsiz, cinsiyetsiz bir toplumdur. Ve varolan devlete karşı bu savaşımda kadınların sorumluluğu biraz daha fazladır. Çünkü devlet erkektir. Devlet varlığını, iktidarını korumak için; kendi iktidarını taklit edecek gruplarla, kurumlarla ilişki içindedir. (Aile kurumu gibi)
Erkeklerde bu oyunun kuklalarıdır. Erkek devletin erkek vatandaşları olarak; ezen, sömüren, öldüren devleti örnek alırlar ve kendilerinden farklı olanlar (!) ezerler, sömürürler. Böylece devlet, huzur içinde gücünü her gün kendine kanıtlayacak vatandaşlarıyla yaşamının tadının çıkarır. Bunu yaparken bir yandan onları da nasır sömüreceğini düşünmekten geri kalmaz tabii.
Feminist söylemlerde insanların ezildiği, sömürüldüğü kabul edilir ama kadının ikinci bir saldırıya maruz kaldığı eklenir. Bence bu saldırıyı, ikinci bir saldırı olarak görebilmenin altında yatan mantık şudur: Karşısındaki güç ne kadar yalınsa, saydamsa, ne kadar basit ve hantalsa ona karşı mücadele de o kadar kolaydır. Yani; neye karşı nasıl savaşacağını görmek önemlidir. Hatta o gücü ortadan kaldırmanın birinci koşuludur. Bu nedenle günlük yaşamda, toplumsal ilişkilerde ikinci bir saldırıya maruz kalan bizlerin -kadınları- bu duruma müdahale etmesi en azından bunu görmesi daha kolaydır. Neden?
Kadının karşısında etten, kemikten oluşmuş bir yumruk, ağız dolusu iğrenç küfürler ve yaşamının her anında onu ezen, sömüren, aşağılayan anlaşılacak kadar bariz bir güç vardır. Bunları görmenin kolaylığıyla kadın erkekten önce harekete geçerek bu saldırılara karşı savaş açar.
Peki, erkeğin kendini ezen, sömüren gücü görmesi ve bunla savaşması nasıl olur? Asıl erkek olan devlet, erkeklerin iliklerine kadar işlemek ister, işlemiştir de. Onlara sünnet' fotoğraflarıyla böbürlenmelerini söyler, silahlarla, arabalarla oynamalarını, pantolon giymelerini, kısa saçlı olmalarını, askere gitmelerini söyler, evlerinin "reisi" olmalarını söyler, "itaat et" der. "Devletine itaat et ve tam bir erkek ol, kendine itaat ettir, kadınlar sana itaat etmeli" ve ekler "kadınlar sizin tarlalarınızdır, dilediğiniz gibi sürebiliriz", erkek bunları dinler, askere gider, evinin reisi olur, penisiyle gurur duyar, ölene kadar santim (cm) sorunu olur, kadını döver, onun kadın olan anasına küfreder. Kadın üzerindeki bu baskılar artar, artar ve etten, kemikten oluşmuş yumruktan bıkan kadın "hayır" deyip onunla mücadeleye başlar. Kadın savaşır, peki ya erkek?
Erkek bu saldırıyı, sömürüleri, yani devletin ona verdiği gücü reddederse başına ne gelir? Devlet ona güç vermiştir; Tanrı ona penis vermiştir, anayasa, ailenin koruyucusu, kollayıcısı unvanını vermiştir. Bunları nasıl reddeder, askere gitmeyi, kadınlara küfretmeyi, kısa saçlı olmayı, pantolon giymeyi, ezmeyi redde bilir mi?
Ezen kimliğini reddedip, ezilenin saflarına geçmek hasımları içinde en aşağılayıcı durumdur onun için. Ezen olmak yerine, ezilenin yanında yer almayı tercih etmiştir o. (Hele bir de eşcinseller vardır ki, onlar kadınlardan da çok horlanırlar, aşağılanırlar. Çünkü onlar erki reddedenlerdir devletin onlara verdiği erki -erkekliği- terk edenlerdir ve devletin erkek ahlakını tehdit edenlerdir) Erkek kimliğine yaklaştıkça pohpohlanan kadının tersine, erkekler erki reddettikleri ölçüde aşağılanırlar.
Hem erkek hem de kadınlar için görülmesi , gereken asıl otorite devlettir. Erkeği ve kadını birbirinden uzaklaştıran, birbirine kırdıran, yalnızca kadını değil erkeği de tehdit eden asıl güç odur.
îşte! Anarko-feminizm -feminizmin unuttuğu şeyi- mücadelesini toplumsal yargının dışına taşır. Yıkıcıdır. Devletin, varolan tüm otoritelerin düşmanıdır. Tüm kurumların karşısındadır. Varolan yargıların, değerlerin karşısında "birey" olmanın verdiği güçle savaşır. Varolan ahlakı reddeder. Tüm esilenleri, erki reddedenleri bu ahlaka karşı mücadeleye çağırır.
"kahrolsun erkeklik, kahrolsun kadınlık. Yaşasın Birey."

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

y029
Diğer
Video : chumbawmba - ciao bella (video)
Diğer
Müzik : Salud Proletarios
Diğer

  Linkler
Lambda İstanbul
Liberter
Emek Araştırmaları ve Dayanışma Topluluğu
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız