Özgür bir toplum, eski düzenin yerini 'yeni düzen'in alması olamaz. Özgür bir toplum, özgür eylem alanlarının toplumsal yaşamın çoğunu oluşturuncaya dek yayılmasıdır.

Paul Goodman

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Apolitika - Sayı 1

Yadsıma ve yalana anti-heteroseksist bir müdahale girişimi Yazar : KAOS GL

Ekim Devrimi Ve Gayler

Kapitalizmin merkezi diktatörlükleri için tam bir zafer olan Yeni Dünya Düzeni eski doğunun zincirleme yıkımını getirmişti. Doğunun başlangıcı olan Ekim Devrimi ve SSCB liberal rüzgarlar arasında büyük bir gürültüyle yıkılıyor ve yetmiş yıllık bir süreci de noktalıyordu. Gerçi biten ne, başlayan ne? Hayat; yıkarken kuran, kurarken yıkan sürekli bir devrime dönüştürülmedikçe, her zaman biten ya da başlayan bir şeyler olacaktır. Ancak neyin bitip neyin başlayacağına, sürekli mücadele içinde bulunan, doğrudan özneler karar verebilirler.
Bize bütünüyle tiksinti veren liberal rüzgarlardan zihnimizi koruyarak; artık tarih olan Ekim ve SSCB'ye gay bilincimizle bakmak istiyoruz. Bu bakış bir zorunluluktan kaynaklanıyor. Çünkü biz gayler için söz konusu olan öncelikle hayatta kalma meselesi olmuştur.
Gorbaçov'un ilk döneminde yanılsama bazı çevreler için hala devam ediyordu. Fakat fazla zaman geçmeden durum anlaşıldı. Yeltsin domuzuyla birlikte hikaye bütünüyle bitti.
Yetmiş altı yıldır yaşanan süreç kim için ne anlam taşıdı ve taşıyor? Merkezciler, bu sürecin yetmiş yılına sahip çıkıyorlar. Maocular kırk yılına, Troçkistler bürokratik yozlaşma öncesine sahip çıkıyorlar. Anarşistler için ise aynı süreç bütünüyle ölüm ve felaket anlamına geliyor. Ortada somut bir süreç, bir toplumsal gerçeklik, toplumsal bir olgu var. Bu olguya dışardan ve içerden yaklaşımda düşünsel ve maddi konumlar belirleyici oluyor. Yani görmek istediğini görüyorsun; ideolojik kopuşlar ayrışmalarla diplomatik -devlet ilişkilerinin getirdiği kopuşlar birbirine karışıyor. Önce ve doğal olarak anarşistler temizleniyor. (Bu aşamada Troçki, daha sonra kendisini ortadan kaldıracaklarla beraber) Daha sonra Troçkistlerin deyişiyle bürokratik yozlaşmayla beraber Troçki ortadan kaldırılıyor. Maocular için devrim hala devam ediyor. Onlar Kruşçev'i bekliyorlar. Merkezciler ise yetmişinci yılında hikayenin bittiğini kabul ediyorlar. Peki, bu çok önemli süreç diğer insan ve gruplar açısından ne anlam taşıdı ve taşıyor?
Kendi coğrafyamızdan bir anımsatma: Bugün Kuzey'de, Azeriler, Zaza'lar, Asuri'ler ve diğerleri çıkıp da "Biz de varız!" demezlerse onları kimse anmıyor. Sorun çıkarmazlarsa da kimsenin anacağını sanmıyoruz. Aynı şekilde yetmiş altı yıllık süreç, dönemsel ve bütünsel olarak eşcinseller ve kadınlar için ne anlam taşımakta? Kadınlar ne ise de gay ve lezbiyenlerin durumu kendilerinin dışında kimleri ilgilendirdi. Sürecin kırk yılma sahip çıkanlar, "sorun"u herhalde "Çin modeli" ile çözecektirler: Yani devrimle birlikte bu sorun da ortadan kalkacak! İroni ve karamsarlık bir yana gerçek bu değil mi? "Sorun" kendini dayatmadıkça iktidar hayatın birçok alanına gözlerini kapıyor.
Bolşevik devrimle beraber gayler ve lezbiyenler hukuksal özgürlüklerine kavuşmuşlardır. (Gerçi lezbiyenler biz gaylerden her zaman daha şanslı olmuşlardır diye düşünürdük. Bunun böyle olmadığını öğreniyoruz. Ural Dağlarındaki Kungur Kadınlar Hapishanesinden Uliana anlatıyor: Buraya ilk geldiğimde kadınların çiftler halinde yaşadıklarını görüm ve büyük bir şok geçirdim. Lezbiyen kelimesinin anlamını bile bilmiyordum. Böyle bir şeyin var olabileceğini de... O güne kadar ne basın ne de televizyon bu konuda herhangi bir şey duyulmamıştı. Bir kadının ancak bir erkekle birlikte olabileceğini sanıyordum. Ama iki kadının o şekilde yaşaması bana delilik gibi geliyordu. Bir kadının bir başka kadın için o anlamda ilgi duyabileceğini kafam almıyordu. Ama bakınız, artık bu düşünceye alıştım...") Bu durumun toplumsal bir özgürlük olmadığı kısa sürede anlaşılıyor. Stalinist dönemle beraber eşcinsellik yeniden suç sayıldı. Beş yıllık hapis ve tımarhaneler gibi hukuksal düzenlemelerle birlikte bürokratik şantajlar dönemi başladı. Sanatçı ve yüksek konumlu eşcinsellere yönelik şantaj; ya iktidarı öveceksin ya da deşifre edileceksin" tehdidiyle somutlaştı. Günümüzde ise bir başka rezillik ve paradoks yaşanıyor. Bazıları için olumlu her şeyin ortadan kaldırıldığı bir dönemde Rus gayler örgütlenme ve serbestlik kazanıyorlar. Dileriz ki Rus gay kardeşlerimiz yanılsamaya kapılmazlar da, bu durum gerçek bir toplumsal özgürlük için kalkışma adımı olur.
Bugün Türkiye'den "biz", bu yetmiş altı yıllık sürece nasıl bakmaktayız? Öncelikle "biz" kimiz? Konumlar ve düşünsel perspektifler "biz"i ayrıştırıyor. Doğal olarak farklı değerlendirmeler ortaya çıkıyor. Eşcinseller için de aynı durum geçerli. Hapis ve tımarhane ya da "Çin modeli" bu durumu ortadan kaldırmıyor. Birileri için devrimin kuruluşu ve gelişmesi anlamına gelen süreç gayler için tam bir cehennem anlamına gelebiliyor. Ve Türkiyeli anarşist gayler olarak bizi de ilgilendiren budur. Bu açıdan Rus gay kardeşlerimiz gibi bizler için de kırk yılın da artı otuz yılın da bir farkı yoktur. Evet biz anarşist gaylerin baktığı alan budur. Sonuç olarak ilgili toplumda gay ve lezbiyenlere "gay" ve "lezbiyen" olarak hayat hakkı var mı yok mu? Yanılsamasız ve gerçek anlamıyla bir gay ve lezbiyen var oluşunun ancak anarşist bir toplumda var olacağına inanıyoruz.

  Etkinlik Takvimi
Aralık
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Kasım Ocak


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

Yunanistan İsyanı
Diğer
Video : Haymarket
Diğer
Müzik : Ay Carmela
Diğer

  Linkler
Anarşist Yazın
Toplumsal Ekoloji
Karakök Otonomu Türkiye/İsviçre
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız