Kimsenin bir diğerini baskı altına almasının imkansız hale gelmesini mi hedefliyorsun? Öyleyse, kimsenin iktidara sahip olmamasını sağlaman gerekir.

Michail Bakunin

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Apolitika - Sayı 2

Komünar ruh ve anarşist bilinç Yazar : Nesimi Şahveti

"Özgürlük, herhangi bir etki yapmaktan vazgeçmeyi gerektirmez. Her insanın özgürlüğü, içinde doğduğu ve içinde yaşayıp öldüğü ortamın onun üzerindeki fiziki, zihni ve manevi etkilerini kalabalığıyla her zaman yeni baştan oluşan sonuçtur. Aşkın, tanrılık, kendine yeterli ve bütünüyle bencil bir özgürlük adına bu etkiden kaçmayı istemek, varolmamayı amaçlamaktadır. Başkalarını etkilemekten vazgeçmek, toplumsal eylemden, hatta insanın düşünce ve duygularına anlatım vermekten vazgeçmektir. Bu da yine varolmamaya eğilim göstermektir, idealistler ve metafizikçiler tarafından öylesine coşkunlukla övülen bu ünlü bağımsızlık ve bu anlamda düşünülen bireysel özgürlük, düpedüz hiçlikten başka bir şey değildir."

M. Bakunin


Yazının haslığını okuyanlar doğal olarak kafalarında bu önermeleri canlandıramayacaklardır. Bunun sebebi mücadele içerisinde ve/veya anarşist bir mücadele içerisinde olmayan anarşistlerin durumundan kaynaklanıyor. Tahakkümle insan arasındaki çelişkiyi anlayıp bilince çıkaramayanlar, devrime inanç ya da mücadele etmek gibi bir sorunu olmayanlara bir çağrıdır bu yazı. Böylesi zor bir süreçte yani anarşistlerin anarşist bir hareket ve bu ülkeye özgü bir anarşist kimlik mücadelesi sırasında, herkesin öyle veya böyle kavgaya verebilecek bir şeyleri vardır. Ama önce komünar ruh ve anarşist bilinç gereklidir. Egemen kültür ve yaşam biçiminin sunduğu özgürlüklerle yetinen insanlara önerebilecek tek şey yaşamı devrimleştirmektir.

Komünar Ruh Mücadelenin Özüdür
Devrim yaratıcılık, hayal gücü ve hepsinin ötesinde cüret ister. Devrim yaratmak, devrimi ruhunun derinliklerinde hissetmekten geçer, çünkü devrimi cüretli olmak, yıkıcı olmak gibi olgular belirleyecektir. Buradan hareketle tahakkümün kafaların içine kurduğu karakolları yerle bir etmenin yolu yaşamı, benliğini devrimleştirmektir. Şunu unutmamak gerekir ki devrim hiçbir zaman bizim dışımızda gelişen bir olgu ya da tarihsel materyalizmin nitel sıçramalarından biri değildir. Devrim biziz ve devrimi içselleştirip yaşam biçimimizle örtüştürdüğümüz oranda cüretimiz artacak ve gerçekten devrim biziz diyebileceğiz. Yaşam biçimini devrimleştirmek sadece bireyin kendisinden ibaret değildir. Çünkü, devrim örgütlülük gerektirir ve bireyin devrimleşmesi için örgütlü bir çalışma gereklidir. Yapabileceklerimizde sınır tanınmamalıdır. Bulunduğumuz her alanda değiştirmek, dönüştürmek ve yıkmak ruhuyla hareket etmeliyiz.>
Komünar ruhu oluşturan birkaç temel nokta vardır. Bugünün ihtiyacı anarşistlerin misyonlarının farkında olmalarıdır. Otorite ve devletin düşman olduğunun farkında olmak yetmez. Onun karşısında durabilecek, onu yıkabilecek tek gücün anarşist bir hareket olduğu unutulmamalıdır. Düşmana kin duymak için arkadaşlarımızın öldürülmesi gerekmiyor. Kinimiz yüzyılların birikimidir, otoriteye karşı, otoriterlere karşı özgürlüğü istemenin, ama engellenmenin kini. Her yenilgiye uğrayışımızda dersler çıkarmanın yanında kinimiz artmalıdır. Çünkü tahakkümün boyunduruğunda geçen her gün özgürlüğümüzün biraz daha azalmasını getiriyor. Gerçek barış ve özgürlük ancak anarşist bir dünya ile gerçekleşir. İsyanın kolay ve kimseyi incitmeden gerçekleşebileceğini kimse söyleyemez. Örneğin, "savaşa hayır" gibi sloganlara söylenecek şey şudur: Savaşa ve savaşan devletlere karşı devrimci savaş! İkinci noktaysa devrime, ütopyamıza inanmaktır. Çünkü işkence hanelerde zafere inanarak, devrime inanarak dilenilecektir. Yalnız bu inanç sadece duygulardan oluşmamalıdır. Çünkü devrimi yapmamızın nedeni ütopyayı gerçekleştirmektir. Devrime inanç dediğimiz olgu devrim olmadan ya da olduktan sonra gibi iki bölüme ayrılamaz. Devrim sürekli bir durumdur. Devrime inanmak demek tahakkümü ve otoriteyi yıkma mücadelesinde ilk adımı atmak demektir. Zafere inanmayanlar baştan kaybedeceklerdir. Devrime inanç, devrim için düşünmeyi, yaratıcılığı ela beraberinde getirecektir. İnancımız ve yaratıcılığımız kavganın bayrağını yükseltecek yapı taşlarıdır. Unutulmaması gereken bir nokta da anarşizmin sadece bir siyasal düşünceden ibaret olmayıp, aynı zamanda ütopyacı bir inanç olduğudur. Bunu söylerken anarşist bir dünyaya inanmanın vurgusu önemlidir. Üçüncü ve yine önemli bir nokta ise ahlak sorunudur. Çünkü komünarlık ve/veya komün yaşamı ahlak gerektirir. Bu ahlak özgürlükçü ve paylaşımcı bir ahlaktır. Bize bir dost, bir post yetmelidir. Bu aynı zamanda anarşizmin özgürlük vurgusunu da ifade eder. Anarşist ahlak sadece ütopyanın yaşama geçmesinden sonraki insan ilişkilerini belirlemeyecek, bugünün komünar, mücadeleci örgütlenme ve insanlarının ilişkilerini de belirleyecektir. Bizler koltuk istemiyoruz, bizler uygarca yaşamak istemiyoruz, biz onurluca yaşamak, özgür olmak istiyoruz. Bu nokta bizi otoriter komünistlerden ayırıyor. Toprağımız, komünlerimiz ve özgürlüğümüzle yaşayamıyorsak öleceğiz.

Anarşist Kavga İçin Anarşist Bilinç
Ezilen, sömürülen ve dahası özgürlüğü elinden alınmış insanları ayaklandırmak, anarşist bir bilinçle olanaklıdır. Anarşistler hiçbir zaman otoriter eğilimlere ılımlı yaklaşamazlar. İspanya, Ukrayna örneklerinden çıkaracağımız ders budur. Bu örneklerdeki olumsuzluğun ana kaynağı anarşist bilinç eksikliğidir. Anarşizmi bütünlüklü ele almak gereklidir, yoksa günlük politika yapmaktan kurtulunamaz. Demek ki anarşizmi bütünlüğüyle ele almak, koşullar ne olursa olsun bundan taviz vermemek, özgürlük idealini içselleştirmek bizleri her türlü otoriter yanılsamalardan kurtaracaktır. Bilinç dediğimiz olgunun üzerine kafa yormak kendimizi bu noktada sorgulamak zorundayız. Ne yaptığımız, ne yapacağımız en azından kafamızda netleşmelidir. Öyle ki, bugün için bir çok anarşist ne istemediğini bildiği halde, yine bir çoğu ne istediğini bilmemektedir. Kendimizi bir özeleştiri süzgecinden geçirerek netleşebiliriz. Zaten bugün varolan bilinç bulanıklıkları anarşistlerin öncelikli sorunudur. Bu duruma karşı örgütlü bir karşı çıkış bilincini netleştirmek, anarşist kültür yaratmak gereklidir. Devrim bu yüzden ertelenemez ve benlikleri devrimleştirmek gereklidir. Anarşist devrim yüzyılların otoriter pisliğini temizleyecek bir devrimdir. Anarşist bilinci ara evrelerle yada hafif otoriter yöntemlerle oluşturamayacak ve insanlara sunamayacağımıza göre bugünden başlamak tek çıkış yoludur.
"...Şimdi bu soruyu çözümlemek için eğer şimdiye kadar politik bilince sahip olmayan bir halka propaganda yoluyla politik bilinç verilebilirse halk kitleleri içinde bu bilinci gerçekten oluşturanın ne olduğunu inceleyelim. Israrla halk kitleleri içinde diyorum. Çünkü bildiğimiz gibi az yada çok ayrıcalıklı sınıflar için bu bilinç kitlelerin yönetilmesini ve emeğin sömürüsünü bir hak olarak kazanılmasının sağlamlaştırılmasının düzenlenmesinin bilincinden başka bir anlam taşımaz. Fakat sürekli olarak kullanılan yönetilen, sömürülen kitleler içinde politik bilinci oluşturan nedir? Bunu mutlak olarak oluşturan tek bir şey vardır:. Kutsal Ayaklanma. Bu bütün özgürlüğün anası devrimci gelenek ayaklanmayı örgütleme ve başarıyla sonuçlandırma sanatı özgürlüğün tüm gerçek pratiğinin bu tarihsel temel koşullan.
Gördüğünüz gibi bu iki kelimenin politik, bilinç deyiminin kökeni itibariyle ve bütün tarihsel gelişim boyunca tamamen zıt iki bakış açısına göre düşünülen çok farklı karşıt iki anlamı vardır. Ayrıcalıklı sınıfların bakış açısına göre, kullanılan ve boyunduruk altında tutulan kulelerin sömürüsü amacıyla devletin olduğu gibi örgütlenmesi, kullanılması ve fethedilmesi 'anlamını taşır. Kitlelerin bakış açısına göre ise, tersine devlete karşı ayaklanmayı ve sonuç olarak devletin yıkılması anlamına gelir. Görüldüğü gibi taban tabana zıt iki olgu var karşımızda."

(M.Bakunin, Marx'a Karşı El Yazmaları, Birey Yayınları)


Bakunin'in anlattığı biçimiyle politik bilincin anarşist, özgürlükçü bilinç olduğunu kavramak gerekir. Ahlak olgusu burada tekrar karşımıza çıkıyor. Anarşist bilinç ve ahlak bütünlüğü ve birlikteliğiyle özgürlükçü ilişkilerin temeli olacaktır. Ancak, anarşizmin bilinçli bir savunucusu ve eylemcisi ahlakını da koruyabilecek ve mücadelenin zor süreçlerinde ahlak silahını kullanabilecektir. Öngörüleri de bu ahlaka uygun olacak tersi bir durumla karşılaştığında ise, iradi müdahale ve inisiyatif şansını yine anarşist bilince başvurarak kazanacaktır. Anarşist bilincimiz, komünar ruhumuz özgürlüğümüzdür.

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

hAber
Diğer
Video : Anarşizm
Diğer
Müzik : Hijos del Pueblo
Diğer

  Linkler
An kara Fanzin
Lilith Kolektifi
Bireyin not defteri
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız