Tarih kazananların propagandasıdır.

Ernst Toller

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Apolitika - Sayı 2

Yaşamı yaşarken Yazar : İbrahim Elmas

Bir muhalif görüş, ne kadar ustalıkla dile getirilmiş olursa olsun, ancak uygulanabilir olduğu sürece geçerlidir.


Sürekli algılıyorum ama bu algılarımı hızlı bir bilinç akışından çözüp, cümle cümle kağıda dökemiyorum. Yazı yazamıyorum, bir teyp alıp ona konuşmanın iyi olacağını düşünüyorum. Şu anda yoldayım, dışarıda reklam panoları ve ağaçlar var otuz saniye kadar başka şeyler düşündüm, bu bende sürekli varolan ve engelleyemediğini bir durum kafamı çok toplayamıyorum. Genelde ölüm, arkadaşlık ve sorumluluk üzerine düşünüyorum. Yaşamın anlamsız geldiği anlar çoğalmaya başladı; çünkü iş yok. Yani çok fazla düşünüyoruz ama bunu yaşama geçiremiyoruz. O zaman niye düşünüyoruz? Niye bunları yaşama geçiremiyoruz? Korku ve kaygılarımız mı var? Olması veya olmaması mı gerekiyor? Cevap: Korku ve kaygı sadece kendi ahlakımız çerçevesinde gerçekleşebilir (yine başka şeyler düşündüm). Ö ahlakı yaratan, yaşama geçiren ve ortaya koyan insanlar bunun sorumluluğunu taşırlar. Sınırlar iyi çizilmelidir. Geçmiş yaşamlarımızdan getirdiğimiz çeşitli tahakküm parçacıkları buraya taşınmamalıdır. Somut yaşam pratiğine dayalı kaygılar ve korkular yok edilmelidir, insanlar, "yaşamak için para lazım, anarşist olunur ama anarşist olarak yaşanamaz" gibi bahaneleri öne süreceklerdir. Bu bahaneleri kendi nezdimizde yok etmek için sadece ahlak yeterli olmayabilir, ama ahlak temelinde yükselmeyecek hiçbir davranış biçimi de buna yardımcı olmayacaktır, insanlar; okul, aile, iş, yaşam gibi konulardaki tavırlarını net koymalıdırlar. Okulumu bitireyim sonra, ailemle ilişiklerimi yok edemem, sonucunda bizim başarabileceğimiz çok fazla şey yok, biriki yıl uğraşır sonra bırakırız, o zaman nasıl yaşayacağız (okulu bıraktık, aile yok, iş yok v.b.). Bu noktada insanların yaşamla ilişkilerini sorgulamaları gerekir. Yaşama bağlılık noktalan nedir? Yaşamanın böylesine iğrenç bir yaşamın anlamı nedir? Niçin yaşamak isterler? Bütün bunları devrimci bir anarşizmle nasıl bağdaştırabilirler? O zaman yaşama tutkusu gibi bir şey saçmalıktır. Tersi düşüncenin ölüm severlik olmadığı belki de odur, bu yaşama duyulan nefret yüzünden insanlara nasıl anlatılacaktır. Bizi içki, sigara içmek, cinsel özgürlük gibi şeyler mi yaşama bağlar, yoksa daha önce bahsedilen korkular mı? Net olmayan, isteklerini, sınırlarını bilmeyen insanlarla herhangi bir şey yapılamaz. Eğer ben insanlardan bunları bekliyorsam, verebilecek konumdayımdır. Bu konumda olan bir insan da bunu diğerlerinden bekleme hakkına sahiptir.
Bugün Türkiye'deki anarşistlerin handikaplarından birisi politika (nefret ettikleri politika) yapmaları, bir diğeri ise, çıkış noktası bulamamalarıdır. Politik alanda çıkış başlamış (dergiler, bir mayıs gösterileri), politikaya bulaşılmıştır. Bu alanda çalışma yapılması gerekliliği tartışmaları yöntem ve içerik bakımından incelenebilir. Ama, dışa vurumu boş ve ayakları havada gözükmektedir; öyledir de. insanlar mucize beklememekle beraber, yine de mesih beklenmektedir. Sanki birileri gelecek ve onlara sihirli bir asa verecektir.
Din (özellikle de alevilik) ve kahramanlık olgusu konularında tartışılmalı, bunlar bir sonuca bağlanmalıdır. Ölen insanlar kahraman olmuşlardır ama, ölmeyenler ya hain, ya korkak ya da başka aşağılayıcı niteliklerle anılmıştır (örneğin, E.Kürkçü). Kaza sorgucu ölen devrimcilere ne oldu? Bu nasıl bir ahlaksızlıktır böyle? Kahramanlık kültü yaratmanın sakıncaları görülmelidir, insanlara değer yüklemek ayrı bir şeydir. Çarpışmada ölen devrimci de, kazada ölen devrimci île değerli insandır. Çünkü bir ahlaka sahiptirler. Bu noktada ahlaka geri dönüşler yapılmalı, bu da ahlakı oluşturan öğeleri belirlemelidir. Yukarıda belirtilen "devrimcilik" devrimci anarşizmdir. Marksistleri bu noktalarda ahlaksız bulduğum için onları devrimci kabul etmiyorum. Çünkü görece devrimcilik, görece özgürlük diye şeyler yoktur. Marksistler özgürlüğü zorunlulukların belirlediği durum diye algılarlar. Sonra da bunlara göre hareket ederek özgürlüklerini belirlerler. Zorunlulukları sübjektif (objektivizm büyük bir yalandır) bir biçimde belirleyerek, özgürlükleri yok ederler. Zaten bu çıkmazlarıdır ki, onları bugün bu noktalara getirmiştir. Bu ise, ahlaksızlık, devrime ihanet ve yok oluştur. Yaşamla köprülerini atamazsa, anarşizmin sonu da bundan farklı olmayacaktır. Bugünkü konumun kötü olması da bu köprüler yüzündendir.
Sonuç olarak, bu konular üzerinde durulması yaşamsal bir öneme sahiptir. Yoksa yaşamlarımızı kaybedeceğiz, tüketeceğiz ve yok olacağız. Bu bir başlangıçtı sonunu getirelim.
Dostça selamlar.

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

CNT-FAI
Diğer
Video : Anarşizm
Diğer
Müzik : Hijos del Pueblo
Diğer

  Linkler
Yabanıl
Çalışmaya Hayır
Global Disaster
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız