Devlet, insanlar arasındaki bir koşuldur, belli bir ilişkidir, bir insan davranışı tarzıdır; bizler başka ilişkiler üzerinde anlaşarak, farklı davranarak onu yok edeceğiz.

Gustav Landauer

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Apolitika - Sayı 2

Yeni bir pencere açmak Yazar : Ferhat Karabay

Şehir yaşamının her parçası özgürlükçü birey için dayanılmazdır. Metropol, insanı her şeyden önce boyutlarının büyüklüğüyle sınırlar. Ulaşım paran varsa da sorundur. Paran yoksa her şey sorundur. Şehrin hızlı akan ve "nakit" kadar değerli zamanı, bireyler arasında organik ilişkiler kurulmasına olanak tanımaz. Yaşamı sürdürebilmek için günde sekiz saat çalışma zorunluluğu, düşünmek için ne zaman, ne de enerji bırakır. Metropol insanı hep "biraz yorgun"dur. Çoklukla da "başı biraz ağrıyor"dur. Zamanın hızlı akmasına alışmış olan insan bu hızın azalmasına dayanamaz. Hep dışarıdan gelecek bir eğlenceye ihtiyaç duyar. Bu da kendisinden hiçbir zaman esirgenmez zaten. Bu hastalıklı kültür, korkunç yayılma hızını yüzeyselliğinden alır. Daha derin ye daha yoğun olana duyduğu içten tutku, "sisteme yenilmiş olmanın" getirdiği yorgunluk psikolojisiyle sakatlanmış olan insanların en yakın sığınağıdır yüzeysellik.
Sadece gece "geç" saatte "ev" denen kutunun dışında olmanın bile, güvenlik ve düzenden sorumlu ekiplerin size şüpheli kişi muamelesi yapmalarına yettiği bir şehirde yaşıyorsunuz. Tartıştığınız trafik polisinin silahını çekip sizi vurabileceği bir ülkede. Bir cinnet kültürünün içinde, bir çılgınlık toplumunda yaşıyoruz. Varolan durumu var eden de bizleriz. Yok etmeye çalışacak olan da biz.
Bu hastalıklı tüketim toplumuna ve önün yüzeysel eğlence kültürüne alternatifler yaratmak bugün bir zorunluluktur. Zamanla kendi dilini, kendi eliğini ve yaşam biçimini oluşturarak karşı kültür halini alacak alt kültürleri oluşturmak zorundayız. Bunun yolunun metropol ilişkilerinin geçersizleşeceği, her bireyin kendisini özgürce tanımlayabileceği mekanlar oluşturmaktan geçtiğini düşünüyorum. Bir mekanı paylaşmak bile bir çeşit özgürlüktür. Aynı duygu ve düşünceleri paylaşan pek çok anarşistin birbirlerini tanımadığı, pek çoğununsa "eylemden eyleme" görüşebildiği bu şartlarda, kendi adıma, böyle mekanlara gereksinim duyuyorum, insanların aynı mekanı paylaşarak birbirlerini tanımaları ve beraber davranabilmeyi öğrenmeleri için yaşanması gereken deneyimler olduğunu düşünüyorum. Birlikte üretebileceğimiz, ürettiklerimizi paylaşacağımız, üstümüze üstümüze gelen yaşama karşı birlikte mücadele edebileceğimiz "kaleleri" artık kurmaya başlamalıyız.
Biraz da "nasıl"ına değinmek istiyorum. Önermek istediğim birkaç yöntem var (yöntemler elbette bunlarla sınırlı değil, bunlar benim aklıma gelenler). Birincisi işgal evleri. Ev işgalini tıpkı askerliğin olduğu gibi, mülkiyetin de vicdani olarak reddedilmesi gerektiği düşüncesinin somut bir uygulaması olarak görüyorum. Bu tarz bir eylemlilik polisle ve "mülkiyetin temeli" olan adaletle karşı karşıya gelmeyi de beraberinde getirecektir. Bu noktada, bence asıl önemli olan tavır ve davranışlarımızla ve çevredeki insanlarla kuracağımız olumlu ilişkilerle, polise "buradan çıkın" diyebilme meşruiyetini kazandırmamaktır. Bu tutumun tek amacı işgal evini korumak olmayacaktır. Asıl istenmesi gerekeni, devrimi duygularımızı ve savunduğumuz düşünceyi insanlara örnek eylemlilikle ve birebir organik ilişkilerle aktarmaktır. Yani ister işgal evi olsun, ister kira ödensin oluşturulacak ortam sadece kendi içine dönük olmamalıdır. Mahallelilik, hemşerilik gibi aynı mekanı paylaşmaktan doğan organik ilişkiler gündeme gelmelidir.
İkinci biçim, kahvehane veya lokal benzeri "ticari" ortamlardır. Bu gibi ortamlar katılımcılarının isteklerine göre atölyelere, müzik stüdyolarına ve benzeri yerlere dönüşebilmelidir. Böyle bir ortam çevresinde örgütlenmenin avantajı, gereksinim duyan insanların (stüdyoya müzisyenler, atölyeye el sanatçıları gibi) biz onları bulmaya uğraşmadan, onların bize ulaşmaları olacaktır.
Şehir kültürüne karşı alternatif bir kültürün oluşturulmasına çalışılma alanlarının bir tanesi de; şehirden uzakta, ufak köylerde, görece daha kapalı ortamlar olabilir. Bu ortamlardan dergiler, bildiriler çıkartmak yoluyla yaşanan deneyimler aktarılabilinir.
Yöntemler gerçekten sınırlı değildir. Önemli olan bizi boğmakta olan kapitalist yaşamın dokusunda gedikler açmak ve birbirimize nefes alma fırsatları yaratmaktır. Metropol, duvarlarını henüz yıkamıyorsak ela onlara bir tuğla daha eklememek için çaba harcamak zorundayız. Tarafsız kalmak ezenden taraf olmak demektir.

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

LGBTT Korteji
Diğer
Video : Anarşizm
Diğer
Müzik : Ay Carmela
Diğer

  Linkler
Portakalzine
Lilith Kolektifi
Mülksüzler Radyo
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız