Sahip olma isteği beyazlarda bir hastalık olmus. Bu insanlar, zenginlerin bozabileceği ama fakirlerin bozamayacağı birçok kural koymuşlar. Yönetici olan zenginleri güçlendirmek için fakirlerle güçsüzlerden vergiler alıyorlar. Bizim annemizin, toprağın, kendilerinin olduğunu söylüyor, komşularını çitler yaparak kendilerinden uzaklaştırıyorlar; toprağı binalarıyla ve diğer süprüntüleriyle çirkinleştiriyorlar. Bu ulus, baharda yatağından taşarak, yoluna çıkan herşeyi yok eden bir ırmağa benziyor...

Oturan Boğa (Siyu Kabilesi)

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Amargi - Sayı 1

Negatif söylemim pozitivitesi Yazar : Ahmet Nazım Hür

Özgürlükçü söylemin güçlülüğü ve güçsüzlüğü negatif söyleminde yatmaktadır. Pozitif söylemlerin şabloncu olduğu ve insanı uzak programlar ürettiği sosyalizmin çöküşü ile bugün bir kez daha doğrulanmıştır. İnsana uyması mümkün olmayan şablonlarıyla insansız. insanı doğanın efendisi gören ve doğa üzerinde kurulacak tahakkümün güçlülüğü ile insanın özgürleştiğini savunan tezleriyle hümanist Sosyalist söylem(bugün hümanizmi savunmayan sosyalistler de vardır Lenin'i savun-• mayan Sosyalistlerin olduğu gibi) oluştuğu ilk günden bu yana özgürlük düşüncesinden uzak atiği ve kitch estetiğe sahip şatosu tahakküm ile ayakta durdurulmaya çalışılmış ve sonunda tüm otoriter düşünceler gibi yıkılmıştır. Bugün iktidarın tadını tatmış sosyalist yöneticiler hiçbir vicdani rahatsızlık duymadan ülkelerini kapitalizme satma yarışına girmişlerdir. Çünkü yönetenin ideolojisi yönetmektir. Yöne timin şeklinin Sosyalist, Faşist, Kapitalist olması yöneten için fark-etmez.

Negatif söylemin, Özgür bir dünya isteyen insanlar için önemi yadsı • namaz. Bugün ki yasam biçimi içinde oluşmuş bireyler Kendi özbenliklerine varabilmek için negatif söyleme tutunmak zorundadırlar. Pozitif söylemler bugünkü yaşamı yeniden üretmekten başka bir işe yaramazlar.

Bugün kendi ile uğraşmayan, kendi içindeki bugünkü yaşam biçiminin pisliklerini, benliklerine yapışan çamurları temizlemek derdinde olma yan insanların, dünyayı değiştirmeleri düşünülemez. Yaşam iki yönlü mücadeleyi gerektirir. Bir yandan kendi iç benliğimizde bugünün pisliklerinden arınma, kendi öz benliğimizi ve iç barışımızı sağlama mücadelesi, diğer yandan dışarıdaki otoriter yaşamı değiştirmeye yönelik öz gürlük mücadelesi. Negatif Söylem çıkış noktası olarak bu iki mücadele içinde olmazsa olmazdır.

Bugün özgürlükçü mücadele biçimlerinin en büyük problemlerinden biri negatif söylemin pozitivitesidir. 19. yüzyıl Anarşist düşünürleri kendi çağlarında ki diğer düşünürler gibi büyük hatalara düşmüşlerdi Aydınlık felsefesinden ilham alarak, insanın özde iyi olduğu düşüncesinden hareketle İlerici diye adlandırılan insansız cennetler hayal etmişlerdir.

Bugün artık insanın özde salt 'iyi' yada 'kötü' olmadığını, insanın otoriter ve özgürlükçü yönlere sahip olduğunu biliyoruz. Ayrıca, üretimin bir çıkmaz olduğunu teknolojinin insanın ihtiyaçlarına cevap vermek yerine yapay ihtiyaçlar üretmekten başka işi olmadığını da biliyoruz. Tüm bunlara bağlı olarak nükleer fiziğin ve genetik biliminin gelişimi dünyayı insanın düşünemeyeceği kadar büyük ve tehlikeli cehennemlere gebe bırakmıştır. Günümüzün en büyük sorunu insanın insana ve insanın doğaya otoriter yaklaşımıdır. 19. yüzyıl Anarşist düşünürleri devleti, insanın özgürlüğünün üzerinde duran bir ur, bir canavar olduğunu ve devletin yıkılması ile. insanın özgürlüğü yakalayacağını düşünüyorlardı. Çünkü o zamanın devletleri bugünkü kadar gelişmiş değillerdi. Artık günümüzde devlet, Biliminde yardımıyla iktidar ilişkisini iki kişi arasındaki ilişkiye kadar genişletmiştir. Bugün Özgürlükçü/Anarşist düşüncenin problemi, devletlerin kaldırılması yanı sıra, devletlerin insan ilişkilerine soktuğu iktidar ilişkilerinin de yok edilmesidir.

M. Foucoult'nun 'iktidarın mikro analizi' yazısı sonunda özgürlükçü mücadele biçimleri kendilerini tekrar sorgulamak ihtiyacı hissetmelidir. İki insan ilişkisinde bile iktidar var ise önümüze iki yol çıkmaktadır. Birincisi; hiçbir şeyi değiştirenleyiz düşüncesinden hare ketle bizi yılgınlığa ve nihilizme sürükler. Bence nihilizm yaşanılan sistemin emniyet supaplarından başka bir şey değildir. Yaşamı ve ölümü anlamsız bulan bu düşünce insanı, ister yaşamı, isterse ölümü seçsin bu günkü yaşamı anlamlı kılmaktan öteye gidemez. Nihilizm konusunda başka bir yazıda düşüncelerimi daha geniş aktarmaya çalışacağım. Böylece önümüzde ikinci yol kalıyor. İkinci yol ANKA kuşunun aranmasıdır. îki kişi arasındaki ilişkide bile iktidar mücadelesi olduğunu bilerek gayet pratik çözümlerle bu iktidar ilişkisini en aza indirgemektir. Bunu yaparken mücadelenin iç ve dış olarak iki yönlü olduğunu unutmamalıyız.

Özellikle gelişmiş ülkelerde (tabi ki gelişmişlik kavramı tartışılır) Özgürlükçü / Anarşist mücadele biçimleri genel olarak devletin sınırları dışına çıkamamaktadır. Negatif söylemin pratikte bazı pozitif sorulara suskunluğu Özgürlükçü mücadele biçimlerini 19. yüzyıl Anarşist düşünürlerin ve hatta Marksın pozitivitesine itmektedir. Bu gün iflas eden Marksist düşünce kabuk değiştirip Özgürlükçü mücadele biçimlerine yaklaşarak yaşamayı ummaktadır. Nitekim negatif söylemin kendi pozitivitesini oluşturamazsak bugün yükseliş durumundaki Özgürlükçü Anti-Otoriter mücadeleler yerini otoriter ters ütopyalara bırakacaktır.

Bugün savaşın her biçiminin egemen olduğu dünyamızda Anti militarizm, negatif söylemin net olarak pozitif görüntüsü olan bir alandır. İktidar ilişkisi olarak devletlerin insanlara şırıngaladığı devlet insan, insan insan, insan doğa ilişkileri dışında, bireyin devletlere rağmen kendini var edebildiği bir alandır. Bireyin kendini net olarak ifade ettiği Anti militarizm sevginin yerine her yanımızı şiddetin sardığı dünyamızda, örgütlü şiddete indirilen en büyük darbedir. Devletlerin kanlı parmaklarıyla imzaladıkları, kanlı savaşların sonucu kanlı barışlarının sahteliğini yüzlerine vurucu evrensel bir mücadeledir. Günümüzde bir takım ülkelerde tekrar hortlatılan milliyetçilik akımlarına karşı da birbirini baş düşman ilan etmiş ülkelere karşı da ırksal, dinsel, ülkesel kimliklerden sıyrılmış olması nedeniyle dünya barışı için en doğru mücadele biçimidir.

Devlet kendi meşruluğunun çok zorlandığı bu alandaki iktidar ilişkisini gelişmiş ülkelerde alternatif hizmet v. b. kurumlarla korumaya çalışmaktadır. Her zaman olduğu gibi bugünde biçimsel özgürlükçü / anti otoriterler devletçi mantıklarıyla devletlerin kendilerine sunduğu bu alana sarılmış ve bireyin devletle arasında militarizm alanında kopardığı iktidar ilişkisini yapıştırmaya çalışmaktadırlar.

Anti-militarizm, militarizmi reddetmekle özgürlükçü negatif söylemi, militarist yapılara rağmen kendini var ederek negatif söylemin pozitivitesini oluşturduğu bir alandır. Anarşist / Özgürlükçü mücadele biçimleri- bireyin iktidarla ilişkisini net olarak kopardığı başka alanlar bulamadığı sürece, devletin sınırları içinde, zaman zaman moda olan mücadele biçimlerine mahkum olacaktır.

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

f017
Diğer
Video : chumbawmba - ciao bella (video)
Diğer
Müzik : Arroja la bomba
Diğer

  Linkler
Kara Mecmu-A Forum
Sanal Molotof
Karahat
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız