Ya devlet bireyi ve toplumsal hayatı daima ezerek, insanın etkin olduğu bütün alanları ele geçirerek savaşlarla ve iktidar mücadelelerine, bir tiranın yerini diğerinin aldığı saray darbelerine yol açacaktır, ki bu gelişmenin sonucunda kaçınılmaz bir biçimde ölüm vardır.. Ya da devletler yıkılacak ve özgür anlaşmasıyla bireylerin ve grupların canlı insiyatifini bir ilke olarak benimseyen binlerce merkez yeniden hayat bulacaktır.

Pyotr Alexeyevich Kropotkin

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Amargi - Sayı 2 - Şubat 1992

İpşir Mustafa Paşa Yazar : Ali Cenap Ertay

Size Osmanlı devletinin, görkemli varlığının, köhneleştiği, kokuştuğu bir dönemden, olmuş bir olayın hikâyesini anlatacağın. Tarih garip biraz da gülünç olaylarla doludur. Bizim tarihte bundan nasibini fazlasıyla almış. Anlatacağımız hikâyemizde Brütüs'ün kulaklarını çınlata biliriz. Shakespeare ne yazık bizim Deli İbrahim devrini tanıyamadı.
Vardar Ali paşa, Sivas valisidir. Bir gün padişah Deli İbrahim'den bir ulak gelir. Padişah Efendimiz Hazretleri, İpşir Paşanın güzel karısının methini duymuş , bu hatunu istemektedir., İpşir Paşa Tokat Sancak beyidir ve Tokat sancağı Sivas'a bağlıdır. Ali Paşa'yı bir düşüncedir alır. "Yahu, ben elin nikâhlı karısını ne demeye tutup gönderirim" diye kendi kendine dertlenir. Çünkü o inandığı, kabullendiği ahlaki ilkelere kendi çıkan için bile ödün vermeyen bir kişidir. Ali Paşa "namuslu adamdır". İpşir Paşaya haber salar. "Padişah karını istiyor, tedbirli ol, yani karını sakla, benim adamlarım gelince bulamasınlar" diye.
Deli İbrahim sıkıştırır. Ali Paşa oyalar. Derken, Sultan gazaba gelir ve ferman patlatır, "ya İpşir'in karısını ya da kendi başını gönder" diye.
Ali Paşa Boşnak asıllıdır. Boşnaklarda İslam’ın en koyu inançlı ümmetindendir. Vaktiyle, Bogalmist mezhebinden olan bu halk, Slav ve Turkuman, Avar, Peçenek boylarının bir karışımıdır. İnançlarından dolayı Katolik Kilisesinin kıyımına uğradıklan için, Osmanlının Balkanlara gelişini bir kurtuluş olarak görmüşlerdir. Minnet duygusu, birazda varlıklarını sürdürme güdüsüyle Müslüman olmuşlardır. Ama şu İktidar – Sadakat - Dürüstlük üçgeni içinde geçen oyuna bakın!.. Bir Osmanlı Sultanı, kendine ve değerlerine dürüstlük ve sadakatle bağlı birinden ona verdiği iktidarı, kendi iktidar gücünün zorlanmasıyla kötü bir şekilde kullanmasını istemektedir.
Namuslu Ali Paşa isyandan başka çare bulamaz, artık "en yüce iktidarı" tanımayacaktır.. Kendi iktidarını sürdürmek için de oynamayacaktır. Çünkü onun için önemli olan değerleridir. Anadolu halkından olmadığı için, ona arka çıkacak bir aşireti de yoktur. Kendi ayak yoldaşları ile direnmeye çalışır. Ama bu çabanın sonucu bellidir.
Padişah. İpşir Paşayı Sivas Valisi yapıp Ali Paşanın, üstüne salar, İpşir Paşa eski amilinin üstüne "aslanlar gibi" varır. Sonuç Ali Paşanın başsız gövdesi bir tarafa, başı Deli İbrahim'in herhalde karşısında!...
Şimdi Türkiye, İpşir Paşalarla dolup taşıyor. Ama Ali Paşa tipinde adamı hayal etmek bile güçleşti. Aslında İpşir Paşanın sonuda iyi değil ya! Çağdaş Deli İbrahimler ise, İktidar hiyerarşisinin olduğu her yerde, hazır ve nazır. Daha tahsilli ve daha kurnaz ayni zamanda daha rasyonal.
Not: Bu yazıyı yazmama vesile olan, tarihi olayları, ustaca ve mizahi bir üslupla ele alan Sayın Halil Eren-oğluna teşekkürler.

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

Köprünün Altında
Diğer
Video : Haymarket
Diğer
Müzik : Cancion Popular Anarkista
Diğer

  Linkler
Taçanka
Komün Hayatı
A-Infos Anarşist Haber Ağı
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız