Milliyetçilik alçakların son sığınağıdır.

Samuel Johnson

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Amargi - Sayı 2 - Şubat 1992

Devrimcilik ve Kürt Sorunu Üzerine Yazar : Ahmet Nazım Hür

14 yaşından bu yana kendimi devrimci olarak görüyorum. İlkokulda bir arkadaşımla her gün okuldan kaçma planları yapar, okulun çevresinde bir tur attıktan sonra tekrar okula giderdik. Orta ikinci sınıfta yani 14 yaşına bastıktan sonra zoru başardım. O günden bugüne içimde hiç bitmeyen bir fırtına, bir coşku, bir boyun eğmeme isteği var.
Devrimciliği herkes kendine göre tanımlayabilir. Geçenlerde çok iyi tanımadığım bir arkadaşın tanımı yaklaşık şöyle: Devrimcilik, kapitalist sistemin metalaştırdığı insanın, kapitalist sistemi yıkarak yerine ilerici sosyalist sistemi kurması için savaşmasıdır. Ve o arkadaşa göre de sosyalist olmadığım için devrimci değilim. Kendisinin de çok fazla anlamadığı ve Marksizmi üçüncü elden anlatan bir kitaptan alınmış daha doğrusu ezberlenmiş bu kuru, tekelci mekanik anlayış bugün kendini tek doğru olarak sunmaya çalışıyor. Elbette ki köşeyi dönme düşüncesini yaşam biçimi haline getiren milyonları düşünürsek bu kişiler oldukça anlamlı bir yer kazanıyor. Yanlış olan bu kişilerin kendilerini tek doğru kabul etmesi ve başka düşüncelerin doğru olamayacağı yargısı. Yaşama siyah ve beyaz olarak bakan bu düşünce ilk önce kendi düşüncelerine ters düşmektedir. Bence devrimcilik, yaşama müdahale iradesine yönelik duygu çağlayanıdır.
Eylül öncesi sosyalist muhalefetin en büyük hatalarından bir tanesi popülizm batağına düşmek olmuştur. Devrimcilik adına var olan sistemin değer yargıları çok daha fazla katı bir şekilde savunulur olmuştu. Eylül sonrası özellikle 982-985 yılları arasında insanlar şapkalarını önlerine koydular ve düşünmeye başladılar. İnsanların kendilerini böylesine sorgulamaları beni umutlandırmıştı. Geçmişin hataları tekrarlanmayacak, doğru değerler korunacaktı. Gel gör ki, son zamanlardaki gözlemlerim beni tekrar hüsrana uğrattı.
Eylül öncesi genç yaşta ölen yüzlerce genç ne sosyalizmi biliyorlardı nede kapitalizmi. Ama bu gençler kendilerine devrimci diyorlardı ve devrim için öldüler. İnançları adına var olan yapının her türlü işkencesine karşı çıkan insanlar da devrimcidir. İster sosyalist olsun, ister anarşist olsun, ister Müslüman.
Ben özgürlüğe inanırım. Özgürlük için yaşar, özgürlük için mücadele ederim. Bence, her özgürlükçü devrimcidir. Özgürlük kimsenin tekelinde olmadığı gibi devrimcilik de kimsenin tekelinde değildir.
Son zamanlarda ortaya çıkan bir durumda, Kürt olmayan yada Kürtleri savunmayan kişilerin devrimci olamayacağı yargısı.
Benim için insanların kendilerim istedikleri gibi ifade edebilmeleri önemlidir. İnsanlar kendilerini Türk, Kürt, Yunan olarak ifade etmek istiyorlarsa etmelidirler. Benim için insanın kendini ırksal olarak ifade etmesi aşılması gereken bir durumdur. Bu söylediğim insanların kendi dillerini, kendi gelenek ve göreneklerini yaşayamaması tabiî ki değildir. Bunu engellemeye kalkanların karşısında olacağım su götürmez bir kesinliğe sahiptir. Ancak bunu yapmam ezilenin yanında olduğum anlamına gelmez. Daha açıkçası ben ezene karşıyım, ezilenin yanında olmam ancak onun şu anki konumundan dolayı ezmeyen değil, ezmemeyi savunması durumunda olacaktır. Bugün kurt sorununa baktığımız da, Kürtlere yapılan baskının elbette ki karşısındayım. Ancak devlet olmayı düşünen, hiyerarşik, örgütlenmiş şiddeti savunan kişi ve grupların yanında olmam mümkün değildir. Bu insanların iktidarı ele geçirdiklerinde bugünkünden çok daha fazla tahakkümcü olacakları bellidir. Çünkü en yeni devlet en baskıcı devlettir. Anlaşılması gereken her iki tarafında çifte standarttır. Hiçbirinin elleri birbirini suçlayacak kadar teiniz değildir.
Bugün dünyamızda ki en büyük tehlikelerinden bir tanesi Milliyetçilik akımlarının tekrar gündeme gelmiş olmasıdır. Bir Anti-Nasyonal olarak her türlü nasyonal düşüncenin karşısındayım. Ve bugün şöyle bir çevremize baktığımızda şovenizm tehdidini görmek pek zor olmayacaktır. Bu tehdidi ortadan kaldırmak için gerek Türklerin, gerekse Kürtlerin çok dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum.
Sonuç olarak, insanların birbirlerine düşmanlığını körükleyecek politikalara karşı olmak, alet olmamak her devrimci insan için vazgeçilmez bir durumdur.

TÜRK-KÜRT-YUNAN ŞOVENİZMİNE HAYIR.
TÜRK-KÜRT-YUNAN HALKLARI KARDEŞTİR.

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

y033
Diğer
Video : chumbawmba - ciao bella (video)
Diğer
Müzik : Arroja la bomba
Diğer

  Linkler
ProleterTeoriA
Veganarşi
Kara Haber Video Eylem Atölyesi
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız