Hiçbir hükümet faşizmi yok etmek üzere savaşmaz. Burjuvazi, güç elleri arasında kayıp gittiğinde, ayrıcalıklarını tekrar kazanmak için faşizmi diriltir.

Buenaventura Durruti

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Amargi - Sayı 6 - Nisan 1993

Mahkûmların cezaevinden kaçmaya çalışması onların en doğal hakkıdır Yazar : Yavuz Atan

Bugünlerde beni korkunç derecede sevindiren ve üzen iki önemli olay yaşandı. Birincisi başarılı firar girişimi, diğeri ise başarısız firar girişimi. Cezaevinden kim ama kim kaçarsa kaçsın ister solcu, ister sağcı, isterse harbi katil olsun sevinme derecelerim farklıdır, ama istisnasız hepsi için seviniyorum. Bu firarlardan sonra basının yaygarasını izledikçe midem bulandı. Bütün basın sözleşmişçesine ayağa kalktı. Bu memlekette ne kadar çok cezalandırma meraklısı, cellât ruhlu aydınımız, gazetecimiz olduğunu bir kez daha acıyla gördük. O iğrenç, tamamıyla insanlık dışı, tavukların bile yaşayamayacağı Eskişehir Cezaevinin kapatılmasının hata olduğunu söyleyenler, cezaevlerinin kaçmaya elvermeyecek şekilde Amerikan usulü yapılmasını isteyenler. Bunlar o kadar çok ki, ihsanın aklına bu adamlar koşa yazarlığını bırakıp gardiyanca mı başlayacaklar gibi şeyler geliyor. Basın olayı neredeyse bir kampanya haline getirdi. Başlıklar çok ihtiraslı. "Rezalet", "Cezaevleri yolgeçen hanına döndü.", "Katiller aramızda dolaşıyor." gibi. Olayın bir yönünü anladık. DYP ile birlikte Adalet Bakanı Seyfi Oktay yıpratılmak isteniyor. Fakat işin diğer yönü, yani gazetecilerin kişiliklerini, psikolojisini, yardakçı yapılarını aktarmaya adabım elvermiyor.
Cezaevine şöyle ya da böyle "düşmüş" her insan cezaevinin ne menem bir şey olduğunu ve hiçbir şekilde insana yakışmadığını iyi bilir. Oraya girenin suçu ne olursa olsun, yaptığı ne olursa olsun o duvarlar insanlığa her zaman dar gelir. Bizim toplumumuz eskiden beri, (sevgili basınımız olmasa belki hala devam edecek olan) doğrudan işleyen bir vicdana sahiptir. Toplumumuzun cezaevindeki insana ilişkin duygularını şu sözler çok iyi aktarır: "Allah düşmanımı bile oraya düşürmesin." Özellikle demir parmaklıklarla biraz iştigal etmiş insanlardan bu duyguyu dolu dolu alırsınız. Henüz vicdaniliğini, insanlığını koruyabilen insanımızı basının böylesine vahşi terörü devam ettiği sürece bir daha zor bulacağız. Sağcısı kaş yapayım derken göz çıkaran, solcusu devleti nasıl kurtarabilirizin derdine düşen büyük basın insaniliğini tamamıyla yitirdi. Sözde "insani duyarlılık" gösterdikleri yerde en aşağılık şekilde insani duyguları, -Bosna Hersek de olduğu gibi- politik malzeme olarak kullandılar. Ben yönetenlerin vicdanlarını öldürdüklerini bilirdim ama basının bu kadar yabancılaşacağını doğrusu tasavvur edemiyordum. Bayrampaşa'dan kaçmaya çalışırken yakalanan insanların Hürriyetteki ağzı burnu kan içinde, yüzleri dağılmış, işkence gördüklerini anlamamak için aptal olunması gereken fotoğraflarını nasıl bu kadar fütursuzca sergileyebiliyorlar. Üstüne üstlük bu fotoğrafların yayınlanmasından neresinden bakarsanız bakın, cinnet geçiren koca bir basının sapık zevkini görürsünüz. O fotoğrafların altına girebilecek tek bir yazı vardı, o da şu: "Özgürlüğe kaçışın bedelini kötü ödettiler." "Devlet kaçmaya çalışan mahkûmlara vahşet uyguladı." Basının tavrı bana, o insanlara vahşeti uygulayan, işkence yapanlardan daha iğrenç geliyor. Zira birisi olayın direkt muhatabı, devletin birebir kulu. Ya bunlar, yani basın. Tamam, dünyanın her yerinde bir şekilde devletlerin politik rotalarında hareket ederler ama her zaman da onlarda daha insani şeyleri bulur ve beklemez miyiz? Bizimkiler artık tam da devletin gönüllü gardiyanları oldular. Hem bunlar oldukça sıkı gardiyanlar. Bekçi Murtaza yanlarında halt etmiş. Diğer gardiyanlardan hiç olmazsa bazıları içeriye elbise falan taşıyıp, bu insanlık dışı mekânlardan birilerinin kaçmasına yardımcı olabiliyor.
Dışarıda şimdi ellerini kollarını sallayarak 42 azılı katil dolaşıyormuş!... Sevgili basınımız bundan fena halde rahatsız. Hadi bunu anladık diyelim, ya peki bunca cezaevinin olmasından ve bunca cezaevinde binlerce insanın olmasından, pardon ama neden rahatsız olmuyorlar? Yahu bir insanın onlarca yıl yatmak zorunda kaldığı, muhtemel ölüm cezasını alacağı dört duvar arasından kaçmaya çalışması kadar insani ve doğal başka ne olabilir? İnsanlık dışı olan, insana yabancı olan şeyin kendisi, ceza yetkisini kendinde gören, işkence yapan, aşağılayan, öldüren onlarca yıl dört duvar arasında zorla tutulan devletin kendisidir. Cezaevleridir.
Kaçanları, kaçabilenleri kutluyorum. Helal olsun size. Kaçamayanlara da bir daha, bir daha deneyeceğinizi biliyorum. Kaçamazsanız bile en azından kaçma kurtulma duygunuzu, çabanızı her zaman alkışlayacağım. Tırnakları ile duvarları delen insanları anlayamayanların insanlığından kuşku bile etmiyorum!...

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

Yunanistan İsyanı
Diğer
Video : Haymarket
Diğer
Müzik : Viva la FAI
Diğer

  Linkler
İç Mihrak
Kara Mecmu-A Forum
Anarşi Kolektifi Ankara
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız