Tarih kazananların propagandasıdır.

Ernst Toller

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Amargi - Sayı 6 - Nisan 1993

Politika ve inekle boğa üstüne Yazar : Yavuz Atan

İdealleri ve var oluşlarını özgürlük Çizerine oluşturan insanlar olarak AMARGİ'yi çıkarırken en çok tartıştığımız ve zorlandığımız alan politikaydı. Halen de öyle ve öyle devam edeceğe benziyor. (Çünkü özgürlük ve politika birbirlerini dışlayan kavramlardır. Politika, iktidarı elde etme ve elde tutma yollarını ifade ediyor. İktidarı kilit sorun olarak önüne koyuyor. Politikayı "tu kaka" olarak nitelemelerine ve özgürlüğü hedeflediklerini söylemelerine rağmen, Marksistler de özgürlüğün bir ara iktidarla elde e-dileceğini söylüyorlar). Çünkü yasal bir dergi çıkarmak, özgürlük üzerine söz söylemek, bir araya gelmek iktidar karşıtı mücadele vermek, tahakkümün rasyonalize edildiği her alanda bunu deşifre etmek, tersinden de olsa, bir karşı konumlanış yoluyla da olsa politikaya bulaşmayı, güncele bulaşmayı beraberinde getiriyor. Ahlaksızlık ve entrika ü-zerine projeler oluşturmak politikanın özünde var olan şeyler olduğuna göre, demokrasi ya da komünist toplum idealine ulaşmak için iktidarı elde etmek ve elde tutmak amaç olduğuna ve insanlar böylece "özgürleşeceğine" göre, amaca giden her yol mubah sayıldığına göre, politika özgürlük önyargısıyla var olan, ahlaki doğrularıyla hareket eden anarşistlerin derdi değildi. Muhalif olarak var olmak da doğru değildi çünkü muhalif olmak iktidar olma hakkını kabul etmek demektir.
Geriye kalan şu oluyor: Karşı koymak, negatif politika yapmak, politik alanı reddederek özgürlük alanları oluşturmak. Dolayısıyla iktidar alternatifi olmak da bizim işimiz değil. Sivil toplum hareketleri oluşturmak ve yurttaş inisiyatifleri oluşturmak da bizim derdimiz değil çünkü bunlar da farklı şekillerde de olsa iktidar olma hukukunu ya da en azından bir başka hukuku kabul ediyorlar.
Özgürlük konusunda tutarlı olan insan, özgürlük için verilen mücadelenin yeni ayrıcalıklara ve hükmetme ilişkilerine neden olmasını istemeyen ve bunun mücadelesini veren insandır. Statülere karşı çıkarken kendisi için statüler istemeyen ve yakıştırılan statüleri reddeden insandır, yani politikaya karşı olan insandır.
Oysa kendini partizan, militan veya yurttaş olarak niteleyen insan kendi geleceğini bir kuruma, partiye ya da devlete tabi kılmıştır. Bu çerçevenin içinde iktidar olmanın, güç olmanın mücadelesini verecektir. Hukuktan kaynaklanan haklarını kullanacaktır. Hak ise, haksızlığın olduğu yerde ve bunun kurumlaştığı yerde vardır. Benim farkım haksızlığa karşı olmamdır. Ben hak dilenmiyorum, çünkü onun doğuştan var olması gerektiğini, ancak vakti zamanında insanlar arasında hükmetme ilişkilerinin ve politikanın oluşması nedeniyle belli ellerde toplandığını ve bunun yok edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu nedenle tutarlı olmak için, yurttaşlıktan doğan hakların (dolayısıyla haksızlıkların) reddedilmesini öneriyorum. Hatta bazen de kötüye kullanılmasını öneriyorum. Özgürlük doğrultusunda sabote edilmesini öneriyorum. Yani bir yurttaş olmama, hareketi bir partizan, bir militan olmama hareketi öneriyorum.
Aslında bu öneri yeni değil. Askerliği reddetmek bunun örneklerindendir ve birkaç yıl önce "zorunlu askerliği reddetmek" boyutuyla gündeme gelmiş ve zamanla bütünsel reddin ön plana çıktığı bir harekete dönmüştür. Son olarak da AMARGİ'nin önerisiyle İzmir'den başlamak üzere Savaş Karşıtları Dernekleri kurulmaya başlamıştır.
Bu önemli bir adımdır. Aynı şekilde seçme ve seçilme hakkının reddinin negatif-politik bir hareketin konusu olması, toplumsal normlara göre statü ifade eden işlere sahip olup bunların gereklerinin yerine getirilmesinin reddedilmesi ya da en azından rasyonalize edilmesinin önüne geçilmesi gibi şeyler negatif-politik alana girebilir.
Sözünü ettiğim alanda en çok tartışılabilecek unsurlar sözü edilen hakları kendilerine baz aldıklarını söyleyen unsurlardır. Örneğin doğayı korumak yaşadığı kentin ve doğanın" düzenlenme-, sinde" söz sahibi olmak isteyen unsurlar yeşil alanları yok ederek bunların üstüne turistik tesisler kuranlara karşı olduklarını söylerler ama bu iş adamları onlara sponsorluk yaptıktan sonra seslerini keserler. Örneğin, sömürüye karşı olanlar kendilerini destekleyen bir işyeri sahibinin hangi şartlarda işçi çalıştırdığıyla pek ilgilenmez. Örneğin, komünist toplumu amaçladıklarını söyleyenler kendi hiyerarşik örgütlenmelerinin özgürlükle ne kadar çeliştiğini tartışmazlar. Örneğin özgürlük ve eşitlik önyargılarıyla hareket eden bazı unsurlar, medyanın kendilerini ön plana çıkarmasına pek ses çıkarmazlar. Örneğin, bilgi tekeline karşı olduklarını ifade eden bazı unsurlar, kendilerinin "bilgili oldukları" alanlardaki ayrıcalıklarına dokunulmasından hoşlanmazlar. Özetle, politik herhangi bir tarzı benimseyen ya da rasyonalizasyonuna ses çıkarmayan unsurlar kölelik ve tahakküm sistemlerinin pay senetlerinin sahipleridirler. Bunu biliyorum, çünkü onlarla aynı yollardan geçtik. Ben de vakti zamanında onlar gibi özgürlüğün, özgürlük yanlısı bir iktidar aracılığıyla sağlanabileceğini düşünüyordum. Ama artık harç bitti, yapı paydos!
Özgürlük ve bağımsızlığın herhangi bir politikanın karakteri olabileceğine inanmıyorum artık...! Orta sınıf yeşilliklerine limon olmanın, iyi bir salata yapmak için hoş olacağına inanmıyorum artık!
Herhangi bir ulusun vatandaşı, herhangi bir ordunun askeri herhangi bir partinin partizanı/militanı, herhangi bir sistemin vergi veren iş sahibi ve adres sahibi olan yurttaşı oy veren seçmeni de olmak işime gelmiyor. Yani karşıyım.
Politik bir alanda bulunmam yanıltmasın sizi.
Negatif-politik alanlardan bahsediyorduk. AMARGİ çıkarken 'Negatif Söylemin Pozitivitesi' ile kendimizi ifade etmeye çalıştık. O zaman anti-militarizmle kendimizi ifade edebileceğimizi düşünmüştük. Ettik de. Savaş Karşıtları Derneği'nin kurulmasını önererek ve yukarıda sözü edilen unsurlarla birlikte bunu gerçekleştirerek yol aldık. Yol almaya devam edeceğiz. Ama bir şeyleri unutmayarak, çünkü SKD sonuçta kitleselleşmek ve politik alanla uğraşmak durumundadır. Sözünü ettiğim politikadan kaynaklanan tehlikeler potansiyel olarak vardır. Kastım şu ki, SKD'de bir araya gelen unsurların savaş karşıtlığı ve özgürlükçülük niyetlerini samimi bulmak, birbirimize güvenmek zorundayız. Ama pratik ve tarihsel deneyimlerin gösterdiklerini göz önünde bulundurmak ve bunun güvencelerini koymak da bir o kadar zorunludur. SKD anti militarist bir yapı olacaksa eğer, her türlü hiyerarşik ve yeni ayrıcalıklar yaratacak ilişki ve var oluş tarzlarını benimsememelidir. Bu en büyük güvencedir. Politik tarzların hâkim olması durumunda, SKD'nin geleceği olamaz, çünkü hem politikanın hem de Türkiye'de politika yapış tarzının ne olduğu artık yeterince bilinen bir şey. En azından kendimin ve AMARGİ'nin bir karşı olma pozisyonuyla, bir negatif söylemle var olacağını deklare etmek zorundayım ki ne olduğumuz ve ne olmadığımız bilinsin.
Kıssadan hisse: Boğaya "Neden kırmızıya sinirleniyorsun diye sormuşlar, o da 'kırmızıya sinirlenen inektir aslında, ben inek yerine konmama sinirleniyorum' demiş".

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

19 Mart 2005 - 05
Diğer
Video : Haymarket
Diğer
Müzik : Arroja la bomba
Diğer

  Linkler
Liberter
Karahat
Savaş Karşıtları
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız