Ya devlet bireyi ve toplumsal hayatı daima ezerek, insanın etkin olduğu bütün alanları ele geçirerek savaşlarla ve iktidar mücadelelerine, bir tiranın yerini diğerinin aldığı saray darbelerine yol açacaktır, ki bu gelişmenin sonucunda kaçınılmaz bir biçimde ölüm vardır.. Ya da devletler yıkılacak ve özgür anlaşmasıyla bireylerin ve grupların canlı insiyatifini bir ilke olarak benimseyen binlerce merkez yeniden hayat bulacaktır.

Pyotr Alexeyevich Kropotkin

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Amargi - Sayı 6 - Nisan 1993

Ayrıntı Yayınlarından Bir Kitap: Anarşinin Kısa Yazı B. Durruti'nin Yaşamı ve Ölümü Yazar : Ahmet Nazım Hür

Bir Anarşist için İspanya iç savaşı ile ilgili bir kitap okumak hüzün ve coşkunun bir arada yaşanması demek. Birçok yerden okuduğum Durriti'yi değişik bir kitaptan bir kez daha okumak ne yalan söyleyeyim beni oldukça heyecanlandırdı. Bu heyecan bir yanda yeni bir şeyler bulabilmek heyecanıydı. Diğer yanda o yılları dört boyutlu tekrar yaşamak düşüncesiydi.
Daha kitabın önsözünü okurken kitapta da geçen Durruti'nin metropollerde büyük ve güçlü yayınevleri kurma düşünün ne kadar önemli olduğunu tekrar anladım.
Anarşizmi ancak Anarşistlerin oluşturduğu yayınevleri anlatabilir, hissettirebilir insanlara. Kendini özgürlükçü olarak tanımlamayan kişilerin oluşturacakları yayınevlerinden çıkan yayınlar olsa olsa Anarşizm kavramının içini boşaltmaktan, çarpıtmaktan okuyucuyu yanıltmaktan öteye gidemez.
Bugün Türkiye'de pek çok insanın beğenisini kazanan yayınevlerinden bir tanesi de Ayrıntı Yayınları'dır. Her yayınevinin olduğu gibi amacı para kazanmaktır. Bunu da okuyucunun ilgisini çekebileceğini umduğu kitapları basarak sağlamaya çalışır. Başarılıdır. Toplumun marjinal kesimine seslenmektedir. Kendisi de marjinaldir zaten. Amaç -para kazanmanın dışında- uğraştığı kavramın içini boşaltmak ya da sisteme yamamaktır. Son yıllarda yayınevleri arasında moda olan kavramdır Anarşizm. Bu tip yayınevlerinin tümü kenarından köşesinden bir iki kitap bastılar Anarşizm hakkında. Hemen hemen hepsinin eski komünist yeni marjinal yöneticileri hazine bulmuşçasına dün küfrettikleri Anarşizmi, bugün yorumlamaya ya da eski güdük ideolojilerine yamamaya çalışıyorlar. Bugün artık Türkiye'de son dört-beş yıldan bu yana anarşistlerin olduğu bilinmesine rağmen bu kitapların önsözlerini bir anarşiste yazdırmamaları da düşüncemi doğruluyor.
Amaç, okuyucunun daha kitabı okumadan bir takım önyargılara boğulması ve kitabın içeriğinin zayıflatılmasıdır. Nitekim Anarşinin Kısa Yazı adlı kitabın önsözünde de aynı şeyleri görüyoruz.
Ömer Laçiner Anarşizm hakkındaki sığ bilgisiyle kitap hakkında okuyucuya bir takım saptamalar sunuyor. Bir yandan da Stanilinizmi eleştirerek günah çıkarıyor. Savunduğu ise elbette ki marjinallik. Bunu açıkça söylemese de bugünün bokluğu olan bu kavram kendini gösteriyor. Bu tip insanların yazılarında, konuşmalarında sürekli aynı noktaları yakalarsınız. En bariz noktaları da UZLAŞTIRMACILIKTIR. Böylelikle Ömer Laçiner görevini yapıyor. Anarşizmi ütopistlikle suçlarken (Anarşizmden anladığı 19. yüzyıl Anarşizmi) Stalinizminde kulağını çekiyor, bir fiske de Troçkizme ve elbette. Yaşasın neo-liberalizm...
Yazdıklarımı çok sert bulanlar olacaktır. Beni tanıyanlar üslubu öyle diyecekler. Tanımayanlarsa... diyecektir. Orhan Veli'nin söylediği gibi gerçek ise bunlardan hiçbirisi.
Onaltı sayfalık bir dergi çıkardığımızı anımsayarak kitaba dönüyorum. Ancak geçmişi anlatan bir kitaba bugünün yargılarıyla sorgularsanız vahim sonuçlara gitmemiz kaçınılmazdır. Anarko-Sendikalist olmamama, 19. yüzyılın iyimser, ilerlemeci, aydınlıkçı düşüncesini reddetmeme ve kendi çapında iyi bir anti militarist olmaya çabalamama ve Pasifizme göz kırpmama rağmen, kitabı o yılları ve o yılların duygularını yaşamaya çalışarak okudum.
Kitaba başlamadan Ömer Laçiner'in Durruti'nin ölümüyle ilgili faşistleri ve komünistleri aklayan açıklamasını komik ve saçma bulduğumu da belirtmeden edemeyeceğim. Kitapta da tartışmalı olan bu ölümün, Laçiner'in Uzlaşmacı mantığıyla bir yönüyle ele alınması onun niyetini açıklamaktadır. Laçiner, yıllarca silahıyla birlikte yaşayan ve yüzlerce kez çatışmalara giren Durruti'nin, silahının otomobilin bir yerine takılması sonucu kendini vurduğunu, kitaptaki bir iki yazıya dayanarak tek gerçek olarak sunuyor. Oysaki kitaptaki genel kanı pek çok anarşisti olduğu gibi Durruti'yi de Komünistlerin cephe gerisinde sırtından kurşunladığıdır. Ölümün nasıl olduğu birinci dereceden önemli değildir. Önemli olan önsöz yazarının daha kitabı okumaya başlamayan okuyucuyu yanıltmaya, yönlendirmeye çalışmasıdır.
Kitap, Anarşistlerin 1900'lü yıllardaki coşkularını, ideallerini, açmazlarını anlatması nedeniyle oldukça ilgi çekici. Bir yanda popülist bakış açısının yanlışlığını gösterirken, diğer yanda tahakkümün devletin ortadan kalkmasıyla çözümlenemeyeceğini de bize gösteriyor. Siyasetin (insanları yönetme kavramının) günlük yaşamın her alanına girişini ve insan ilişkilerinin ancak bir karşı ahlakla tahakkümden arınabileceği tezini de doğruluyor. Geleneksel ahlaktan güç alan Akdenizli insanın coşkusunun da kısa bir süre sonra kendini inkara götürdüğünü gösteriyor. O insanların militarizm karşısında akıllarına gelen en kolay yolu seçmeleri de kaçınılmazdır. Yani militarizm. İşte o an Anarşizm İspanya'da kaybetti. Bu seçişteki en büyük nedende İspanyol UGT'si ve POUM'un ikiyüzlü, sinsi entrikalarıdır. Anarşizmin özgürlükçü, hoşgörülü yaklaşımını nasıl A-narşizmi yok etmek için kullandıklarını da anlatıyor bu kitap.
Durruti'ye gelince, bugünün gözlükleriyle baktığımda karşımda, militarist, despot, acımasız bir şiddet tutkunu görüyorum. O günün gözlükleriyle bakmaya çalıştığımda ise, iyi niyetli, idealist, fedakâr, anti otoriter ve anti militarist bir kahraman çıkıyor karşıma. Şu bir gerçek ki, hangi gözlükle bakarsam bakayım Durruti bir Anarşisttir. Günahıyla sevabıyla, eğrisiyle doğrusuyla o benim geleneğimin mihenk taşlarından birisidir. O benim tarihimdir. Hiçbir iktidar düşkününün onun hakkında konuşmaya hakkı yoktur.
Coşkunun ve hüznün kitabı bence okunmalı, tabi ki önsözünü yırtarak.


  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

Karaşın
Diğer
Video : Anarşizm
Diğer
Müzik : No War Song
Diğer

  Linkler
Kara Haber Video Eylem Atölyesi
Solucan Fanzin
Kır Anarşi
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız