Güçlü bir halk lidere ihtiyaç duymaz.

Emiliano Zapata

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Amargi - Sayı 6 - Nisan 1993

"Anarşist Kuram ve Kökeni" üzerine üç not Yazar : Amargi

I.
Klasik solun müzmin hastalığıdır; el kitaplarına düşkünlük. Sözüm ona bu el kitapları "herkesin anlayabileceği" dilde yazılmışlardır. Bunları yazan aklıevvellerin uydurmasıdır bu. Gerçekte kimse anlayamaz bu kitapları çünkü anlatılan bir şey yoktur onlarda. Yayıncıları da böyle kitapları "bilgilenmek istiyorsanız" buyurun efendim diye sunarlar; "karmaşık felsefi belirlemelerle" uğraşmadan şıp diye çakacaksınız mevzuyu. Düşünce tembelliğine davet, okuyucu denilen mahlûku aşağılama. Bilgi sahipleri önünde kevekkül. Bu yüzden el kitaplarından nefret ediyorum. Ayrıca bu kitaplar başkalarının adına konuşurlar, temsilciliğe soyunurlar, bilgi alanında kalın kafalarıyla iktidar olmaya çalışırlar. Bu yüzden de onlardan nefret ediyorum. Birey yayınlarının yayınlandığı "anarşist kuram ve kökeni", işte bu kitaplardan biri

II.
Kitap, "kavram kargaşaları üzerine bir kaç söz" söyleyerek girişiyor" anarşizmin temel düşüncelerini açıklamaya. Birçok insanca kabul edilen anarşi, anarşist, anarşizm tanımlarını veriyor ve bundan öyle görünüyor ki, anarşistler dünyanın hiç bir yerinde hoş karşılanmıyorlar, sonucunu çıkarıyor ve "Neden? Neden herkes anarşistlere karşı" diye soruyor. Gel de gülme! Anarşistlerin hoş karşılanmamaları, herkesin onlara karşı olması ne anlatır? Neyin çabası bu sözler? Propaganda mı? Propaganda zaten kuruntu yaymaktan başka bir şey değildir. Bir mitleştirme çabası mı? Üstelik herkes anarşistlere karşı değil, kimilerinin haberi bile yok ya da çoğunun umurunda değil anarşistler dersek daha doğru olmayacak mı? Yoksa herkes bize karşı yahu ne kadar da önemliyiz havalarına mı girelim? Hadi, haybeye şeyler bunlar diyelim yetsin. Ama kitap öyle kolay kolay vazgeçmiyor bu kuruntudan; "neden malum, ama biz yine de "anarşist kimdir" diyerek açıklayalım: Anarşist, eşit hakların olduğu, hâkimiyetsiz, özgür bir toplumu benimser..." diyerek devam ediyor.
Şimdi, bu söz "anarşist" kavramı üzerindeki “kargaşayı”da dağıtmak niyetinde mi? cümleden anarşist sözcüğünü kaldırıp yeniden şöyle yazarsak çok mu ters olur; "demokrat, eşit hakların olduğu, hâkimiyetsiz, özgür bir toplumu benimser". Bu çok ters olmuyorsa bu tanımda bir terslik var demektir. Bu tanımın sürdüğü bütün bir paragraf için geçerli. Paragrafta anarşisti tanımlamak için verilen her şey bir demokratı tanımlamak için de geçerli hatta bir kemalisti bile. Dedim, el kitapları hiç bir şey anlatmaz.
"Özgür bir toplum", "hâkimiyetsiz", "eşit haklar", bir anlamda içi boş sözcüklerdir. Başka bir açıdan da tarihte burjuvazinin özgürleşmek için kullandığı sözcüklerdir. Özellikle "eşit hak-laf burjuva külliyatına aittir. Hak, yasal bir kavramdır. Hakları eşitlemek ancak yasa kanun yoluyla mümkündür. Yasanın olduğu yerde bir bakıcıya, yapıcıya; devlete ihtiyaç vardır. Anarşi, devletin düşmanıdır. Hak, özel mülkiyete dayalı bir kavramdır. Ancak meta sahipleri hak iddia edebilirler. Eşit hakların ise serbest ve eşit meta değişiminden ötede çok derin bir anlamı yok. Nitekim burjuvazi yükselme çağında hakları eşitleyerek ve evren-selleştirerek, eşitsizliği ve egemenliğini geliştirdi. İnsanın aklına garip bir soru geliyor; yazarlar evrensel insan hakları beyannamesini okumamışlar mıdır?
Neyse, anarşistin pozitif bir tanımının verebileceğinden şüphedeyim. Ayrıca anarşistti tanımlamak biraz da onu sınırlamak demek değil mi? Aynı şey anarşizm içinde geçerli ama illa ki bir tanım gereksinmesi varsa bu tanım ancak anarşistin, devlete, topluma, sınıflara, insanlara, hayvanlara, ağaçlara, kısacası toplumsal ve kosmik hayata karşı tutumu içerisinde saklıdır. (Bu da bir el kitabının işi değil değil mi?) "Anarşist kuram" denince benim anladığım, hiçbir zaman mutlak olmayan, bu ilişkileri bir açıklama çabası. Ve bu yöndeki her çabanın benim için hiç yoktan bir anlamı var ama henüz "anarşizmin temel düşünceleri" diye bir şey tanımıyorum. Kropotkin'in, Bakunin'in, Proudhon'un ya da Stirner'in düşüncelerinin böyle bir temel yaratamadıklarını düşünüyorum. Kısacası anarşizmin klasik bir "-izm" olmaktan ziyade sosyal bir hareket olduğu düşünüyorum. Bu yüzden de kitabın aksine; (kitap diyor ki; "P.J.Proudhon modern anarşizmin kurucularından biridir") anarşizm için kurucular, öncüler tanımıyorum. Ve kitabın kaostan korktuğu kadar ben düzenden korkuyorum. Kitabın aktardığı Proudhon'un düzen tanımlamaları bana sempatik gelmiyor. Anarşi ile kaosun yakın akraba olduklarını düşünüyorum. Kaos, güzeldir, yaratıcıdır, devrimcidir. Kaos, özgürlüktür. Düzenden korkuyorum.

III.
"Herkese eşit özgürlük: Hiç kimsenin bir başkası üzerinde yetkisi olamaz; tüm kararlar ortaklaşa alınarak uygulanır, muhalifler karara uymak zorunda değildir."
Ne bu?
Bu, kitabın"?" anarşistler ne istiyor, başlığı altında söylediği bir şey.
Yazarlar "eşitlemeye takmışlar kafayı ya, özgürlük en eşitlenemeyecek şeydir.
Şimdi, bu istemin neye dair olduğu pek belli değil. Ne kararı, kimler karar alıyor, ne için, hiçbir şey belli değil. (Dogma diye acaba böyle şeylere mi diyorlar.) Olsun. Karar alınması mı gerekiyor? Yani başımıza karar diye bir efendi mi çıkartacağız? Öyleyse isteyen tartışmaya katılsın. Sonuçta benzer düşünenler birlikte davranacak. (Oylama yapılacak mı? Herkesi oy sahibi olarak kişisizleştirecek miyiz? Ben oylamam.) Karar olmayacak, kimse kararın yaptırım gücüne şu veya bu şekilde tabi olmayacak. (Yaptırım gücü olmayan karar yoktur) Ayrı düşünenler ve davrananlar arasında (mutlak gerçeğin çarkına sıçmak adına en azından) dayanışmayı geliştirmeli miyiz? Kimse kimseye muhalif değil. (Ben el kitaplarına karşıyım) İktidar yok.
Kitap "anarşistler ne istiyor" başlığı altında bir şey daha söylüyor ki vahim; hadi diyelim çevirenin gözünden kaçtı, yayıncının gözünden kaçtı, dizgicinin gözüne girsin; şu "ceza ilkesinin kaldırılması: Kriminaller kötü bir toplumun ürünüdür. Hastaların tedaviye ihtiyacı vardır, cezaya değil."
Bütün "kötü" toplumların, aldığı tavır da esasen budur. Bu kötü toplumlarda iş olsun diye değil, tedavi için ceza veriyorlar. Şizofrene verilen elektrikle, polisin bir devrimciye verdiği elektrik arasında voltaj farkından başka -hatta bu farkın bile- olup olmadığını merak etmişimdir. "Kriminaller", "hasta" değillerdir. Cezanın kaldırılması doğrudan, tedavinin kaldırılması demektir. Ceza da tedavi de uzmanlar ve yerleşik kurumlar aracılığıyla sistemli ve genellikle kapalı mekânlarda uygulanan şeyledir.

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

Fuar
Diğer
Video : chumbawmba - ciao bella (video)
Diğer
Müzik : No War Song
Diğer

  Linkler
Karahat
Veganarşi
Dergi Pan [anarşist e-dergi]
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız