Biz kalbimizde yeni bir dünya taşıyoruz ve o dünya şu anda, burada büyümekte.

Buenaventura Durruti

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Pyotr Alekseyeviç Kropotkin

FRANSIZCA İLK BASKIYA ÖNSÖZ Yazar : Pyotr Alekseyeviç Kropotkin

Tüm kitabı indirmek için tıklayın

Pyotr Kropotkin, kitabı için önsöz yerine geçmek üzere bir şeyler yazmamı rica edince, bir parça tedirginlik duymama karşın onun bu isteğini yerine getirmeye karar verdim. Benim onun güzel sözlerine yenilerini ekleyip de o anlamlı sözler zincirinin gücünü, büyüsünü zedelemek gibi bir niyetim yok elbette. Ama burada dostluk kavramı benim bağışlatıcım olsun. Fransız "Cumhuriyetçi"lerinin incelikli, yüksek zevklerin Rus çarının ayakları altında süründüğünü düşündükleri şu anda, bu çarın, egemenliği altındaki toprakların herhangi bir köşesinde kırbaçlaya kırbaçlaya öldürmekten, bir hücreye kapatıp on yıllarca unutmaktan, yahut ıssız bir köşede sessizce ipe çekmekten zevk duyacağı özgür insanlarla dostluk kurmak bana özellikle çok hoş geliyor. Bu dostların arasında bir an için de olsa, gençliklerinde sesleri kısılana dek "özgürlük!" "özgürlük!" diye haykıran, şimdiyse "Marseyez" yerine "Tanrım, kralımızı koru!" şarkısıyla uzlaşmaya çabalayan döneklerin iğrençliklerini unutabiliyorum.

Kropotkin'in bundan önceki kitabı "Paroles d'un Revolte" (Rusçaya "Çağdaş Sistemin Çöküşü" adıyla çevrildi), sefil ve acımasız burjuva toplum yapısının ateşli bir eleştirisi niteliğindeydi ve devrimcileri kapitalist devlete karşı savaşmaya çağırıyordu. Bu yeni kitapsa, çok daha barışçıl karakterde olmak üzere, ilkinin devamı niteliğinde. Bu kitapta, toplumun yeniden yapılandırılması için çaba harcamayı içtenlikle isteyen bütün dürüst insanlara çağrıda bulunuluyor, bankaların ve devletin yıkıntıları üzerinde gerçek insanlık ailesini en nihayet inşa edebileceğimiz yakın geleceğin ana aşamaları genel çizgileriyle açıklanıyor.

"La Conquete du Pain" (Ekmeğin Fethi) kitabının başlığını, "bir tek, insanın karnını doyuracağı ekmek olarak değil", en geniş anlamda anlamak gerektiği tabiidir.

Günümüzde eğer yürekli, gözü pek, yüce gönüllü birtakım insanlar sosyal adalete ilişkin ideallerini yaşama geçirmek için uğraşıyorlarsa, biz de bir tek ekmeğimizi elde etmekle uğraşamayız, hatta bu ekmeğe tuzla şarap da eklense bile. Akla uygun düzenlenmiş bir yaşam için zorunlu, hatta zorunlu da değil, gerekli, yararlı olabilecek her şeyin kazanılması, elde edilmesi gerektir. Her şey elde edilmeli ve onların tüketimiyle yaşamdan alınacak haz alınmalıdır. Ama şu ilk "kazanım"ı gerçekleştiremedikçe, "yoksulluk ve yoksullar bizimle birlikte oldukça" -aynı kafese kapatılmış vahşi hayvanlar gibi birbirlerinden nefret eden, birbirlerinin gözünü oymaya çalışan insan derintisini "toplum" olarak adlandırmak- gülünç bir çaba olarak kalacaktır.

Kitabının başında yazar insanlığın sahip olduğu muazzam zenginliği, herkesin ortak çabasıyla yaratılmış olağanüstü makine gücünü sayıp döküyor. Şu anda elde edilmekte olan ürünler herkese ekmek sağlamaya yeter; hele bir de kentlerin, evlerin, toprakların, fabrikaların, okulların, ulaşım araçlarının temsil ettiği muazzam sermaye düşünülecek olursa... Bu muazzam sermaye özel mülkiyet konusu değil de, herkesin ortak varlığı olsa, bu durumda herkes için gerçek refah, bolluk sağlanmış olurdu. Sahibi olduğumuz kuvvetler, gereksiz ve birbiriyle çatışan işlere değil, insanoğlu için gerekli şeylere, konuta, giysiye, konfora, bilim ve sanatın gelişmesine harcanırdı.

Tüm zenginliklerin müsadere edilip topluma ait kılınması yalnızca anarşik komünizm yoluyla mümkündür: Bunun için hükümetin devrilmesi, yasaların yırtılıp atılması, ahlak normlarının reddedilmesi, tüm resmi organların görmezden gelinmesi; bireysel eğilimlere, ilgilere, ideallere ve başlanılmış işin niteliğine göre gruplaşarak inisiyatifin ele alınması ve işin başına geçilmesi gerektir. Burada en önemli sorun müsadere sorunudur ve yazar da bu konuyu, kaçınılmaz, yakın devrimin gerektirdiği kısa, özlü, açık, sakin, soğukkanlı bir üslupla, keskin sözler etmeden ele almış, diğer bütün konulardan daha ayrıntılı olarak işlemiştir. Ancak devletin yıkılmasından sonradır ki, artık soyguncular, asalaklar için çalışmak zorunda olmayan özgür işçi grupları, özgürce seçtikleri, en çekici buldukları alanlarda çalışacaklar, toprağı bilimsel yöntemlerle işleyecekler, sanayide teknolojinin son yöntemlerini uygulayacaklar, çalışma, öğrenme ve haz duygusu birbirine karışacak. Kitabın tarımsal emeğin çözümlenmesine ayrılan sayfalarını özellikle çok önemli buluyorum, çünkü bir avuç insanın zenginleşmesi için değil, herkesin yararı için, en geniş, en kapsamlı biçimde, üstelik kolayca uygulanabilecek, hayatın pratiğinden geçmiş, denenmiş, sınanmış birtakım olgulara yer veriliyor bu bölümde.

Nüktedanlar, gençlerdeki şıklık, zarafet düşkünlüğünün yol açtığı tuhaf, ayıplı durumları sarakaya almak için "yüzyıl sonu" -"fin de siecle"- insanından söz ederler. Ne var ki, yüzyıl sonuyla falan kıyaslanamayacak kadar önemli bir aşamadan geçiyoruz şu anda: Yüzyılımızın sonuna gelmekle kalmadık, daha da ötesi, koskoca bir tarih devrinin sonuna geldik. Antik uygarlığın tamamlanışına tanık oluyoruz. Gücün hukuku, iktidarın bin bir nazı, kaprisi, Yahudiliğin dehşet verici efsaneleri, acımasız Roma hukuku bizim için eski anlamlarını yitirdiler. Biz yeni bir inanç benimsiyoruz; bu inanç -ki bilimden başka bir şey değildir- gerçeği arayan herkesin inancı olduğu zaman cisimlenmeye başlayacaktır, çünkü tarihin temel yasasına göre, toplum her zaman kendi idealine göre oluşur. Eski toplumsal yapının savunucuları pes etmek zorunda kalacaklar. İnançlarını yitirmişler bir kez onlar; öndersiz, sancaksız, inançsız rastgele savaşıyorlar. Yenilikçilere karşı kuşkusuz yasaları, eli kılıçlı polisleri, topları, tüfekleri var ellerinde; ama bir fikri yenmek için hiçbiri yetmez bunların; bu nedenle de baskıya, zulme, egemenlerin düşlemlerine dayanan bütün o eski düzen süratle uzak geçmişin bir söylencesine dönüşecektir.

İnsanlığın gelişme tarihi içindeki önemi ve anlamı belki fazla büyük olmayacak ve insanlığa önemli, hızlı bir sıçrama yaptırmayacaktır (çünkü doğada olmaz böyle şeyler) ama bir devrimin yaklaşmakta olduğuna da kuşku yoktur. Tam bir özgüvenle söyleyebiliriz ki, binlerce ilerici nitelikli olay, binlerce derinlemesine değişiklik, bize anarşist toplumun nicedir gelişmeye başlamış olduğunu işaret etmektedir. Özgür düşüncenin dogmalardan kurtulduğu, dehanın eski formülasyonları silkeleyip attığı, insan iradesinin bağımsız davranışlarda tezahür ettiği her yerde, disipline edilme, zapturapt altına alınma girişimlerine öfkeyle karşı koyan insanların birbirlerine öğretmek-birbirlerinden öğrenmek için özgür iradeleriyle bir araya geldikleri, başlarında şef, kumandan, egemen vb. olmadan hayattan kendilerine düşen payı alma-gereksinimlerini karşılama hakları için savaşmaya atıldıkları her yerde anarşist toplum da gelişmeye başlamış demektir. Evet, bütün bunlar anarşi demektir, hatta bilinçsiz olduklarında bile; zira bilinç azar azar ama durmaksızın işin içine girmektedir. Anarşi nasıl zafere ulaşamasın: Bir kez ideali var, istenci var, cesareti var... Düşmansa, bütün bunlardan yoksun olduğu gibi üstelik güvenini, inancını yitirmiş, "Ne gelir elden: Asrın sonu!" diyerek kendini bahtının rüzgârına bırakmış...

Kendini ucun ucun hissettirmeye başlamış olan devrim hiç kuşkusuz bir gün paldır küldür çıkıp gelecek ve o zaman Kropotkin dostumuz bir tarihçi olarak çıkıp bizlere, mevcut rejimin adaletsizliğinin farkında olan ama manen ve maddeten bağlı oldukları topluma karşı açık başkaldırıya cesaret edemeyen insanların yeniden herkesin emeğiyle yaratılmış olan kolektif zenginlik âlemine girebileceklerini açıklama hakkına sahip olacak. Herkes bilir ki, yasa denilen şey iğrenç bir yalan, yargıçsa varsılların uşağı, yoksulların baş belasıdır. Alın terine dayanan dürüst yaşam, bazen bir lokma ekmekle ödüllendirileceği güvencesini bile vermiyor insanlara; bugünkü koşullarda "ekmeğini kazanmanın", bolluk içinde bir yaşama kavuşmanın en iyi yolu borsacı-simsar arsızlığı ve tefeci acımasızlığı oluyor. Düşüncelerini, arzularını, girişim ve davranışlarını kendi adalet anlayışına göre ayarlamak yerine, düşüncelerini dosdoğru ve açıkça dile getirmenin doğuracağı sonuçlardan kaçınmak için, sağa sola sıvışmanın yoluna bakıyor çoğu kişi. Babalarının "gerçek din"ine iman ettiklerini açıklama cesareti gösteremeyen ve belirli dogmaları bile olmayan, daha orijinal birtakım mista-gogialara doğru savrulan, dumanlı duyguların sisleri içinde yiterek spirit'lere, rosenkreytserere, Budistlere, meczuplara dönüşen "yeni dindarlar"ı(1) bunlara örnek gösterebiliriz Kendilerini Sakia-Muni'nin takipçileri gibi tahayyül eden, ama onun öğretisini belleme-benimseme zahmetine katlanamayan bu melankolik baylar ve tütsülü semavi bayanlar, nirvanada yok olmanın sükûnu peşindeymiş gibi tavırlar takınıyorlar.

Madem bu "güzel ruhlular" bize durmadan idealden söz ediyorlar, o zaman bir an önce onların içlerini rahatlatalım. Evet, biz materyalistiz, yani yiyeceğimiz ekmeği düşünmek gibi bir zayıflığımız var, çünkü çoğu kez bu ekmeği bulamıyoruz ya da yeterince bulamıyoruz; Rus çarının uyruğu milyonlarca Slav kardeşimiz için de söz konusudur bu karnını doyuracak ekmeği yeterince bulamamak, milyonlarca başka insan için de... Ama biz, tarlalarımızın, akılcı işlendikleri takdirde bize bol bol verecekleri ekmekten, maddi refahtan, kolektif zenginlikten başka şeyler de düşünüyor, görüyoruz. Örneğin kocaman, yepyeni bir dünya görüyoruz: Ruhları semanın yedinci katlarında kanat çırpan ve saf güzelliğin tapınıcıları olduklarını öne sürerek maddi hayata burun kıvıranların küçük gördükleri, birbirimizi sınırsızca sevebileceğimiz, asil heveslerimizi, isteklerimizi gerçekleştirebileceğimiz bir dünya bu! Varsıl da yoksul da kalmadığı zaman, açlar ağızlarının suyu akarak tokları izlemedikleri zaman, insanların doğuştan getirdikleri o doğal, gerçek kardeşlik duygusu yeniden gelişebilir... Ancak o zaman, hep sesi kısılmış, bastırılmış, susturulmuş olan kardeşlik ve dayanışmanın dini, gök kubbenin sisleri arasında dumanlı tasvirler çizen o ne idüğü belirsiz dinlerin yerini alacaktır.

Devrim, verdiği sözleri yerine getirmekle kalmayacak, bundan da fazlasını yapacaktır. Devrim, her türlü görünümüyle polisten üzerimize bulaşmış olan pisliklerden bizi temizleyerek, bizi para kazanmanın -varlığımızı zehirleyen, hayatımızı karartan- aşağılık kaygılarından kurtararak, yaşamın kaynaklarını yenileyecektir. O zaman herkes özgürce kendi bildiği yoldan yürüyüp gidecektir. İşçi elinin yatkın olduğu işte çalışacak, mucit araştırmalarını hiçbir art düşüncesi olmaksızın yapacak, sanatçı kafasındaki güzel kavramını para uğruna bayağılaştırmayacak ve hepimiz şarkılarla, türkülerle ozanların düşledikleri yücelikleri gerçekleştirmek için dostça, arkadaşça çalışacağız. O zaman herhalde sürgün, hapishane gibi tehlikelere rağmen yeni toplum için yılmadan mücadele edenlerin adlannı arada bir de olsa anacağız. Şu anda elinizde tuttuğunuz kitabı, "Ekmek ve Özgürlük"ü yayımlarken de bu adları düşünüyoruz: Yatmakta oldukları zindanların demir parmaklıkları arasından süzülüp kendilerine ulaşan bu ortak selamımızla sanırız onlar kendilerini biraz daha güçlü hissedeceklerdir. Kitabını ortak davamız için acı çekenlere adarsam eğer yazar herhalde beni onaylayacaktır... Özellikle de, bütün yaşamı gerçek uğruna verdiği upuzun bir savaştan ibaret olan birine... Onun adını anmama gerek yok, kardeşinin bu cümlelerini okuduğunda yüreğinin vuruşundan o kendini tanıyacaktır.

Elise Reclus 1892






1 Kiliseyi ve toplumu tüm kusurlarından arınmış mükemmel kurumlar haline getirmeye çalışan efsanevi X Cemiyeti kurucusu Rosenthal'in adından. Bunların her türlü toplumsal çabayı, eylemi küçük gören bir felsefeleri vardı.


  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

Yunanistan İsyanı
Diğer
Video : chumbawmba - ciao bella (video)
Diğer
Müzik : Cancion Popular Anarkista
Diğer

  Linkler
Global Disaster
Sanal Molotof
Kara Gazete
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız