Hiçbir hükümet faşizmi yok etmek üzere savaşmaz. Burjuvazi, güç elleri arasında kayıp gittiğinde, ayrıcalıklarını tekrar kazanmak için faşizmi diriltir.

Buenaventura Durruti

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Makaleler - Sendikalizm - Anarko Sendikalizm

III. ANARKO SENDİKALİZM VE TARİHSEL GELİŞİMİ Yazar : Doğa Kara

A. ANARKO SENDİKALİZMİN TEMEL ÖZELLİKLERİ

Daha öncede belirttiğim gibi 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve "devrimci sendikacılık" olarak da adlandırılan anarko sendikalizm şu temel özellikler üzerinden şekillenmektedir (1):


  • Mevcut çıkarlarını savunmak ve yaşam standartlarında iyileşmeler elde etmek için, dünya emekçilerinin organize edilmesi hedefini ve bunu başarmak için birlikler oluşturulmasını;

  • Ne liderlerin ne de yöneticilerin olmadığı bir yapının yaratılması gerektiğini;

  • Toplumun radikal bir şekilde dönüşmesinin "Toplumsal Devrim" aracılığı ile olacağına savunur.



Anarko sendikalizm, toplum tarafından üretilen refaha el koyan ve ayrıcalıklarını şiddet aracılığı ile koruyan ve komutasını belirli bir azınlığa veren tüm sistemlere karşıdır. Toplumsal adaletsizlik ve eşitsizliğin nedenlerinin erke ve otorite ilkesine dayandığı inancına sahiptir. Bu nedenle anarko sendikalizm adaletsizliği engellemek için otoriteye, toplumun geneli için elitlerin karar almasına ve gücün nihai temsiliyeti olan "Devlet" ve kurumlarına kökten karşı çıkar.

Devlet ve sermaye otoritesinin hiyerarşik- merkeziyetçi organizasyon yapısı ve de onun baskıcı araçlarının aksine, anarko sendikalizm bu yapının anti- organizasyonuna sahiptir. Anarko sendikalist örgütlenme, kararların tabanda alındığı, baskının ve liderlik mekanizmasının olmadığı (yada çok kısıtlı olarak varolduğu); fikirlerin özgür ve eşitçe tartışılabildiği bir süreci içermektedir (2). Tüm isçilerin "tek ve büyük bir sendika" içinde örgütlenerek, kontrolün tabanı oluşturan isçilerin elinde olduğu bir örgütlenmeyi savunur; profesyonel sendikacılardan oluşan bir bürokrasinin yaratılmasına yönelik her türlü girişime karşı çıkar. Bu nedenle anarko sendikalist örgütlenme, bugün sendikalarda varolan otoriter ve bürokratik örgütlenmelerle karşılaştırıldığında, ademi merkeziyetçi bir yapı sergileyen bir organizasyon yapısına sahiptir.

Anarko sendikalistler, işçi sınıfının kendi kendisini sömürücü sınıfının boyunduruğundan kurtarabilmesini, katılımcılarının kendileri tarafından yönetilen kitlesel örgütlenmeler geliştirerek, kendiliğinden eylemliliği, kendine güveni, birliği ve öz örgütlenmeyi savunmaktadır.

Ayrıca anarko sendikalizm diğer sendikal anlayışlardan farklı olarak sendikanın, yalnızca patronlara karşı reformlar kazanılması için değil, ayrıca kapitalist sistemin yıkılması için de kullanılabileceğine inanırlar. İşçilerin pek çoğunun sistem ile mücadeleye girmemesini, diğer sendikalardaki örgütsel yapılanmanın tabanın inisiyatifine olanak tanımaması ile açıklarlar (3).


B. ANARKO SENDİKALİZMİN TARİHSEL GELİŞİMİ

1. Anarko Sendikalizm ve Uluslararası İşçi Birliği (Enternasyonel)

24 Eylül 1864'te Fransız ve İngiliz işçilerinin ortak çabalarıyla Uluslararası İşçi Birliği (UİB- ilerleyen yıllarda I. Enternasyonel olarak adlandırılacaktır) Londra'da kurulmuştur. I. Enternasyonel'in en önemli hedefi Avrupa'daki toplumsal hareketin farklı gruplarını, kendisini toplumsal sefalet, entelektüel bozulma, ve politik baskı biçiminde gösteren köleliğin kaynağını; işçilerin, hammadde ve üretim araçlarının sahiplerine olan ekonomik itaati ortadan kaldırmak amacıyla bir araya getirmek olduğundan, geniş işçi örgütlerinin örgütlenme yapısı "Federalizmin" ilkelerine göre temellendirilmişti. Bu da, her eğilime bu ortak amaç için kendi inançları ve düşünceleri doğrultusunda ver her ülkenin kendi koşulları temelinde çalışma olanağını garanti ediyordu (4).

Rudolf Rocker I. Enternasyonel'in ilk amaçını "farklı ülkelerden işçilerin birbirlerine yakınlaştırmalarını sağlamak, onlara ekonomik ve toplumsal köleliklerinin her yerde aynı nedenlere bağlı olduğunu ve sonuç olarak ulusların sözde çıkarları ile değil, sınıfları ile bağlı olduğundan dayanışmalarının devletlerin yapay sınırlarını aşması gerektiğini anlatmaktır" (5) şeklinde açıklamaktadır.

I. Enternasyonel'de Proudhon'un düşüncelerinden etkilenen ve Fransa'yı temsil eden sendikacılardan dördü (Tolain, Limosuin, Fribourg ve Varlin) anarko sendikalist sendikacı tipinin ilk örneklerindendir (6). Bu sendikacılar ve dolaysıyla anarko sendikalist düşünce, Enternasyonel'in çeşitli kongrelerinde, özellikle Belçika, İtalya, İsviçre ve İspanya delegeleri arasında taraftar toplamışlardır.

1866 Cenevre Kongresinde "sendikaların görevleri" konusunda kabul edilen karar suretleri, özellikle siyasal eylem anlayışı bakımından Marks'ın görüşlerinin ifadesi olduğundan Proudhoncu delegeleri tatmin etmemişti. Bu yüzden 1867'de toplanan Lozan Kongresi, Marksist delegelerle Proudhoncu delegeler arasındaki tartışmalar, sendikaların siyasal eylemi konusunda giderek belirginleşmeye başlamış, ama yinede iki görüş arasında köprü kurulmaya çalışılmıştır (7).

Bu kongrede Proundhoncuların, devlete top yekun karşı tutumları ve yoğun muhalefetleri nedeniyle arazinin devletleştirilmesine ilişkin teklif ertelenmiş, fakat bir yıl sonra 1868 de Brüksel'de yapılan kongrede arazilerin devletleştirme programının kabulünü engelleyememişlerdir.

1868'de toplanan Brüksel Kongresinde sendikal eylem biçimi olarak genel grev-ilerleyen dönemlerde anarko sendikalistlerin en büyük silahı olacaktır-, Bakunin taraftarı delegelerin de Enternasyonel'e katılımıyla (Bakunin henüz Enternasyonel'e üye değildir) sağlanan yoğun destek ile kabul edilmiştir (8).

Bakunin, 1869 Basel Kongresinde üye olduğu Enternasyonel'de parlamenter temsil yoluyla siyasal mücadelenin bir "burjuva" yolu olduğu ve işçilerin kurtuluşunun parlamentarizm ile değil "toplumsal devrim" ile olacağını savunmuş ve Enternasyonel Genel Konseyinin "basit bir haberleşme ve istatistik bürosu" haline gelmesini önermiştir (9). Bu kongrede Jura'lı anarşist saat yapım işçileri ile bazı İspanyol ve İtalyan delegeler üzerinde geniş ölçüde desteği ile Bakunin'in "miras hakkının kaldırılması" önerisi kabul edilmiştir (10). Bakunin'in de Enternasyonel'e katılımıyla Marksistler ile anarko sendikalistler arasındaki uçurum iyice derinleşmiştir.

1871 Londra Kongresinde Marksist "siyasal eylem" ile ilgili karalar kabul edilmiş ve Jura Anarşistleri de bu karara katılmadıklarını dile getirmişlerdir. 1872'de Lahey yapılan kongreye Bakunin katılmamış ama Jura Anarşistleri tarafından "Genel Konseyin ilgası ve Enternasyonel'de her türlü otoritenin kaldırılması" yönündeki önerileri tekrarlanmış ama reddedilmiştir (11). Bunun ardından Lahey Kongresinde 1871 Londra Kongresinde "siyasal eylem" konusunda alınan kararlar oylanmış; İngiliz, İspanyol, İtalyan ve Hollanda delegelerinin çoğunun ihraç aleyhine oy vermelerine rağmen Bakunin ve Jura Federasyonu Enternasyonel'den ihraç edilmiştir (12).

15 Eylül 1872'de Enternasyonel içinde Bakunin'i destekleyen Jura, İtalyan ve İspanyol sendika temsilcileri Anti- Otoriteryen Enternasyonel'i- Anarşist Enternasyonel- kurdular (13). Daha sonra ABD ve Fransa'nın birer İşçi Federasyonu ile katıldığı Anarşist Enternasyonel özellikle Avrupa'daki neredeyse bütün ülkelerde üye örgütlere sahip oldu. Anarşist Enternasyonel'in katılanların temel düşüncesi, "parlamenter yolların işçilerin devrimci yönelişlerini baltayacağı ve işçilerin parlamentarizm yoluyla temsilinin zamanla işçileri sınıfları içinde birer haine çevrileceği" yönündedir (14).

2. Çeşitli Ülkelerde Anarko Sendikalizm

a. Fransa

18 Mart 1871'de ilan edilen ve çeşitli düşüncelere göre kendi açılarından ideal toplumun ilk modelini temsil eden Paris Komünü 8 süren kanlı sokak çatışmaları ile son bulmuştu. Komün ardında çoğunluğu işçi olan 107.000 ölü ve 400.000 civarında tutuklu (15) ve yaklaşık 10 yıl sürecek bir suskunluk bırakmıştı.

Bu suskunluğun ardından işçiler üzerinde Jules Guesde tarafından temsil edilen ve Marksizm'den esinlenen bir sendikacılık anlayışı hakim olmuştur (16). 1886'da Marksistlerin aksine, siyasal parti fikrine karşı çıkan anarko sendikalistler dönemin şartlarında güçlenmeye başlamıştır.

Fransa'da anarko sendikalist hareket Proudhon'un fikirlerini temel alan "Alllemanisme" akımından etkilenmiştir. Işıklı bu akımı "siyasal mücadeleye göre iktisadi mücadeleye öncelik tanıyan; iktidarı ele geçirmek yerine iktidarın,dayanaklarını ortadan kaldırarak yok edebileceğine inan" bir akım olarak tanımlamaktadır (17). Bu akım genel grevi " top yekun insanlığın iyiliği için bir iktisadi dönüşümü sağlayacak tek araç" görmektedir (18).

1895 yılında "doğrudan eylemi" savunan (Genel İş Konfederasyonu) CGT'nin kurulması ve 1902 yılında Montpellier Kongresinde İş Borsaları Federasyonunun (FBT) CGT ile birleşmesi anarko sendikalist hareketin etkinlik alanını genişletmesini sağlamıştır. Bu yeni örgütlenme temel örgütlenme birimi olarak yerel sendikaları içine aldı. Bu sendikalar, diğer gruplarla İstihdam Bürosu ve Sendikal Etkinlikler Bürosu oluşturdular (19).

1906 1 Mayıs'ında CGT 8 saatlik işgünü uygulaması için genel grev kararı aldı, fakat devrimci bir genel grevi gerçekleştirmeyi başaramadı. Gösterilerle geçen günlerin yaratığı coşkuyla birlikte 8-16 Ekim 1906 tarihleri arasında Amiens Kongresinde, CGT'nin anarko sendikalist teorisinin ilkeleri bütün açıklığı ile kongreye sunuldu ve 9 karşı 830 oyla onaylandı (20). Bu dönemde sendikalist hareket en üst noktasına ulaşmıştır. Amiens Şartı ile sendikal mücadele ve siyasal mücadele tamamıyla birbirinden ayrılmış; bu durum siyasi partilerin sendikalardan yararlanma yönündeki isteklerine karşı önemli bir engel oluşturmuştur.

Bu yükselişin ardından 1909'da Leon Jouhaux'un CGT genel sekreterliğine başladığı dönemde sendikalist hareket giderek reformist bir görünüm sergilemeye başlamış ve ivme kaybetmiştir. Bu değişimin sebepleri arasında birincisi anarşistlerin kendi aralarında sendikaya bakış açısından giderek bölünmeye başlaması ve ikinci olarak da I. Dünya Savaşı sonrasında Rus Devrimi'nin de etkisiyle komünistlerin CGT içinde giderek güçlenmeye başlamalarını gösterebiliriz.


Bu gelişmelerin ardından bir çok Anarşist CGT'den ayrılarak Sendikalist Devrimci Savunma Komitesini kurmuştur.
Fransız Sendikalist hareketi ilerleyen yıllarda -özellikle 1968'de- dönem dönem ivme kazanmış ve çeşitli sendikaların yerel kollarında faaliyetlerine devam etmiştir, fakat hiçbir zaman eski gücüne kavuşamamıştır.

b. İspanya

Anarko Sendikalizmin Fransa'da doğduğunu ama İspanya'da geliştiğini ve fazlasıyla güçlendiğini söylemek sanırım hatalı olmayacaktır.

Fransız CGT'sinden etkilenen Katalonya Liberter sendikaları, 1907 yılında İşçi Birliği adında sendikalist bir örgüt kurmuşlardı (21). 1911 yılında sendikalar daha güçlü bir örgüt ihtiyacıyla Sevila'da yapılan bir kongrede, Ulusal İşçi Konfederasyonunu (CNT) kurdular. 1914 yılına kadar legal faaliyet gösteremeyen CNT ‘nin üye sayısı beş yıl içinde bir milyona ulaştı (22).

CNT tıpkı Fransız CGT gibi bir yandan kısa vadeli olarak kendi yandaşlarının hayat koşullarını iyileştirmeye çalışıyor, öte yandan ise uzun vadede "toplumsal devrimi" hedefliyordu (23). 1919'da toplanan CNT kongresinde temel ideoloji olarak "liberter komünizm" ilkeleri benimsenmiştir.

1923-1930 yılları arasında Primo de Rivera'nın diktatörlüğü yaşanmaktaydı ve 1923'te diktatörlüğün ilanına karşı CNT genel grev örgütlemeye çalışmış ama başarılı bir sonuç alamamış; CNT bu dönemde yer altında çekilerek yapısını korumaya çalışmıştır.

1931'de Rivera baskısı yerini cumhuriyete bıraktığında CNT içinde siyasal eylem ve katılma sorunu ortay çıkmıştır ve görüş ayrılıkları belirmiştir (24). Bu dönemde CNT, 1927 yılında kurulan FAI (İberya Anarşist Federasyonu) etkisinde kalmış ve anti- parlamentarizm konusunda işçiler üzerinde etkili olmuş ve işçileri seçimlere katılmama yönünde teşvik etmiştir (25). Buna rağmen İspanya Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) mecliste en kalabalık sandalye sayısına sahip olarak Cumhuriyetçiler ile koalisyonda yer almıştır. PSOE'si işçiler arasında en büyük desteğini sosyalist sendika UGT'den (Genel İş Birliği) almıştır (26).

1931'de Cumhuriyet ilan edildiğinde anarko sendikalist CNT'nin 2 milyondan fazla, UGT'nin ise 1,5 milyon civarında üyesi bulunmaktaydı (27).

1933 seçimlerinde CNT "oy sandıkları değil, Toplumsal Devrim" (28) sloganıyla bir çok grev ve isyan başlatmıştır. Bu kampanyalar sonucunda sosyalistler yenilgiye uğramış ve sağcı bir hükümet oluşturulmuştur.

Bu durum üzerine 1936'da CNT üyelerinin belirli bir kısmı sosyalist Halk Cephesine oy vermiştir. Mayıs 1936'da Zaragoza'da toplanan ulusal kongrede CNT ve UGT arasında ılımlı bir ortak nokta bulma yoları denenmiş ve çeşitli grevler beraber örgütlenmiştir (29). Bu sayede Halk Cephesi mecliste kalabalık bir sandalye sayısına ulaşmıştır.

19 Temmuz 1936'da General Franco cumhuriyete karşı bir ayaklanma başlatmış ve ispanya'da İç Savaş dönemi başlamıştır.
Aynı dönemde Durrutti önderliğinde CNT ve FAI'nin özellikle Katalanya'da çeşitli otonom bölgeler ve komün deneyimlerinin oluşturulmasında, toprakların kollektifleştirlmesinde büyük katkıları ve öncülüğü olmuş; Katalanya fiilen bağımsız bir cumhuriyet haline gelmiştir.

General Franco, 1938'de İspanya'da kanlı çatışmalar ve yüz binlerce kişinin öldürülmesiyle birlikte iktidarı ele geçirmiştir. Bunun ardından CNT başta olmak üzere bütün sendikaların her türlü faaliyeti Franco rejimi tarafından yasaklanmış ve büyük bir baskı dönemi başlamıştır.

1976'da Franco'nun ölümünün ardından CNT bir kez daha ortaya çıktı ama 1930'lardaki gücünü büyük oranda yitirmişti. 1983 yılında toplanan 6. Ulusal Kongre'de CNT birisi "devrimci" diğeri "reformist" olmak üzere iki fraksiyona bölündü: CNT-AİT ve CGT (Genel Emek Konfederasyonu) (30). Fakat her iki sendikada anarko sendikalist çizgide olduklarını ve 1911 de kurulan CNT'nin geleneklerine sahip çıktıklarını belirtmektedir.

Günümüzde CGT, İşçi Komisyonları (CC-OO) ve Genel Emek Sendikası'nın (UGT) ardından 60.000 civarında fiili üyesiyle İspanya'da üçüncü büyük sendikadır.

c. Diğer Ülkelerde Anarko Sendikalizm

Fransa ve İspanya dışında bir çok ülkede anarko sendikalist eğilim var olmuş ve belirli bir ölçüde de güçlenmiştir, fakat ve Fransa ve İspanya'da olduğu gibi egemen bir güç olamamıştır.
Anarko sendikalistler, 1922 yılında Berlin'de "Uluslararası İşçiler Birliği"ni (IWA) kurarak kendi uluslararası örgütlenmelerini yaratmış oldular. Kuruluş konferansına katılmış işçi örgütleri ve bunların temsil ettikleri işçi sayısı şu şekildeydi: 20.000 işçiyi temsil eden Arjantinli İşçiler Bölgesel Örgütü (FORA); 20.000 işçiyi temsil eden Dünya Sanayi İşçileri (IWW) Şili Örgütü; Danimarka'da 600 işçiyi temsil eden Sendikalist Propaganda Birliği; 120.000 işçiyi temsil eden Almanya Özgür İsçiler Sendikası (FAUD); 22.500 işçiyi temsil eden Hollanda Ulusal İşçiler Sekreteryası; Portekiz'de 150.000 işçiyi temsil eden İşçiler Genel Konfederasyonu; 32.000 işçiyi temsil eden İsveç İşçileri Merkez Örgütü (SAC); Fransa'da CGT'den kopan ve 100.000 işçiyi temsil eden Devrimci Sendikalizmi Savunma Komitesi; Parisli 32.000 işçiyi temsil eden Federation du Battiment adli işçi örgütü; İspanyol CNT, kendi ülkesinde Primo de Rivera diktatörlüğüne karşı şiddetli bir sınıf mücadelesine girişmiş olduğu için, konferansa delege gönderemedi, fakat, bunu izleyen yil CNT de "Ulusal İşçiler Birliği"ne (IWA) katildi (31).

IWA 1920'li yıllarda genişledi. Çok sayıda sendika ve propaganda grubu IWA sekreteryası ile ilişkiye geçti. Bunlar Meksika, Uruguay, Bulgaristan, Polonya, Japonya, Avustralya, Güney Afrika, Paraguay ve Kuzey Afrika'dandı.

Ayrıca 1912 yılında kurulan İtalyan Sendika Birliği (USI) de önemli anarko sendikalist örgütlenmeler birisidir.

IWA bünyesi dışında kalan Brezilya İşçileri Bölgesel Örgütü ve ABD'deki IWW (Dünya Sanayi İşçileri) gibi sendikalist işçi sendikaları da vardı (IWW kısa bir sure sonra Kanada, İsveç, Avustralya, Güney Afrika ve İngiltere'ye de sıçramıştır).


1- Jeff Stein, "Anarko Sendikalizm: Temelleri" (1997), http://uk.geocities.com/anarsistbakis/makaleler/CNT-anarkosendikalizm.html#k1 (13 Mayıs 2006).
2- Stein, a.g.k.
3- Alan MacSimoin, "Güçlü ve Zayıf Yanlarıyla Sendikalizm" Red&Black Revolution, Sayı:1, http://flag.blackened.net/revolt/turkey/syndrbr3_t.html (13 Mayıs 2006).
4- Rudolf Rocker, "Anarko Sendikalizm", İstanbul, Kaos Yayınları, 2000, s. 59.
5- Rocker, s. 59-60.
6- Işıklı, s. 20.
7- Rocker, s. 60-61.
8- Işıklı, s. 29.
9- Işıklı, s. 30-31.
10- Marshall, s.403.
11- Işıklı, s. 31.
12- Woodcock, s. 254.
13- Işıklı, s.31-32.
14- Sam Dolgoff, "Bakunin", Çev. C. Atila, İstanbul, Kaos Yayınları, 1998, s.154.
15- Marshall, s. 604.
16- Işıklı, s.37.
17- Işıklı, s.39.
18- Işıklı, s.39.
19- Abdülkadir, Şenkal, "Anarko Sendikalizm", http://www.calisma.org/index.php?option=com_content&task=view&id=1040&Itemid=5 (13 Mayıs 2006).
20- Marshall, s. 615-616.
21- Marshall, s. 632.
22- Marshall, s. 632.
23- Rocker, s. 76.
24- Işıklı, s. 51.
25- Paz, s.160-161.
26- Woodcock, s. 398.
27- Işıklı, s. 52.
28- Marshall, s. 637.
29- Pazl, s. 289-291..
30- Marshall, s.648.
31- MacSimoin, a.g.k.

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

f025
Diğer
Video : Anarşizm
Diğer
Müzik : World Anarchy
Diğer

  Linkler
Otonom-X
Kara Mecmu-A Forum
Karakök Otonomu Türkiye/İsviçre
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız