Güçlü bir halk lidere ihtiyaç duymaz.

Emiliano Zapata

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Kara Kızıl Notlar - Mart Nisan Mayıs 2005

Kendimiz için hiçbir şey, hepimiz için her şey: Anarşizm İçindeki Komünist Gelenek Yazar : Camille

NEFAC’ın ( Northeastern Federation of Anarchist Communism, A.B.D. ve Kanada’da örgütlü olan Kuzey Doğu Anarşist Komünist Federasyonu ç.n.) “Hedefler ve İlkeler” yazısında; federasyon, “kendilerini anarşizm içindeki komünist gelenek içinde tanımlayan ve farklı direniş hareketlerinden gelen devrimcilerin bir örgütü” olarak tanımlanmıştır(1). Bir çok insan bunu okuduğunda, kendi kendine burada ne anlatmaya çalıştığımızı sorup şaşırabilir. Anarko-komünistler, özgürlükçü komünistler, komünist-anarşistler... Bu bir çelişki midir? Marx ve Bakunin arasında, Lenin ve Makhno arasında, Mao ve Pakin arasında gizli bir ittifak mı vardı? Anarşizmi bozup “Partimize”(o da her neyse?) ufak askerler toplamayı amaçlayan kılık değiştirmiş Bolşevikler miyiz? Tabi ki hayır! Hadi daha yakından bakalım.

Komünizm kelimesi gerçekten ne anlama geliyor? Komünizm, hem üretimi ve dağıtımı hem de toplumsal olarak üretilen serveti ortaklaştırmamız gerektiğini söyleyen öğretidir. Komünizm, yerine dünya çapında sınıfsız bir toplumun alacağı sınıflı sistemin ve ücretli köleliğin kaldırılmasını hedefler. Bizim düşüncemizce, gerçek komünizmin tek hedefi devletin yıkılmasıdır; çünkü devlet, egemenlik ve sınıf hükümdarlığı üzerine kurulu politik örgüttür. Bir devlet var olduğu sürece, komünizm var olamaz, çünkü devletin varlığı ister istemez sınıflı bir sistemi gerektirir (en azından bir sınıfı: bürokratlar!).

Herkes bunda hemfikir olmasa da, komünizm ve merkezileşme bir arada var olabilir (öz-yönetim ve merkezileşmenin de bir arada var olabileceği gibi). Komünizm bir çok politik ve örgütsel yapıya uyarlanabilir. Bizler, doğrudan demokrasiye dayanan federatif örgütlenmiş bir yapıyı savunuyoruz. Bu demektir ki, anarşist bir yapı muhakkak komünist bir yapıyı içermek (beraberinde getirmek ç.n.) zorunda değildir (aynı şekilde komünist bir yapı da anarşist bir yapıyı beraberinde getirmek zorunda değildir). Bireysel anarşistler vardır, kollektivist anarşistler vardır, karşılıkçı (mutualist ç.n.) anarşistler vardır vs. Otoriter komünistlerin, konsey komünistlerinin, ilkel komünistlerin vs. de olduğu gibi. Bizler anarşist komünistleriz. Bu nedenle kendimize “anarko-komünistler” veya “özgürlükçü komünistler’’ diyoruz. Kelimelerden biri, diğerini tamamlıyor; anarşizm ve komünizm.

Anarşizmin Kökleri

Anarşizm, Uluslararası Emekçi İnsanlar Birliği (IWPA veya I. Enternasyonal, 1864-72) içinde doğmuş ve gelişmiştir. Başlangıçta, Enternasyonal İngiliz ve Fransız sendikacılar arasında bir birlik olarak tasarlanmıştı, böylece Fransız işçiler İngiltere’de grev kırıcılar olarak kullanılamayacaklardı (ki bu o zamanlar İngiliz patronlar tarafından sıkça kullanılan bir taktikti). Örgüt yayıldı ve en etkin döneminde iki milyondan fazla işçiyi kapsayacak kadar genişledi. İçinde bir çok sosyalist eğilimin bulunduğu devrimci bir laboratuar, –örneğin çeşitli ülkelerdeki başka işçilerin grevlerine yardımcı olmak için para toplayan- bir dayanışma merkezi gibi işliyordu. Yol gösterici toplumsal hareketler ve teorisyenler olsa da -mesela Proudhon-, bir öğreti ve hareket olarak anarşizm Mikhail Bakunin, Carlo Cafiero veya James Guillaume gibi aktivistlerin ve İsviçre Jura’nın saat yapımcıları, İtalyan ve Fransız zanaatkarları ve İspanyol işçileri gibi hareketliliklerin etrafında şekillenmiştir.

İlk anarşistler genelde kollektivistlerdi; Marx ile diğerleri tarafından savunulan “komünizme” karşıydılar. Fikir, bir iş yerinde çalışan işçilerin üretim araçlarını ele geçirmesi ve onları beraberce idare etmesiydi. Onlar birlikleri (dernekleri-association ç.n.) vasıtasıyla fabrikanın kolektif sahipleri olacaklardı (az çok kooperatif benzeri bir oluşum). Servetin dağılımı, temel olarak her işçi tarafından yapılan iş miktarına göre ödemeyle olacaktı. Sorun, bu yolun bir çeşit kolektif kapitalizm olarak son bulma riskiydi. Dahası, dayanışmanın garantisi yoktu ve gerçekten “işçi” olmayanların sözü geçmeyecekti ve aslında “işçi” olmayanlar işçilere bağımlı olacaklardı. Çocukların, yaşlıların ve fiziksel zorluk çekenlerin vs. durumları eski sistemdeki durumlarından daha iyi olmayacaktı.

Kollektivist modelin eleştirisi 1870’lerde gelişti. “Anarşizmin; kolektivizmin daha ayrıntılı bir şekilde çözümlendiği noktada ortaya çıkan çeşidi, komünizmdir. Bu, sadece emek araçlarının ortaklaştırılmasının yeterli olmadığı, aynı zamanda emeğin ürünlerinin de ortaklaştırılması ve “Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar” sloganındaki ilkeyle dağıtılması görüşüdür. Komünist argüman şudur; insanların kendi emeklerinin tam değerini elde etme hakkına sahip oldukları bir düzende, her bir insanın emeğinin değerini ölçmek mümkün değildir çünkü her birinin ayrı ayrı emeği, herkesin emeği ile iç içedir ve farklı tür işlerin farklı değerleri vardır. Bu nedenle tüm ekonominin bir bütün olarak halkın elinde olması ve ücret ve fiyat sisteminin kaldırılması daha iyidir.”(2)

Sadece üretenlerle ilgili olan ve sadece bu insanlara hak ve yetki veren kolektivizmle karşılaştırıldığında; kocalarından bağımsızlık isteyen kadınların özgürleşmesinin ve geleneksel olarak eve mahkum edilen ve bu nedenle gizlenen (görülmeyen, ç.n.) kadın emeğinin tanınmasının sağlanması için, kolektivizmin aksine “aile bazlı ücret” (family wage ç.n.) fikrine karşı çıkan komünizm daha avantajlıydı. Başka bir deyişle, kolektivizm sadece servetin toplumsal üretimine değer verirken, komünizm hem toplumsal üretimi hem de yeniden üretimi önemsemiş ve bu nedenle, servetin üretimine doğrudan katılmış olsun veya olmasın, istinasız herkesin toplumsal olarak üretilen servet üstünde eşit hakkı olduğunu savunmuştur.

1880’de, Jura Federasyonu konferansında, [temel olarak Fransızca konuşan İsveç Jura’sının anti-otoriter emekçiler federasyonu], ilk defa anarşist bir konferans ekonomik örgütlülük olarak komünizme sıcak bakmış oldu. İtalyan devrimci Carlo Cafiero bu konferansta komünist tezleri şöyle savunmuştur: “Bir kimse komünist olmadan anarşist olamaz. Gerçekten de, sınırlamaya (limitation ç.n.) dair en ufak bir ipucu, otoriterliğin tohumlarını taşıyacaktır. Ve bunu seri bir şekilde türeyen kanunlar, mahkemeler ve jandarma olmaksızın düşünemeyiz. Komünist olmak durumundayız çünkü kolektivist safsatayı anlayamayan insanlar, Reclus ve Kropotkin arkadaşların da belirttiği gibi komünizmi kusursuz bir şekilde kavrayıp benimseyebilirler. Komünist olmak zorundayız çünkü bizler anarşistiz, çünkü anarşi ve komünizm devrimin iki asıl ilkesidir.(3)”

19. yüzyılın sonu ve 20. yüz-yılın başında anarşist hareketin başını çeken kişiler -Kropotkin, Malatesta, Reclus, Grave, Faure, Goldman, Berkman ve bir çokları- komünistti. Kolektivizmden yola çıkarak ve Marksizme karşı tepkiyle devrimci anarşizmin daha sofistike bir şeklini kabul ettiler –yani, günümüz toplumunun dikkatli bir değerlendirmesini ve gelecek topluma dair bir öneriyi içinde barındıran bir anarşizmi. Bu, sınıf mücadelesini kabul eden ama dünyaya daha geniş bir açıyla bakanlar için bir anarşizmdir. [...] 1870’lerden beri, devrim talep eden çoğu anarşist örgüt tarafından komünist ilkeler kabul edilmiştir.(4)”

Böyle bakıldığında geçmişte yaşıyormuşuz gibi görünebiliriz. Ama anarko-komünist akımın o zamandan beri geçirdiği değişimlerden de ilham alıyoruz. Son zamanlarda etkilendiklerimizi sayalım: Noir et Rouge (Kara ve Kızıl) dergisi, bu Fransa’da 1950’lerden beri yayımlanan ve anarşizmi gerçekleştirmeye çalışan bir dergidir; 1970’lerde Mayıs 1968 sonrası süreçte örgütlü, platformcu bir pratik gerçekleştirmeye çalışan devrimci anarşistlerin örgütü; anarko-punk patlama [esas olarak DIY (Do It Yourself: Kendi işini kendin yap) deneyimi] ve Alternative Libertaire (Liberter Seçenek) ve Fransa’daki Organisation Communiste Libertaire (Liberter Komünist Örgüt), İngiltere’deki Anarşist Federasyon ya da İrlanda’daki İşçi Dayanışma Hareketi gibi günümüzün farklı anarşist örgütleri. Anarşist olmayan ama bize göre liberter olan etkiler arasında ise gerçeküstücüler, Sitüasyonistler (esas olarak Vaneigem), Socialisme ou Barbarie (Sosyalizm ve Barbarlık) ve Castoriadis, Alman ve İtalyan otonomcu hareketleri, toplumsal ekoloji hareketi, çeşitli feminist akımlar ve farklı aşırı solcu ve konsey komünisti akımlar sayılabilir.

Anarşizm ve anarşist komünizm hakkında daha fazla şey öğrenmek için:

- Anarchism, Daniel Guerin (Monthly Review)

- No Gods No Masters: An Anarchist Anthology, also
Daniel Guerin (AK Press)

- A Short History of Anarchism, Max Nettlau (Freedom Press)

- Anarchism and Anarchist Communism [Anarşi, Kaos Yayınları] , Peter Kropotkin (Freedom Press)

- The Conquest of Bread and Other Essays [Ekmeğin Fethi, Öteki Yay.], Peter Kropotkin (Cambridge University Press)

- What is Communist Anarchism, Alexander Berkman
(Phoenix Press)

- The End of Anarchism?, Luigi Galleani (Cienfuegos
Press)

Bazı internet siteleri:
http://flag.blackened.net/nefac
http://www3.sympatico.ca/emile.henry
http://struggle.ws/wsm
http://www.afed.org.uk

1) NEFAC’ın Hedefleri ve İlkeleri web’de http://flag.blackened.net/nefac/ap.html adresinde bulunabilir.
2) About Anarchism, Nicolas Walter, Freedom Press.
3) Carlo Cafiero, Anarchy and Communism (report to the Jura Federation’s Congress of 1880). No Gods, No Masters’da alıntılanmış.
4) Walter, aynı eser.

Kaynak:
Kuzey Doğu Anarşist sayı:3. 2002 ,kış

Çeviri:
Kara Kızıl Notlar

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

NATO
Diğer
Video : chumbawmba - ciao bella (video)
Diğer
Müzik : Cancion Popular Anarkista
Diğer

  Linkler
Spontan
Indymedia İstanbul
Portakalzine
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız