Ya devlet bireyi ve toplumsal hayatı daima ezerek, insanın etkin olduğu bütün alanları ele geçirerek savaşlarla ve iktidar mücadelelerine, bir tiranın yerini diğerinin aldığı saray darbelerine yol açacaktır, ki bu gelişmenin sonucunda kaçınılmaz bir biçimde ölüm vardır.. Ya da devletler yıkılacak ve özgür anlaşmasıyla bireylerin ve grupların canlı insiyatifini bir ilke olarak benimseyen binlerce merkez yeniden hayat bulacaktır.

Pyotr Alexeyevich Kropotkin

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Kara Kızıl Notlar - Aralık Ocak Şubat 2005/06

Japon Shop Fight Örgütünün McDonalds İşçi Direnişi (MWR) ile Söyleşisi Yazar : Shop Fight

McDonalds İşçi Direnişi (MWR), McDonalds’ta sendikalaşmayı başaramayan bir işçi gurubunun kurduğu bir örgüt ve dergileri, broşürleri, internet vs. ile dünyanın her yerinden kardeş guruplar oluştu. Gurubun deneyimlerini anlatan bu söyleşi sendikalaşmanın fiili olarak mümkün olmadığı bir sektörde emekçilerin nasıl çözümler yaratabileceğine ve nasıl sorunlarla karşılaşabileceğine güncel bir örnek.

http://www.mwr.org.uk/shopfight.htm

McDonalds İşçi Direnişi bizim için büyük bir esin kaynağı oldu ve canlı bir hareket hakkında konuşmak istiyorduk, fakat bize işlerin yolunda gitmediğini söylüyorsunuz.

Bir sorun MWR’yi yıllardır yöneten ben dahil çoğu insanın birkaç yıldır McDonalds’ta çalışmıyor olması. Farklı sebepler mevcut, fakat genel olarak orada çalışmaya artık tahammül edemiyorduk; 1997’den beri işteydim ve ücretim sabitti. Aynı zamanda örgütlenme konusunda artık eskisi kadar iyi olmadığımızda açığa çıkmıştı. Yaşlanıyorduk ve 20’lerimizin ortalarına yaklaşıyorduk (McDonalds’taki işgücüne göre ihtiyarlıktır!) ve bizim gücümüz her zaman özellikle Mcİşgücü’nü hedefleyecek bir şekilde yazmamız ve örgütlenmemizdi. Belki bunlar, belki de bu ilerin içinden geçtiği döngüler yüzünden (MWR her zaman işgücünü yansıtacak şekilde büyük bir iş hacmine sahipti.) hareket gerçekte tahmin ettiğimiz kadar büyümedi. 16 Ekim’deki genişlemede artan miktarda insan dahil oldu; bunun olmasın bekliyorduk ve £6.00 kampanyasını başlattığımızda daha büyük bir boyuta ilerleyeceğini düşünüyorduk – ama olmadı. Yeni bir e-mail forumu açtık ve sadece 70 üyesi var. Binlerce stiker bastık ve talep devamlıydı, fakat coşku verici değildi. MWR’yi oluşturan mevcut topluluğun MWR’ye dahil olmanın tek yolunun aktif katılım olduğunu vurgulamamıza rağmen, hangi nedenle olursa olsun, kendi inisiyatiflerini koymada ve gerçekleştirmede gönülsüz olmaları bizi hayal kırıklığına uğrattı. Bu demek oluyor ki örgüt birkaç aydan beri bir zamanlar olduğu kadar canlı ve demokratik işleyemiyor. Bence diğer genç işçilerin bizim bunu uzun zamandır yürüttüğümüzü bilmeleri ve açıkça batırdığımız noktaları ortaya koymaktansa bize boyun eğmeleri yeni bir sorun yarattı.

Her zaman MWR’nin tamamen McDonalds işçileri tarafından kontrol edilmesi konusunda kararlı olduk ve böylece katılımımız sona erdi. Belki bu işlerin gerçekten iyileştirilmesine ve biz gittiğimize göre diğer işçiler başa geçmede kendilerine daha çok güvenirler.

Bu örgütün geleceği nedir?

Yönetim görevleri söz konusu olduğunda işlerin olabildiğince elektronik ortamda yönetilebileceği bir yapı kurmaya çalışıyoruz e biri iletişime geçip malzeme isteyenlerle ilgilenmeye gönüllü oldu. Tüm kalbimle MWR’nin yeni bir nesil genç ve kızgın işçilerle yeniden kurulacağını umuyorum; McDonalds’ın bu kanserin sonunu gördüğünü sanmıyorum. Bu işte o kadar çok aşağılanma var ki insanlar her zaman isyan edecekler ve yazılan her şey, kurulan forumlar ve verdiğimiz örnek yoluyla işçiler birbirleriyle konuşacak ve direnmeyi sürdüreceklerdir.

MWR’de şu anda kaç insan var?

Söylemesi zor, fakat MWR kesinlikle geçen sene olduğundan daha küçük ve –daha önemlisi- daha az faal.

Bunlara rağmen MWR İngilizce konuşan dünyada McDonalds işçilerinin en başarılı örgütü, değil mi?

Böyle düşünmek istiyoruz! Ama ne derce başarılı olduğumuz tartışmalı. Sayısal olarak bakarsak herhalde herhangi bir işçi örgütünden daha fazla McDonalds çalışanını kapsadık, fakat bu bizim başarılı olduğumuzu söylemekten çok daha farklı.

Bu büyük örgütü nasıl kurabildiniz?

Bir süre için bazı nedenlerden dolayı McDonalds işçileri arasında bir şebeke geliştirmede karşılaştırmalı olarak başarılı olduk. Asla işçilerle patronlar arasında arabuluculuk edecek sendika yolunu seçmedik; hep hoşnutsuzluk alevlerini körüklemeye çalıştık. Açıkça McDonalds işgücünün sadece ufak bir kısmı katıldı, fakat direnişimizi geliştirecek bir bütçeye asla sahip olamadığımızı, posta pullarına onları tekrar kullanmak için sabun sürdüğümüzü göz önüne alacak olursanız kalkış fena olmadı diyebiliriz. İngilizce konuşan dünyada MWR, örgütlenmeyi başaramayan aşırı iyi finansmanlı ve kesinlikle daha orta yolcu pek çok sendika kampanyasından çok daha fazla Mcİşçi’yi kendine katabildi. Bu kısmen sendikaların karşılaştıkları sert iş yasaları ve baskı sorunlarını kendi lehine çevirecek örgütlenme yollarını tesadüfen bulmamızdan da kaynaklanıyor. Ama aynı zamanda açık meydan okumamız, kötü şöhretlerine rağmen içinde bulundukları sömürünün doğasını en azından dolaylı olarak fark edemeyecek kadar aptal olmayan bir işçi gurubunda kendine güçlü bir yankı buldu. Basitçe, bu bir takım ya da bir ortaklık değil, para kazanmak için tasarlanmış bir oyundu ve Mcİşçiler için bu mağazalardaki deneyimlerinden dolayı gözle görünür bir gerçekti.

Malzemeleri esprili ve doğrudan McDonalds işgücüne hitap eder şekilde tutmaya özen gösterdik, insanların işte söyledikleri şeyleri alıp onları doğrudan siyasal bir bağlama yerleştirmeye çalıştık. Böylece bunlar doğrudan doğruya McDonalds işçileriyle ilgiliydi. Şirketle burun buruna geldik, “şirketleştirilmiş betimlemelere karşı şiddetli sembolik saldırıları” başlattık (Ronald McDonald hakkındaki sübyancılık iddiaları etrafında bir sürü şaka) ve şirketle ve temsil ettiği her şeyle dalga geçtik.

Geleneksel sektör çapında örgütlenme alışkanlığını kırdık ve bu bize hiç kuşkusuz yardımcı oldu, çünkü hedeflediğimiz insanların bir “perakende satış işçileri ağı”nın olabileceğinden daha çok dikkatini çekti.

Onu gevşek, formel olmayan ve katılımı kolaylaştıran bir şekilde kurduk. Aidat talep etmedik ve her uygun fırsatta doğrudan eylemi destekledik.

Fotoğraflarda kar maskeleri takarak ve takma adlar kullanarak gizlice çalıştık. Bu olağanüstü sinir bozucu ve hiç kimsenin seçme şansı olsa istemeyeceği bir örgütlenme şekli olsa da (pek çok yoldaş ile asla yüz yüze konuşamadık bile, çünkü her zaman MWR’ye kapsamlı bir polis sızması olduğunu varsaydık.) bu büyük olasılıkla bugünkü McDonalds işgücü için en uygun seçenekti ve şirketin isyanı yok etmesini oldukça zorlaştırdı.

İşçilerin bizim dediklerimize kulak kabartması fazla şaşırtıcı değil, kapitalist “istihdam olanakları” standartlarında bile berbat bir meslek; insanlar neden sömürülmelerine direnmek istemesin ki? Biz sadece işçilere bazı koşullar altında yeni olanaklar açan bir yapıyı keşfettik. Bu tesadüfen oldu, çünkü zaten başlangıçta hakkında hiçbir fikre sahip olmadığımız- sendikacılık veya sınıf mücadelesi geleneklerinin teorileri üzerine değil, bizim gündelik pratik koşullarımızı temel alan bir yapı inşa ettik

Evet, tüm bunların nasıl başladığını anlatabilir misiniz?

1998’de pek çok ikramiye alacağımız olduğu sırada yasal olarak tanınmış bir sendika kurmaya çalıştık ve sefilce yenildik. Ücret bordrosundaki 60 işçiden 40’ından imza topladık, fakat bundan sonra n adım atacağımızı belirleyene kadar imzacılarımızdan 10’u işten ayrıldı ya da atıldı ve yeni 15 kişi alındı.

Demek bu yüzden sendikaları reddediyorsunuz?

Sendikaları reddettiğimizi sanmıyorum, bence onlar bizi reddettiler. İngiltere’de McDonalds 28 yıldır var ve şu anda 1200’den fazla restoran var, fakat biri bile sendikalı değil. Bu, orta yöneticilere finansal planlar satmayı esnekleştirilmiş işyerlerinde zorlu ve finansal olarak ödülsüz bir örgütlenme mücadelesine tercih eden bir emek hareketinin inanılmaz bir başarısızlığı. İngiltere’deki emek hareketinin McDonalds’ta örgütlenme eğilimine ya da yeteneğine sahip olduğunu gösteren hiçbir kanıt yok.

Bu doğru olabilir, fakat sendika yolunun yanlış olduğunu kanıtlar mı?

Bu bizim için bir seçenek değildi, çünkü şu anda İngiltere’deki McDonalds’ta yedek işgücünün büyüklüğü ve baskıcı emek yasaları yüzünden işlemezdi. MWR’nin yayıldığı diğer yerlerde de –Kanada, ABD, Avustralya – benzer bir durum var. Fakat biz eğer sendika yolu çalışmasa bile bir şeyler yapmamız gerektiğini hissettik ve MWR buradan filizlendi. Bizi üzen bir şey değil. Bazı yönlerden bize bürokratik sendikacılıktan muaf daha demokratik ve daha radikal yapıları denememizi sağlayan bir alan açtığı için mutluyuz.

Tamam, fakat mevkileri seçebileceğiniz bir sistemin olmaması demokratik midir?

MWR üç ana dönemden geçti. İskoçya’daki bir restoranda başladı ve o zamanlar bir içki kulübüyle mason loncası arasında bir yapıydı. İşyerine serserilik ediyorduk, doğrudan demokrasi uygulayıp en ufak karar için bile oylamayı vurguluyorduk, mesela çöpü kimin atacağı. Ama kısa zamanda fark ettik ki tek bir restoranda yapabileceğimiz fazla şey yoktu ve İngiltere’deki e dünyadaki diğer McDonalds işçileriyle iletişime geçmemiz gerekiyordu.

Orijinal gurup, diğer bireylere ve McDonalds işçi guruplarına – ki onlar da kendi fikirlerini savunmaya ve yaymaya çalışıyorlardı – propaganda çalışması yapan bir kolektifti. Bireyler ve kolektifler MWR bayrağı altında gevşek bir ağ oluşturdular, fakat özerktiler ve bir şeyler yapmak için diğerlerinin onayını beklemiyorlardı. Örneğin, bizim kolektifimiz diğerlerine sormadan 16 Ekim’de küresel eylem günü çağrısı yapma kararı aldı. Kendimize eleştireldik ve bunun demokratik olmadığını hissettik.

Bu, federal ve geleneksel sendika modelini anımsatan yarı-formel karar alma süreçlerini kurmaya çalıştığımız MWR’nin üçüncü dönemini tetikledi. Geçmişe baktığımda bunun bir hata olduğunu düşünüyorum: Hiç tanışmadığımız insanlarla e-mail gurupları etrafında inşa edilmiş yarı-formel federe yapılar yoluyla kararlar alıyorduk. Örgütümüzün mecbur kaldığı gizlilik koşulları altında bu yapabileceğimizin en iyisiydi. Ayda £5.00 mi yoksa £6.00 mı talep edeceğimize karar vermek bile bir ayımızı aldı. Aynı zamanda, kendilerini zar zor katılabildikleri kötü bir demokrasiye bağlı kalmak zorunda hisseden kolektiflerin kendiliğindenciliğini de götürdü. Son olarak, McDonalds’ın işgücündeki hızlı değişimler tarafından da yenildik, çünkü karar almış guruplar ya da bireyler bazen kararlar uygulanana karar işlerini değiştirmiş oluyorlardı ve bunun umut kırıcı bir etkisi vardı.

İkinci dönem anti-demokratik miydi? Artık böyle üşünmüyorum. Eğer insanlara doğrudan eylem gerçekleştirmelerini söyleyen bir kitap yazarsanız anti-demokratik mi olur? O zaman bir kolektifin diğer özerk kolektif ve bireyleri doğrudan eyleme çağırması anti-demokratik midir? Katılıp katılmamak kendi seçimlerine kalmış. Bu olayı aşırı derecede basite indirgeme, fakat işçi örgütlerinin geleneksel yapılarını taklit etmek bizim için bir hataydı.

MWR şu anda dördüncü bir döneme giriyor.

Örgütünüzü büyük başarılarından bize biraz bahseder misiniz?

Daha önce de söylediğim gibi başarılı olduğumuzu söylemek güç. Dürüst olmak gerekirse, şu ana kadar başarısız olduk ya da en azından başarılı olamadık. Size maaşlarımızı destansı bir grevden veya buna benzer bir şeyden sonra arttırdığımızı söyleyemem. Size restoranlarındaki bazı şikâyet kaynaklarına meydan okuyup kazanmış yerel kolektiflerin küçük başarılarından bahsedebilirim: Alamadığımız bazı ikramiyeleri kazandık ve iş hızını yavaşlattık, Liverpool’daki kızlar makyaj yapma hakkını kazandı, başka yerlerde bazı yöneticilere meydan okundu ve birtakım prosedürlere direnildi.

Ama belki de en büyük başarımız direnişi kendisindeydi, kazanmamızda değil. Biri şöyle demişti: Eğer özgür olamıyorsan, direndiğin zaman süresi özgür olduğun süredir. Zayıf görebilir, fakat gerçek başarılar içimizdeydi. Şöyle de diyebiliriz eğer şirket bir işçi isyanından korkmasaydı karlar göreli olarak azalmaya başladığı şu günlerde çalışma koşullarımız daha da kötüleşebilirdi.

Bize “Küresel McGrev”den bahseder misiniz? İnanılmaz bir şey…

Evet, insanı coşturan bir gündü. Olan her şeyi size burada anlatmaya çalışmayacağım, çünkü gerçekten çok şey oldu ve o günün bir raporu zaten mevcut (www.geocities.com/globaldayofaction ). McDonalds işçilerinin herhalde ilk uluslararası seferberliğiydi ve tüm tahminlerimizin ötesindeydi. Resmi olarak seçtiğimiz örgütleri kurma hakkımızı talep ediyorduk, fakat pratikte kendi ilkelerimiz etrafında uluslar arası bir örgütlenme için hiç kimsenin onayına ihtiyaç duymadığımızı gösteriyorduk. Paris’te altı restoranda planlanan grevlerde sorunlar oldu ve Londra’da üç restoranda gerçekleşenler sadece kısmiydi, hatta Yeni Zellanda’da girişilen grev bir dakikadan uzun sürmedi. Ama İngiltere’deki grev iyi desteklenmişti ve Birmingham’da yavaşlatma, Almanya’da grev, Milan’da abluka, Moskova’da kısa süreli iş durdurma, Chicago’da ekipmana sabotaj, Nottingham’da toplu çıkış, Midlands’ta müşterilere bildiri dağıtımı, Dublin’de kasadan hırsızlık vardı. Uluslararası McGrev Milan’dan Malmo’ya, Adelaide’den Aberdeen’e ulaştı. Bundan sonra o kadar iyimser olmuştuk ki artan hızda büyümeyeceğimize inanıyorduk, ama bugüne kadarki düzenli artışın ötesine gidemedik.

Başarılı olduklarına inanmasınız da bize diğer faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

Şahsen yaptığımız bazı şeylerin çok başarılı olduğunu düşünüyorum. McDonalds işçilerinin binlerce bilgi talebini cevapladık – yüz kıllarından tecavüze kadar. İşçiler için öneri, destek, en azından konuşacak biri olduk. Pek çok işçi için bir sendikanın işlevlerinin bazılarını yerine getirdik. Daha önce değindiğin yerel kampanyalara da esin kaynağı olduk ve onları destekledik. Pek çok bilgiyi yaydık, pek çok fikre karşı çıktık, pek çok insan (biz dahil) MWR sayesinde siyasallaştı ve bunu McDonalds’ı terk edip hayatlarına devam ettiklerinde yalarında götürecekler.

Küresel eylem gününden sonra Meksika’da anti-McDonalds gösterilerinde tutuklananlarla ve Arjantin>’deki halk ayaklanmasıyla dayanışma amaçlı bir yavaşlatma eylemi örgütledik. Bunun o kadar da başarılı olmamasının bazı nedenleri vardı: Çok soyuttu ve karar verildikten sonra çok kısa sürede örgütlenmişti.

Militarizme devamlı olarak karşı çıktık ve bazı insanlar Irak’ın saldırıya uğradığı günde protesto gösterilerine katılmak için işyerlerini terk ettiler.

İnsanlara işlerinde ayakta kalmalarını sağlayacak pek çok bilgi dağıttık.

Saat başına £6.00 ücret için bir kampanya başlattık, fakat bu örgütün daha önce değindiğim sorunları yaşamasından dolayı başlangıçtaki hızını kaybetti.

Umarız insanları neşelendirmiş ve eğlendirmişizdir!

Fazla paranız olmadan bu kadar işçiyle nasıl iletişime geçebildiniz?

“McSues” adını verdiğimiz derginin iki sayısını çıkartabildik, bunlar tüm dünyada dağıtıldı ve kendimiz 2000’er adet bastık.

Windows 2000’in biz ısı yalıtım firması olduğunu sanacak kadar bilgisayar cahili olmamıza rağmen on binlerce McDonalds işçisi tarafından ziyaret edilen bir web sitesi kurduk. Elektronik medyayı sadece örgütümüzün bir yansıması olarak değil, aynı zamanda aktif kurucu bir parçamız olarak kullandık. Midlands ve Manchester’deki MWR gurupları da kendilerine web siteleri kurdular.

Kitle iletişim araçlarını kullanmaya çalıştık - genelde başarısızca – sık sık gazetecilerle röportajlar yaptık, fakat prosedürlere göre siyasal olarak çok kavgacı oldukları gerekçesiyle ve belki de McDonalds’ın finansal gücü yüzünden kesilip kırpıldılar.

Stikerlar çok etkiliydi. Grafiti harikuladeydi ve genelde konuşmaların temel malzemelerinden oldu. Ve en son –ama en önemsizi değil- olarak dilin sözleri: işyerinde iş arkadaşlarına konuşmanın yerine ikame edilebilecek hiçbir yöntem yok.

Dost olduğunuz örgütlerden bahseder misiniz?

Özgürlükçü hareket içersindeki örgütlerden büyük bir dayanışa gördüğümüz için çok şanslıyız. Hepsini sayamam ana devrimci sendikalist IWW, Almanya’daki FAU gibi anarko-sendikalistler, İtalya’Daki CUB gibi alternatif sendikalar ve diğer taban hareketleri ve aktivist gurupları. Kanada’daki reformist sendikalarla ilginç ilişkilerimiz oldu; ayrıca İtalya’daki CGIL ile Hollanda’daki FNV ile de. Genel olarak tüm dünyadaki solcu partiler bizi tamamen görmezden geldiler ve bizim varlığımızı kabullenemediler. Dil sorunu aramızda büyük iletişim problemlerine yol açsa da siyasal olarak en yakın müttefikimiz ‘apolitik’ Rus McDonalds işçileri örgütü “Holiganlar”.

Evet, başladığınızdan bu yana size benzer başka örgütler de var, onlarla ilişkiniz nasıl?

Hmmm. McDonalds’a Karşı İşçi Direnişi (WRAM) ve McDonalds Uluslararası Kurtuluş Cephesi (MILF) gibi her zaman aramızın iyi olduğu ve elimizden geldiğince yardım ettiğimiz guruplar var. McDonalds’ta çalışmayan insanların hâkim olduğu ve stikerlerımız siyah-beyaz olması gibi saçma nedenlerden dolayı bize kızgın olan guruplar da var. Ya da bu yılki 16 Ekim’i sadece ücret kampanyasına odaklanmamız gerektiğine ve o günde eylem çağrısı yapmamaya dair bir demokratik karar yüzünden iptal edildiğini söyleyenler var. Eskiden çok iyi anlaştığımız bazı insanlar da sonradan bizim için çok yıkıcı oldular. Ama her zaman en iyisi diğer insanların ne dediği hakkında fazla endişelenmeden kendi örgütlenmene odaklanmandır. Tabii bir de McDoof var: Kurnaz ve popülerler, fakat bizden çok farklı bir iş yapıyorlar – biz adaletten bahsederken onlar hangi tür kaşarın daha iyi olduğundan bahsediyorlar. İnsanların gidip kaşardan bahsetmesi onlara kalmış, fakat beklide bu insanları pasifleştirip bizim gerçek sorunlar olarak gördüğümüz şeylerden uzaklaştırıyor. Diğer örgütlere karşı her zaman dostça, cesaretlendirici ve destekleyici olmaya çalıştık, ir kısmı bazen kıskançça davransa da!

Eğer sendikalar gibi olsanız daha başarılı olabileceğinizi düşünüyor musunuz ya da başka bir şansınız olsa aynı şeyleri yeniden yapar mıydınız?

Şu an için McDonalds İngiltere>’deki hiçbir restoranda sendikalaşmaya izin vermez. Dolayısıyla işleri sendika yolundan yürütmeye çalışsak daha başarılı olamazdık. McDonalds sendikayı kabullenmektense restoranı kapatmayı tercih eder. Fakat bir restoranda sendikalaşmayı başardığımızı varsayalım, daha başarılı olur muyduk? Maddi koşullarımız az miktar iyileşirdi, ama bu mücadeleye doğrudan dahil olmanın bize kazandırdığı anlayış ve bilgiden mahrum kalırdık. Yirmi penilik ir ücret artışı yüzünden yelkenleri suya indiremem. Çok muğlak geleceğini biliyorum, ama içimizdeki başarılar bana çok fazla şey ifade ediyor. Bence sendikaların varsayımsal zaferi ile MWR’nin gerçek deneyimini karşılaştırmak adaletli değil, çünkü MWR’nin varsayımsal zaferi muhteşem!

Kendi namıma eğer bunu yeniden yapmam gerekirse ilk dört yıldakilerin çok azını değiştirirdim. Daha federe ve üye temeli bir örgüte dönüşme girişiminden pişmanım – bu tabii ki bu tip bir örgütlenmenin başka bir durumda yapılacak doğru bir şey olamayacağı anlamına gelmez.

Senin zamanındaki MWR için bir mezar yazın var mı?

MWR Midlands, “biz pislik almıyoruz, pislik yapıyoruz” demişti; bence bu yaptığımız şeyi iyi şekilde özetliyor. Bouncer “yaptığımız her şey bir komediydi” derdi – çok emek harcandı, ama çok da eğlendik. Mezar yalarından bahsetmek için sanırım çok erken, çünkü MWR’nin yapabileceği daha pek çok şey var.

Ayrıca bence MWR her zaman ufak olmasına karşın küreselleşmiş ve esnekleştirilmiş dünya ekonomisinde işçi haklarıyla ilgilenmenin ciddi bir yaklaşımı olarak değerlendirilmeli. Yaptıklarımızda (ve McDonalds işçilerin yapmaya devam edeceklerinde) bazı fikirler ya da taktikler veya örgütlenmek isteyen başkalarına yardımcı olacak bazı şeylerin mevcut olduğuna inanmak istiyorum.

Yeni bir işyeri direnişi dalgası ortaya çıkacaktır, çünkü işçiler sömürüldükçe – piramitlerin inşasından, köylü isyanlarıyla, endüstriyel sendikacılığa ve MWR’ye kadar – işçi direnişi var olacaktır. Bunun doğrudan eylem, enternasyonalizm, karşılıklı meydan okuma ve her şeyin üstünde hayal gücüne dayanacağını umuyorum.

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

Kara MecmuA
Diğer
Video : Anarşizm
Diğer
Müzik : No War Song
Diğer

  Linkler
otonomizmir
Komün Hayatı
Gezgin Tao
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız