Hiçbir hükümet faşizmi yok etmek üzere savaşmaz. Burjuvazi, güç elleri arasında kayıp gittiğinde, ayrıcalıklarını tekrar kazanmak için faşizmi diriltir.

Buenaventura Durruti

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Kara Kızıl Notlar - Temmuz Ağustos Eylül 2006

Lambda üyesi ile Röportaj Yazar : Kara Kızıl Notlar

Patriyarka sadece kadınları değil erkekleri ve özellikle de eşcinsel erkekleri etkileyen bir sistemdir. Eşcinselliğin bir hastalık ya da toplumun yozlaşmasının bir sonucu olduğu biçiminde önyargılar sol içinde dahi varlığını koruyor. Solun geniş kesimi için de bu konu görmezden gelinen ve tartışılmayan bir tabu. Konunun bu boyutuna eşcinsellerin kendi perspektifinden bir bakış geliştirmek ve konuya dair biraz daha açılık getirebilmek ve patriyarkanın erkekler üzerinde etkilerine bir anlayış geliştirebilmek için eşcinsel sivil toplum girişimi Lambda İstanbul’dan Erdal Partog’la bir röportaj yaptık.

Kara Kızıl Notlar: Eşcinselliğin kökeni nedir? Bu neden sorun haline gelmiştir?

Erdal Partog: Eşcinsel hareketin sıkça karşılaştığı sorulardan biri de Eşcinselliğin kökeni sorusudur. Öncelikle köken konusunun sadece eşcinselliğin kökeniyle ilgili bir sorun olmadığını düşünüyorum. Şöyle ki insanlığın kökeni nedir? İlk insan nasıl yaratıldı? Soruların da hep bir köken arama mantığı içinde geliştiğini düşünüyorum. Bu anlamda bütün köken sorularının ve sorunlarının ideolojik bir dışavurum olduğunu düşünüyorum. Günümüzde en çok tartışılan konulardan bir olan ‘köken’ sorunu bugün yaşadığımız sorunları çözen bir yerde değil yaşanan sorunları erteleyen meşru bir zemine oturtma kaygısını içeren bir mantığa büründüğünü söyleyebilirim. Bu anlamda Eşcinselliğin kökeni nedir? Sorusunun eşcinselliğe meşru zemin oluşturma kaygısı taşıdığını düşünüyorum. Bu soruyu tersine çevirip de sorabilir miyiz? Yani; Heteroseksüelliğin kökeni nedir?

KKN: Eşcinsellerin yaşadığı sorunlar nelerdir?

EP: Eşcinsellerin yaşadığı sorunları bir iki kalemle anlatamayız. Bu anlamda yaşanan sorunları da hemen çözemeyiz. Ancak eşcinsel hareketin üzerinde durduğu en önemli kavram olan heteroseksizmden biraz bahsetmek gerekir. İnsanlara dayatılan heteroseksüel rollerin eşcinselleri olumsuz anlamda çok zorladığını, bu nedenle de ayrımcılığa tabi bıraktığını görebiliriz. Dayatılan cinsel roller eşcinsellerde derin hasarlara neden olmaktadır. Tabii ki Ataerkil kalıpları da unutmamak gerekir. Birçok eşcinsel çocukluğundan itibaren hissettiklerinin kötü olduğunu düşünerek büyütülmüştür. Kendisine yabancılaşan eşcinsel bireyler bu süreçte başına gelen şeyi ‘eşcinselliği’ kötü bir şey olarak düşünmüştür. Tabii ki eşcinsel bireylerin bu şekilde düşünmesinin nedeni var olan toplumsal önyargıların sonucudur. Eşcinsel bireyler küçük yaşlardan itibaren başak bir yaşama zorlanmışlardır.

KKN: Eşcinsellğin kapitalizmle arasındaki ilişki nedir?

EP: Eşcinselliğin kapitalizmle ilişkisini iki açıdan değerlendirmek gerekir. Öncelikle bütün heteroseksüeller nasıl devrimci değilse ya da bütün kadınlar nasıl feminist değilse eşcinseller de anti-heteroseksit değildir. Bu anlamda Eşcinselliğin kapitalizmle ilişkisi diğer toplumsal kesimlerin kurduğu ilişkiden farklı değildir. Eşcinsel olmanız devrimci özgürlükçü olduğunuzu göstermez. Ancak eşcinsel politikası yapan Türkiyeli eşcinsellerin birçoğu özgürlükler konusunda daha derinlikli düşünmektedir. Anti-militarizmden feminizme ve daha bir çok konuda empati geliştirmekte hatta bu hareketlerle yakın ilişkiler içinde bulunmaktadır.

KKN: Militarizmin etkisi ne ölçüdedir?

EP: Militarizm konusu ise gerçekten eşcinsellerin en önemli sorunlarından biridir. Yalnız şunu vurgulamak ihtiyacı duyuyorum; bu sorun eşcinsel olmanla ilgili değil, eşcinsel olarak yaşayan bireylerin değerleriyle ilgili bir şeydir. Çünkü birçok eşcinsel eşcinselliğini açıklamadan askerliğini yapabiliyor. Bu anlamda bir sorun yok gibi görünüyor. Ancak eşcinsel hareket açısından bu durum ‘hem eşcinselim hem de askere gitmeyecem’ sloganıyla bir soruna çoktan dönüşmüştür. Özellikle Mehmet Tarhan Türkiye'de ilk kez eşcinsel anti-miltarist bir tavır sergilemiştir. Eşcinseller militarizmin dayattığı erkek egemen söyleminin yarattığı tahribatı her gün yaşamaktadır. Bir anlamda nasıl erkek olacağını nasıl kadın olacağını militarizm her sıradan vatandaşa öğretiyor. Erkeklerin sadece silah kullanabileceğini söylemek ataerkil değerlerin militarist yüzünü göstermiyor mu? Bu anlamda eşcinsellerin kadın ve erkek kavramını sorguladıkları bir zeminde militarizmle sorun yaşamaması imkânsız görünüyor.

KKN: Eşcinseller kapitalizmin artığı mı?

EP: Bu soruyu sol cenahtan sıkça duyuyoruz. Hatta bazı sol partiler eşcinselliğin küba’da tedavi edildiğini bile ileri sürebiliyor. Yine yıllar önce işçi partisi başkanı Doğu Perinçek de buradan hareketle eşcinselliğin kapitalizmin artığı oluğunu ispatlamaya girişti. Bir de kitap çıkardı. O kitabı okuduğumda Perinçek’in ekonomi-politikten hiç anlamadığını düşündüm. Diğer taraftan sağ kesimde de bizleri çürümüş toplumun ucubeleri olarak yansıtıyor. Yani sağ ve soldan çoğu grup maalesef eşcinselliğe aynı pencereden bakıyor. Ben solcu biri olsaydım eşcinsellik konusunda nasıl olur da sağ ile aynı şeyi düşünürüm diye sorgulardım. Maalesef bu sorgulanmıyor sol beceremedi.
Sorunun ana eksenine dönecek olursak Eşcinseller kapitalizmim artığı değillerdir. Yani kapitalizm eşcinselleri yaratmadı. Eğer kapitalizm konusunda bir suçlu bulma avına çıkılacaksa sanırım bu biz değiliz. Ancak şunu söyleyebiliriz eşcinsel harekete kapitalizmin geliştiği yerlerde politik olarak güç kazanmıştır. Bugün de öyledir. Bunda şaşılacak bir durum yoktur. Ancak bu şu demek değildir. Kapitalizm eşcinselleri yaratmıştır. Hayır kapitalizm bir ataerkil ve heteroseksist değerler sorunudur. Engels'in ‘ailenin, özel mülkiyetin ve devletin kökenleri’ kitabının ve ‘komünist manifesto’nun yeni bir gözle okunması gerekiyor. Daha doğrusu ekonomi-politik değerler heteroseksizm açısından tekrar okunmalıdır. Bugün biliyoruz ki aile denilen şey kapitalizm en önemli dayanak noktasıdır. Aile kimdir? Anne-baba ve çocuklardan oluşan bir kurum mudur? Bu kurumda ekonomi nasıl işliyor? Sabancı’nın çocuğu olarak da doğabilirdiniz ya da Afrika’nın bir köyünde bir çocuk olarak da doğabilirdiniz. Doğuştan milyoner olmak kapitalizmle ilgili bir şeydir. Aktarılan mal ve para, artı değeri her geçen gün biriktirmektedir. Yani aile heteroseksizmle de ilgili şeydir. Bizi kapitalizmin artığı görenler paranın nasıl döndüğüne ve paylaşıldığına bakmadan eleştirebiliyor. Peki, eşcinseller paranın neresinde duruyor? Bunun cevabını size bırakıyorum.
Şunu da eklemek isterim başta da söyledim eşcinsel olmak demek kapitalist demek değildir. Tersi de eşcinsel olmak demek antikapitalist olmak demek de değildir. Bu nedenle sorunun cevabının iki seçenekten fazla olduğunu düşünüyorum. Eşcinsel hareket özelinde Türkiye'ye baktığımızda özgürlükleri ve farklılıkları savunan bir öz olduğunu söyleyebilirim. Tabiî ki bu öz pür pak değildir. Ancak Türkiye'de eşcinsel hareketin birçok sol devrimci hareketten daha nesnel ve çözüme yakın durduğunu düşünüyorum. Bu anlamda eşcinsel hareketin, kadın hareketinin ve anti-militaristlerin ve bazı anarşistlerin çabalarını önemsiyoruz.

KKN: Eşcinsel hareket kadın sorununa nasıl bakıyor?

EP: Feminist hareket bizim en yakın olduğumuz bir grup. Bu durum dünyanın her yerine aynı. Tabii ki bunun çok nesnel nedenleri var. Öncelikli olarak her iki kesimin de en büyük problemi ataerkil değerler oluşturuyor. Yani nasıl kadın olunur? Nasıl erkek olunur? Bunun için nasıl davranmalısın? İşte bu toplumsal cinsiyet kalıpları hem kadınları hem de eşcinselleri sıkıştırmaktadır. Bu nedenle de eşcinsel hareket ve kadın hareketi hep beraber olmuştur. Ancak bu her koşulda mutlak ittifak değildir. Eşcinsel hareket bu bağlamda ortak bir zeminde bir yere kadar yan yana gelebilmektedir. Ancak bizim ortaklaştığımız yanlarımız olsa da ayrıştığımız yönlerimiz de var. Bu da heteroseksizm ve homofobi konusudur. Eşcinsel hareket hep homofobi ile karşılaşmıştır. Feministler de bundan azat değillerdir. Yani kadınlar da bunu sorgulamadığı sürece homofobi devam edecek. Bir diğer konu ise kadın hareketinin eşcinsel hareketi sadece bir kadın-erkek sorunu, ataerkillik sorunu olarak görmesidir. Oysa biz bu sorunun birden çok şey olduğunu ve heteroseksizmin aslında canımızı yakan bir ideoloji olduğunu anlatmaya çalıyoruz.

KKN: Peki çözüm olarak ne öngörüyorsunuz?

EP: Eşcinsel hareket çözümün bir olmadığının farkında bu nedenle de tüm ayrımcılık ve ezilmişlik biçimleri ile empati kurmaya çalışıyor. Ataerkilliğin ya da kapitalizmin ortadan kalkması durumunda eşcinselliğin de ortadan kalkabileceğini söylemek hayal olur. Bugünden kurulamayan çözümleri yarına ertelemek pek de gerçekçi değil. Bu anlamda geniş bir değerler bütününden çözümler üretmeyi önemli buluyoruz.
Son Güncelleme ( Çarşamba, 01 Kasım 2006 )

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

20 Ağustos 05 - Gecekondu yıkımlarına karşı Taksim'de durakkondu
Diğer
Video : Anarşizm
Diğer
Müzik : Hijos del Pueblo
Diğer

  Linkler
An kara Fanzin
Attack To Society
Dahke Fanzin
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız