Özgür bir toplum, eski düzenin yerini 'yeni düzen'in alması olamaz. Özgür bir toplum, özgür eylem alanlarının toplumsal yaşamın çoğunu oluşturuncaya dek yayılmasıdır.

Paul Goodman

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Kara Kızıl Notlar - Temmuz Ağustos Eylül 2006

HAYMARKET: 1 Mayıs'ın Romanı Yazar : Dicle Bozdağ

"Eğer bizi asarak ... tahakküm altındaki milyonların, sefalet içinde çalışan ve kurtuluşu arzulayan, bekleyen milyonların bu hareketini, işçi hareketini ezebileceğinizi umuyorsanız --eğer düşünceniz buysa, o zaman asın bizi! Burada bir kıvılcımı ezeceksiniz, ama şurda, burda veya orada, arkanızda, --ve önünüzde, her yerde alevler yükseliyor. Bu gizli bir ateş. Bunu asla söndüremezsiniz"

“Bir gün gelecek, sessizliğimiz bugün boğdunuz seslerimizden daha güçlü çıkacak.”

Albert Spies



“1870'lerin grev dalgalarıyla sarsılan Amerika Birleşik Devletleri; emekçi hareketinin 8 saatlik işgünü hakkını elde etmek için verdiği kararlı mücadele; büyük gösterilere şahit olan Chicago; 1 Mayıs 1886'da bütün ABD çapında 350 bini aşkın kişinin katıldığı büyük grev; 4 Mayıs'ta Haymarket Meydanı'nda toplanan işçiler dağılmak üzereyken, kalabalığın ortasına ve onların üstüne yürüyen polislere atılan bir bomba; hemen ardından başlayan cadı avında sekiz önderin tutuklanması; Albert Parsons, August Spies, Adolph Fischer ve Georg Engel'in asılarak idam edilmeleri, Louis Lingg'in ağzında dinamit patlatarak intihar edişi...

Amerikalı yazar Martin Duberman, 'Chicago Anarşistleri'nin en ateşli militanlarından Albert Parsons ile mücadele etme kararlılığında ondan hiç geri kalmayan Lucy Gonzalez'in aşkı etrafında, bütün dünya emekçilerinin birlik ve mücadele günü olan 1 Mayıs'ın doğuşunu hazırlayan yılların, ABD tarihinin en sert sınıf çatışmasını yansıtan eylemlerin, en çıplak haliyle mülk sahiplerinin çıkarlarına hizmet eden taraflı bir yargıç ve uydurma bir jüriyle, işçi önderlerinin asılması kararıyla sonuçlanan Haymarket Davası'nın hikâyesini anlatıyor...” (arka kapaktan)

Kitap, işçi sınıfının mücadelesinin hangi koşullarda doğduğunu, sınıf savaşının ne anlama geldiğini duru ve akıcı bir dille anlatıyor. Martin Duberman, 1 Mayıs’ın doğuşunu, idam edilen anarşist Albert Parsons’un hikâyesinin üzerinden anlatıyor. Haymarket, iş sınıfının tarihinde en önemli tarihsel olaylardan birini aktarıyor. İşçi sınıfın hangi koşularda ne gibi mücadeleler verdiğini gözler önüne seriyor.

Vergi tahsildarı olarak çalışan Albert, Teksas’ta bir çiftliğe gittiğinde kendine güvenen, esmer tenli ve bu yüzden çevresinden sürekli kendisine zenci gibi davranılan Lucy’le tanışır. İlk görüşmelerinde aralarında geçen politik muhabbet Lucy ile Albert yakınlaşmalarına vesile olur. Daha sonra devam eden görüşmelerde ikisi de birbirlerine çok uygun bir eş olacaklarını düşünerek evlenmeye karar verirler. Lakin Lucy’nin zenci görünümden dolayı karışık evliliğin yasak olduğu Teksas’ta evlenemeyecekleri için Chicago’ya giderler. Albert, Chicago Times adlı gazetede dizgici olarak iş bulur. Lucy ise bundan sonra en iyi dostlarından birisi olacak komşusu Lizzie sayesinde bulduğu bir hizmetçilik bürosunda yaka paça atılınca, bundan sonra kendi evinde parça başı terzilik yapmaya karar verir. Ücreti 63 dolardan 40 dolara düşen Albert, bundan rahatsızlık duyan başka insanlarla tanışır. Ve Emeğin Şövalyeleri adlı örgütle ilişkiye geçer. O sırada Amerika’da yaşanan yoğun emek sömürüsü her yerde tepkilere neden oluyordu. Albert ile Lucy’in yaptığı politik konuşmalarda Albert bu sürece daha ılıman bakarken, Lucy ise daha radikal bakıyordu, kadınların ve zencilerin kurtuluşunun olmazsa olmaz olduğunu düşünüyordu. Emeğin Şövalyeleri’ni kadınlara ve zencilere karşı tutumundan dolayı eleştiriyordu. En devrimci söyleme sahip örgüt Enternasyonal’di, kapitalizmi tümden yıkmayı hedefliyordu.

Bir piknik sırasında bir döşeme dükkânına sahip olan August Spies ve taş ocağında çalışan Adolph Fischer ile tanışırlar. Albert, Spies’in düşüncelerinden çok etkilenir. Bu tanışma ölüme kadar giden bir yoldaşlığın başlangıcı olur. Yaşadığı süreç Albert’i anarşist komünizme yöneltmişti. Ve anarşist bir gazetede yazar olarak çalışmaya başladı. Artan grev dalgalarıyla, eylemlerle birlikte ön saflarda yerini alan Albert, grev grev, eylem eylem dolaşıyordu, gittiği her yerde konuşmaları alkışlarla sürekli kesiliyordu. Bu grevlere devletin tepkisi çok sert oluyordu. İşçilerin üzerine ateş açılıyordu, işçilerde barikatlar kurarak sokak çatışmalarıyla bunlara karşılık veriyordu. Bu süreçte George Engel, Adolph Fischer, Michael Schwab ve Oscar Neebe ile de tanışmışlardı. Louis Lingg de keskin militan tavrı ile hareketin içinde yer alıyordu.

1 Mayıs 1986’da sekiz saatlik çalışma günü talebiyle 350 binden fazla işçi tüm ülkede yürüyüşe geçti, 80 bin işçi Chicago meydanında toplandı. 3 Mayıs gün ise McCormick fabrikasında en az altı işçinin yaşamına ve birçok işçinin yaralanmasına neden olan bir çatışma yaşanır. Anarşistler bu saldırıyı protesto etmek için Haymarket meydanına miting yapma çağrısında bulunurlar. 4 Mayıs günü düzenlenen miting sessiz bir şekilde dağılıyordu. Alanda 150 – 200 kişi kalmıştı, Fielden konuşmasının sonuna gelmişti. O sıra olay çıkarmak için emniyet amiri Bonfield’in emriyle 180 kişilik polis taburu alan girer. Konuşmacıya tam müdahale ederken kürsünün arkasından polislerinin önüne bomba atılır. Ve bu provokasyondan sonra tutuklamalar başlar. Önde gelen bütün işçiler tutuklanır. Mahkeme için jüri seçimi aylar sürer. Seçilen jürilerden hemen hepsi zaten tutukların hepsinin suçlu olduğuna inanıyordu. Mahkemenin başladığı güne kadar bir tek Albert yakalanmamıştı. Mahkemenin ilk günü kendi isteğiyle gelip arkadaşlarıyla beraber yargılanmak istediğini söyleyip teslim olur. Sermayenin emrindeki taraflı yargıcın verdiği kararla 8 anarşistin 5’i idamla 2’si ömür boyu hapis’e 1’i 15 yıl ağır hapis’e mahkûm edildi. Karar belli olduktan sonra dünyanın her yerinde protesto eylemleri oldu. Sosyalist düşüncelere sahip olmayan, bu sanıkları savunmayı insanlık onurunun gereği olarak gören Avukat Yüzbaşı Black’in mahkeme sürecisinde yaptığı savunmalar ve de karar verildikten sonraki mücadelesi onurla hatırlanacak şeylerdir. Mahkeme boyunca Lucy’nin bitmek bilmez enerjisiyle bütün ülkeyi koşturdu, her yerde mahkemeyi protesto etmek için konuşmalar yaptı, kampanyalar düzenledi. İnfazla gerçekleştikten sonra da Lucy bütün yaşamını devrimci mücadeleye adadı. Duberman’ın kitapta yazdığı, bu koşturmalar arasında artan kalan zamanda zar zor yazma imkânı bulduğu mektuplar oldukça dokunaklı asla yılgınlık olmayan kararlı direnişçi mektuplarıdır. Verilen mücadeleler, protestolar kararı değiştirmedi. Ve kararın uygulanma günü geldi. İnfazlar gerçekleşmeden önce Ling cellâda inat ağzına dinamit koyarak intihar etti. Diğerleri darağaçlarında getirilip ipler boyunlarına takıldığı sıra Spies’in sesi duyuldu: “Bir gün gelecek, sessizliğimiz bugün boğdunuz seslerimizden daha güçlü çıkacak.” Ardından Fischer bağırdı: “Yaşasın anarşi!” sonra Engel bağırdı: “Yaşasın anarşi!” en son Albert’in sesi duyuldu: “bu hayatımın en mutlu anıdır.”

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

Apolitika
Diğer
Video : chumbawmba - ciao bella (video)
Diğer
Müzik : Hijos del Pueblo
Diğer

  Linkler
ProleterTeoriA
Anarşi Kolektifi Ankara
Çalışmaya Hayır
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız