Anarşizm sosyalizmin hükümetsiz sistemidir.

Peter Kropotkin

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Dergiler - Kara Kızıl Notlar - Temmuz Ağustos Eylül 2006

Ayşe Düzkan'la röportaj Yazar : Kara Kızıl Notlar

1. Radikal feminizm nedir?

Aslında bu tanım ilk olarak ikinci dalga tarafından kadınların oy ve eğitim hakkı için mücadele eden birinci dalgayla aralarındaki farka işaret etmek için kullanılmış. daha sonra sosyalist feministler kendilerini bu biçimde tanımlamaya başlamışlar. bugün bu tanımın içi farklı ülkelerde farklı biçimde doldurulabiliyor. ama bütün bunların temelinde ortak bazı noktalar var; bunları başında feminist hareketi ideolojik, politik ve örgütsel olarak başka her türlü hareketten bağımsız tanımlamak, bunu tartışma konusu bile yapmamak, kadınların ezilmişliğini birincil politik öncelik olarak tanımlamak vardır. ikinci nokta kadınları ezen ve sömürenin erkekler ve kadınların durumundan sorumlu olan sistemin bu iki cinsiyet arasındaki ilişkileri düzenleyen sistem, yani patriyarka olduğunu fark etmektir. bu noktadan sonra farklılıklar başlar. abd kökenli radikal feminizm, örneğin, andrea dworkin ve feminizme, son derece aydınlatıcı cinselliğin diyaletiği eserini kazandırmış olan shulamith firestone, kadınların sömürülmesini cinsellikle açıklarken benim de kendimi parçası gördüğüm akım kadınların özel alandaki emeğinin erkekler tarafından sömürülmesini koyar. bu akım yer yer radikal feminist, sık sık maddeci feminist, zaman zaman da devrimci feminist olarak tanımlanır. ama birçok ülkede devrimci feminist tanımı politik lezbiyenler için kullanılır. son yıllarda kimi sosyalist feministler de kendilerini maddeci feminist olarak tanımlamaya başladılar. bu farklılıkları anlamak için biraz da feminist hareketin örgütlenme modelini anlamak gerekir çünkü birçok feminist belirli bir işi örgütlemek üzere bir araya gelir ve birçoğu farklı akımlardan, farklı yazarlardan ilham alır. o yüzden tantışmalar da genellikle iş, sloganlar vb üzerinden yürür. ancak benim de benimsediğim, ingiltere’de son zamanlarda yayımına ara veren trouble&strife ve fransa’da questiones feministes dergilerinin temsil ettiği çizgi (geçtiğimiz yıllarda feminist theory adlı uluslararası bir dergiyi de birkaç sayı çıkarttılar) sınırları ve köşeleri tanımlanmış, iktisattan cinsel politikaya, farklı alanlarda söz üretmiş bir akım. bu akımın temel birkaç noktası var; birincisi maddecilik. yani kadınların sömürülmesinin ancak materyalist bakış açısıyla analiz edildiğinde çözülebileceği. bunun en önemli sonucu kadınların durumunu “ideoloji”, “anlayış”, “zihniyet” gibi unsurlarla açıklamamaktır. ikinci nokta, patriyarkanın bir sistem olduğunu, bu sistemin temelinde kadınların ve çocukların aile reisinin egemenliği altında yaşaması ve çalışması olmasıdır. bu akımın en önemli özellilerinden biri, kadınların durumunu tahlil ederken sadece çekirdek aileyi değil, dünyanın birçok yerinde geçerli olan geniş aileyi, sadece sanayii değil tarımı da kapsayan bir tahlilinin olması. üçüncü nokta, cinsiyetin iktisadi sonuçları olan bir durum olduğunu görmek (erkekler kadınları sömürüyor) buna bağlı olarak dünyada sadece kapitalist sınıfların değil patriyarkal sınıfların olduğunu da fark etmektir. kadınlarlarla erkeklerin aralarında sömürü ilişkisi olan birer sınıf olduğunu gördükten sonra bunların arasındaki çelişkinin kadınların devrimci müdahalesiyle gerçekleşeceği sonucuna varmak kolay zaten.

2. Feminizm neden kadınlarla verilen bir mücadeledir?

bunun sebebi çok basit, kadınları ezen ve sömüren erkekler. zaten mücadele onlara karşı veriliyor. kimse ezenlerle örgütlenmez, örneğin işçiler, sendika kurarken bir patronu aralarına almazlar. burada iki önemli nota var, kadınların ezilmesinden erkelerin sorumlu olduğu benim tahlilim, bundan kapitalistlerin sorumlu olduğunu, erkeklerin ise bu işin sadece yürütücüleri olduğunu, örneğin evde karısına bulaşık yıkatan ya da onu döven erkeğin bunları kapitalizmin hayrı için yaptığını kabul edelim. diyelim ki, bu doğru. hepimizin bildiği gibi siyasal tutuklulara işkence edilmesinden aslında kapitalistler sorumlu, işkenceciler bunun sadece uygulayıcıları, hatta onlar da kurban çünkü birine işkence etmek –çamaşırını başka birine yıkatıp bu işten kurtulmaktan farklı olarak- çok özel durumlar dışında insanın isteyerek yapacağı bir iş değil. ama yine de, işkenceciler de bu sistemin kurbanı bile kurban bile olsa, işkenceye karşı mücadele işkencecilerle birlikte verilmiyor. ama feminizm yanlısı erkelerin yapacakları birçok şey var.

3. Radikal feministler nasıl pratikler gerçekleştirebilirler?

pratik işler konusunda feminist akımlar arasında çok çok büyük farklılıklar yok. bütün feministler her şeyden önce, kadınlar için özgürlük alanları açmayı hedefler. bunun anlamı, eğitim, ücretli çalışma gibi alanlara kadınların daha fazla katılması için çabalamak, kadınlara yönelik şiddete ve erkek şiddetine karşı mücadele etmektir. (bu ikisi ilk elde aynı gibi görünse de birbirinde biraz farklı, kadınlar sadece patriyarkal ilişkiler sebebiyle şiddete maruz kalmazlar. toplumsal anlamda edilgen kılındıkları için kapitalizmin ürettiği şiddetin de –örneğin devlet şiddeti, örneğin kapkaç- kurbanı olurlar. öte yandan, erkeklerin cinsel şiddeti sadece kadınları değil, başka erkekleri hatta çocukları kurban eder.) şiddet meselesi özellikle önemli çünkü öldürülme tehlikesi altındaki ya da her gün dayak yiyen bir kadına, “bu bir devrim sorunu,” deme hakkımızın olmadığına inanıyorum. ama kadınların ezilmesi nasıl ki hayatın her alanında ortaya çıkar, meclisten mutfağa, sanattan yatak odasına kadar her alanda kendini gösterir, feminist mücadele de her alanda verilir. örneğin, yerleşik patriyarkal romantik kalıpların dışında bir aşkı anlatan bir roman ya da film de çok önemli olabilir bu mücadelede, bir feministin mahalle muhtarı olması da, ev kadınlarından fahişelere bütün kadınların katılacağı bir kadın grevi de. bütün bu mücadele alanları içinde yer alan bir radikal feministin farkı ya da farklı öncelikleri yok mudur? elbette vardır. radikal feminist, kadınlarla erkekler arasındaki o ufak farkın hiçbir toplumsal sonucunun olmayacağı bir günü hedefler, dolayısıyla bugünkü mücadelesini de buna göre verir. bu farkın altını çizecek, bunu güçlendirecek hiçbir adıma, bugün kadınların hayatını kolaylaştırsa da, destek olmaz. örneğin, annelik yardımı birçok kadının hayatını kolaylaştıracaktır ama radikal feminist ebeveyn yardımı talep eder; gibi.

4. Kadın mücadelesinin öznesini yine kadınlar olarak gören erkekler, ne gibi pratiklerle patriyarkaya karşı mücadele edebilirler?

o kadar çok şey var ki. her şeyden önce, patriyarkanın onlara tanıdığı haklardan vazgeçmeleri mümkün ki bunu yaptıkları zaman, her şey bir yana epeyce bir meşguliyetleri olacaktır. biraz soyut bir söz bu ama, değişmeye ama gerçekten değişmeye çalışabilirler. ikinci yapabilecekleri şey, feminist kadınların kendi mücadelelerine daha fazla zaman ve enerji ayırmaları için onlara destek olmaktır. yani örneğin, feminist eylem, toplantı vb. gibi etkinlikler sırasında çocuklar için kreş örgütlemek gibi faaliyetler içine girebilirler. ayrıca türkiye’deki ilk 1987 dayağa karşı yürüyüş’ten beri her gösteride kadın kortejinin arkasında, pankartsız, slogansız yürüyen erkekler oldu. bir gün bir grup erkek gelip de, “bizim de kurtuluşumuz feminizmde, size destek oluyoruz” falan gibi bir pankartla ve benzer bir sloganla atılmak isterse kimsenin itirazı olmaz. ki bu durumda bile, oraya gelen bir erkeğin bu sözlerinde ne kadar samimi olduğu, evde karısını dövüp dövmediği, çocuğunu karısına baktırıp oraya gelip gelmediği konusunda endişe duyarım ben; izmir’de eğitim-sen’in düzenlediği kadın konulu bir panelde söz alan bir adamın, “bugün çocuğa karım baktı, buraya ben geldim, fena mı oldu, bakın sizleri dinledim,” diyebildiğine şahit odum örneğin. ama zaten erkekler, kadınların konuşmacı olduğun panellere sadece itiraz etmek üzere katılıp, örneğin, dayak, şiddet, fuhuş vb. bir konuda yapılan gösterilere katiyen ilgi göstermeyip sadece 8 mart kutlamalarına katılmak ya da feministlerin ne yapacağı konusunda söz sahibi olmak istiyorlar.

5. Patriyarka ile Kapitalizm ne tür durumlarda çelişiyor, ne tür durumlarda yan yana?

kapitalizmle patriyarkanın farklı ve ayrı sistemler olduğunu görürsek çok daha kolay hallolacak her şey. bu iki sistem, iç içe geçseler bile birbirlerinden ayrı ayrı varolurlar, çok az durumda uzlaşır, genellikle de çelişirler. kadınların, evde aile reisine hizmet etmek yerine ücretli çalışma şansına kavuşmalarına yol açan her durumda patriyarka ile kapıtalizm çelişir. örneğin, kadınların eğitim alması, özellikle meslek sahibi olmak üzere eğitilmeleri, geniş ailenin dağılması, tarımda aile işletmelerinin dağılması, üretim süreçlerinin kapitalistleşmesi, evde yapılan işlerin dışarıda yapılır olması... bütün bunlar bu çelişkinin görüngüleridir. bir örnekle daha sarih açıklayabiliriz, bir ailede, genç kız, okuyup mühendis oluyor ve kendi evini kuruyor, anne ise turşu kurmaktan vazgeçiyor, bunu satın alıyor. çünkü turşunun evde yapılmayıp dışarıdan alınması, kapitalist üretim yapılacak yeni bir alan açmıştır ama bir yandan da turşu daha önce o evde patriyarkal bir ilişki içinde, annenin ücretsiz emeğiyle üretilmekteydi. o genç kız, okumasa, örneğin gençlik yıllarını evde tükenmez kalem monte edip aile bütçesine katkı yaparak geçirebilirdi. oysa çalışınca ücret alıyor, kapitalist ilişkiler içine giriyor, kapitalizmin tercih ettiği, uysal, az ücrete razı emekçi oluyor, bir yandan da kendisine ev açtığı için bir buzdolabı, bir çamaşır makinesi daha alıyor. bu vesileyle eski ve küflü bir yanılgıyı analım. kadınların evde ev işi yapmaya razı olmalarının kocalarının patronuna yaradığı çünkü bu olmasa kocaların daha fazla ücret talep edecekleri doğru değildir. çünkü 1)nasıl ki her gün işyerine gidip 8-10 saat çalışan kadınlar eve gelip ev işi yapabiliyorsa, erkeklerin de işten gelip ev işi yapması mümkündür ve dolayısıyla evde kadınlar ev işi yapmadığında akla ilk gelecek çözüm daha fazla ücret istemek değil, bulaşıkların başına geçmek olacaktır. hele düşük ücret alan insanların son aklına gelecek şeydir, işlerini başka birine yaptırmaya para harcamak. bu düşünce erkeklerin asla ev işi yapamayacağına inanılan zamanlarda kurulmuş, şimdi de gerçek hayatta kullanılmasa bile tartışmalarda önümüze sürülüyor. 2)diyelim ki, erkekler “madem kadınlar ev işi yapmıyor, o halde onlarla yaşamanın bir anlamı yok, ben de tek başıma yaşar, yemeğimi dışarıda yer, çamaşırlarımı çamaşırhaneye götürürüm” dediler, bu kapitalistlerin çok işine gelir çünkü bunun anlamı yeni yeni lokantalar ve çamaşırhaneler açılması demektir ki bu da yeni yatırım alanları anlamına gelir. patriyarka ile kapitalizmin uzlaştığı çok az nokta var, benim aklıma kriz ve işsizlik dönemlerinde ailenin sosyal güvenlik işlevlerini yerine getirmesi geliyor.

6. Kadın devrimini nasıl tahayyül ediyorsunuz?

kadın devrimi bir toplumsal devrimdir, toplumdaki ilişkileri değiştirecektir, uzun zamana yayılan ve parçalı bir süreçtir, dolayısıyla tek bir sıçrama, bir “ihtilâl” sonucu gerçekleşmeyecektir. ama bunun anlamı, hiç sıçrama, sertleşme, dayatma, ve zor kullanılmayacağı da değil. kadınların devrimi fikri çok yeni ve taze bir düşünce, bugün kadınların sömürülmesinin ve ezilmesinin alanlarını tanımlamak bizim açımızdan çok önemli. radikal feminizmin en önemli kuramcısı christine delphy’nin dediği gibi, “önce haritayı çizecek, sonra da kuşatacağız.”

7. Devrim sürecinde erkeklere ne gibi sorumluluklar düşüyor?

valla daha önce de dediğim gibi, devrim onlara karşı yapılıyor. böyle durumlarda ancak işbirliği beklenir. bizim de erkeklerden işbirliği beklememiz akla yakın. sizin sömürünüz ve tahakkümünüzden kurtulmak isteyenlerle işbirliği nasıl yapılır? her şeyden önce onların derdinin ne olduğu anlayarak. o yüzden kadın devrimiyle işbirliği yapmak isteyen erkekler bu işle kendi davaları arasında bir ilişki kurma çabasından önce, kadınların neler yaşadığını, neler istediğini anlamaya çalışmalılar. ayrıca, erkek erkeğe kadınların mücadelesini destekleyen eylemler de örgütleyebilirler. örneğin kritik süreçlerde diyelim ki kadınların bir talebini destekleyen gösteri, imza kampanyası vb. gibi işler yapabilirler. erkek erkeğe; örneğin feminizm yanlısı erkeler ya da kadın devrimi yanlısı erkekler gibi bir örgütlenmeyle. eğer solcu ya da komünist erkeklerden söz ediyorsak biraz daha ayrıntılı şeyler önerebiliriz. çünkü solcu erkekler bu desteği genellikle kendi karma örgütlerinin “şemsiyesi” altında vermeye çalışıyorlar ki bu doğru olmuyor. bunun iki mahsuru var, birincisi kendi örgütlerindeki bütün kadın ve erkeklerin iradesine el koyuyorlar. biz bütün kadınlardan feminist olmalarını beklemeyiz. ikincisi daha önemli, verdikleri destek o karma örgütün programı, öncelikleri ve talepleriyle sınırlı olduğu için gerçek bir destek olmuyor, çoğu zaman da, dostlar alışverişte görsün şeklindeki bir “biz de feminizmin yanındayız” propagandasına, hatta terimi mazur görün reklamına dönüşüyor. komünistler açısından ise durum biraz daha farklı; ben komünizm mücadelesini komünist ilişkileri bugünden yaşamak, “devrim olmak”, yarının toplumunu bugünden kurmak falan gibi tanımlamıyorum. kaldı ki, “yarının toplumu”, komünist toplum, ezen ezilen ilişkilerinin ortadan kalkmasından çok öte bir şeydir. ama bu demek değildir ki, bir komünist bugün başkalarını ezmeye, onları sömürmeye razı gelsin. o yüzden nasıl ki, bir patronun komünist olmasına aklımız yatmazsa, kadınların emeğini sömüren, onların bedenine ve kimliğine el koyan birinin komünist olması da mümkün değildir. bir komünist, eğer erkekse, kadınlarla, kadın emeğiyle ilişkilerini muhakkak ki gözden geçirmeli ve mümkün olan her alanda ezen ve sömüren konumundan çıkmalıdır ki bu konuda epeyce şey yapmak mümkündür. temizliğini başkasına yaptıran, toplantıda kadınların sözünü kesen, söylediklerini küçümseyen, yatakta kendi hazzından gayrısını düşünmeyen, tacizi şaka, erkekliği marifet sayan birini komünist olarak tanımlamak her şeyden önce komünistliği küçümsemek olacaktır.

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

y006
Diğer
Video : Haymarket
Diğer
Müzik : A Las Barricadas
Diğer

  Linkler
körotonomedya
Mülksüzler Radyo
Çalışmaya Hayır
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız