Milliyetçilik alçakların son sığınağıdır.

Samuel Johnson

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - otonomX

Ezilenlerin festivali'nin organizasyonu Yazar : otonomX

Öndeyiş:

Geride bıraktığımız yıl içerisinde, Türkiye'deki anarşistlerin önemli bir kısmını kapsayan toplantılar yapıldı. Ancak bu toplantılar gerek oluşumu, gerekse katılımcıların niyet ve uğraşları açısından ciddi sorunlar barındırdığından, arkası gelmedi. Belki de varolan haliyle devam edememesi hayırlı oldu. Bunun yanı sıra, sorunlu tarafları dolayısıyla da yeni bir yük bıraktı geride. Ama en azından bazı faydaları oldu. Bazı tarzların geçişkenliğinin zorluk ve imkansızlıklarını göstermesinin yanı sıra, örgütlenme konusunda farklı yaklaşımların belirginleşmiş olması ve bunların kendi mecralarında akması gerektiği, birbirleriyle boğuşmalarının bu ayrışma dışında bir hayır sağlamayacağı ortaya çıktı. Aşağıdaki metin bu tartışmalar içerisinde örgütlenme noktasında ısrarlı olan bazı yaklaşımlar doğrultusunda, hemen ve el çabukluğuyla olmamak ve ortaya bir aparatçık çıkarmamak kaydıyla, örgütlenme sorununu tartışmaya açmak kaygısıyla kaleme alındı. Bir tartışma ve ilişkilenme sürecinden sonra üzerinde az çok anlaşılmış irade ortaklıklarının çıkmasıdır muradımız. Hayırlı olması dileğiyle.

zilenlerin Festivali' nitelemesi, belki de Paris Komünü'nden beri devrim için yapılmış en hoş ve anlamlı atıftır. Hükümeti; yani zulmün ve sömürünün merkezi aygıtını bütün uzantılarıyla birlikte yıkmak, işlemez hale getirmek, arşist kurumlaşmanın karşısına onsuz bir hayatın ne kadar coşkulu ve uğruna mücadele edilebilir bir olgu olduğunu anarşizmle/özgürlükle koymak. İşte istisnasız her özgürlükçünün yüreğinin başka bir aşkla çarpmasına neden olan durum. Yıkmanın ve yeniden yapmanın coşkusu. Organizasyon komitesi olmayan, işbirliğiyle kotarılan, gerektiğince kendi özünden kaynaklanan örgütlenme biçimlerini yaratıp yok eden bir festival. Ademi merkeziyetçi/desantralize bir festival. Şimdiden ve her zaman. İlk emre itaat etmeyen ilk insandan beri geleneksel olan ve kendisinin kurumsallaşma ihtimalini de bilmesi yönünden gelenek dışı olan ve bu yüzden kara bayrağını yakmayı ihmal etmeyen bir festival.

Kanla ve gözyaşıyla yoğrulmuş bütün yenilgilerine, bütün umut kırılmalarına rağmen bu coşku yok edilemiyorsa, iktidarlar varoluşlarını ve yasalarını halen tek bir kişinin bile isyan etme ihtimali üzerine kuruyorlarsa; bu festivalin ezeli ve ebedi oluşundandır. Bu hayal etme ve gerçekleştirme halinin sürmesi, bazı kavramların hep hatırlanmasına bağlıdır biraz da. İşte bütünüyle işgal altında olan dünyanın herhangi bir parçasında yaşayan devrimcilerin/anarşistlerin de tarihte parmaklarına değil, boyunlarına bağlanan iplerden dolayı unutmadıkları ve her seferinde yeniden oluşturdukları bu kavramlardan biri de örgütlenmedir.

Türkiye'deki anarşistlerin en büyük sorunu örgütlenme ve ortak değerler yaratma/bunlar üzerinden bir arada bulunma sorunudur.

20 yıla yakın süredir birçok şekilde varolan ve yaklaşık 15 yıldır �kamusal alan' diye tabir edilen düzlemde birçok şekilde yer alan anarşistlerin geriye dönüp baktıklarında, tortusuz hatırlanacak anlarının azlığı yürek burkucudur. Dünyadaki hareketin yarattığı tarih ve değerlerle yeterince buluşulamayıp, buradan kendine özgü yanları da olan örgütlenmeler dizgesini hakkıyla oluşturulamaması, çeşitli umut kırıcı girişimlerin çokluğuyla doğru orantılıdır. Kısmen, başarılı olan bazı kampanya organizasyonları dışında, �hayali cihan değer' şeylerin olabilmesi için dayanışma, karşılıklı yardımlaşma ve işbirliği gibi bazı kavramların layıkıyla hayata geçirilmesi ve iradeler üstü olmayan ama, otoritenin bütün yansımalarıyla birlikte yıkılması için iradelerin ortak hareketini öngören bir aradalıktır kastedilen.

Anti militarist mücadele ve eşcinssellerin mücadelesi bu iradeler ortaklaşmasına, zulmün karşısında dayanışmasına ve anarşizmin insan hatırasındaki tahayyülüne (bütün eleştirilebilir taraflarının yanı sıra) neredeyse tek yakın alanlar olarak duruyorsa halen, bu yukarıda anılan kavramların hayatta yeterince karşılık bulmadığı anlamına gelir. Örneğin sıkça ve tesadüfi olmayan bir biçimde anarşizmle birlikte anılan feminist ve ekolojist hareket, bu alanlardaki yetersizlik sonucunda epeyce reformist ve sosyal demokrat bir tarzın ve alan hakimiyetinin gölgesinde kaldı. Çünkü bu alanlar terk edildi ya da gereğince önemsenmedi.

Ancak burada tartışılan alan hareketleri ya da onların sorunları değil, genel olarak örgütlenme problematiğidir. Ki alan hakimiyetinden kaynaklanan sorunların yaşanıyor olmasının en önemli nedeni de üzerinde anlaşılabilir ve gönül rahatlığıyla hayata geçirilebilir bir örgütlenme zihniyetinin olmayışı ya da onu içinden çıkarabilecek bir hayatla ilişkileniş tarzının oluşturulamamasındandır. Bunların yokluğu, her bir olumsuz deneyimden sonra dağılmayı, dedikoduyu ya da hoş olmayan tarzlarda geçmişle hesaplaşmayı beraberinde getirdi. Yanlış ya da bazen anarşizmle beraber anmaktan sıkıntı duyabileceğimiz �örgüt/lenmeleri'in varlığı epeyce bir yılgınlığa yol açmış olsa da yeni bir gönül rahatlığına ulaşmak ve dünyayı iktidarların yörüngesinden çıkarmak gerek.

Bunun için çarpıtılmış bazı kavramları yeniden hatırlatmak ve gündeme getirmek dürtüsüyle kaleme alındı bu metin.

Anarşizmle çeşitli şekillerde ilişkilenmiş yüzlerce insanın varolduğu Türkiye'de bunca yıllık çabanın boşa gitmemesi ya da istenenin tersi bir amacı beslememesi için, her farklı anlayışın kendini var edebileceği hayat alanları oluşturması, özgürleşme mücadelesi için hayırlı olacaktır. Eski bir araya gelişleşin ya da dağılmaların ve geride bıraktığı yıpranma ve yıpratmaların yarattığı karamsarlıktan kurtulup, yeniden bir umut ve hayatı değiştirme isteğini canlandırmaktır beklenen. Farklı ya da aynı anlayışlardaki grup ve bireylerin anarşizmin temel değerleri üzerinden eşit bir aradalıkları ve daha dirençli özgürlükler alanları oluşturmaları kaygısıdır güdülen. Bu bir kampanya organizasyonundan başlayarak, federasyona kadar bir dizi biçimi içerir ve mevcut durum bir çoğumuzu tatmin etmediğine göre, bu tartışmayı yoğunlaştırmak ve yeterli bir sonuca vardırmak kaçınılmazdır.

Anarşizmi kendilerini devrimci olarak niteleyen bazı tarihselci yaklaşımlardan ayıran en önemli yanı, özgürlüğü zorunlulukla birlikte değil, sorumlulukla birlikte anmasıdır. �Birimiz bile özgür değilse, hepimiz tutsağız!' sözü bunu anlatır. Çeşitli tarihsel zorunluluklar uydurarak hepimizin biri(leri)ne tabi edilmediği, bunun yıkımının arzulandığı bir özgürlük ve her bir insan tekinin devasa bir tahakküm aygıtı karşısında çaresiz halde kalmadığı, başkalarıyla dayanıştığı, başkalarına yönelmiş olsa da zulmün varlığından rahatsızlık duyduğu ve onu ortadan kaldırmaya yöneldiği bir sorumluluk hali. Bu iki halin bir aradalığı insanı iyiliğe ve adalete yöneltir; örgütlenmeye yöneltir. Ama tarihsel zorunlulukçuların öngördüğü gibi devletle sonuçlanan bir örgütlenmeye değil. Devleti sonlandıran bir örgütlenmeye. Kafamızın içerisindekinden başlayarak, ortak hayatlarımıza nüfuz eden, hükmeden devlete kadar. Şimdi ve her zaman.

Örgütlenme ve bununla birlikte anılan bazı kavramlar (örneğin federasyon) gerek konformistlikten, gerekse sorunlu bazı yaklaşım ve örgütlenmelerden dolayı sempatiyle anılmıyor çoğu zaman. Anarşizmin tarihiyle birlikte anarken sinirlerimizin gerildiği ve rahatsız olduğumuz ahlak dışı nihilizm ve konspirasyonun çağrıştırdıklarının yarattığı olumsuz havadan ve çeşitli politik hesaplar dolayısıyla bu durumun üstüne yatılmasından ve ağzından her �fe' hecesi çıkarmayı becereni öcü olarak görmekten kurtulamamak, örgütlenme yanlısı her anarşisti rahatsız etmesi gereken bir durum. Buna rağmen böyle olmaması, bu topraklardaki anarşistlerin bir zavallılık yönüne işaret eder ancak. Ecelden korkup hastalığa razı olmak misali, örgütlenmeye dair kaygılardan dolayı atomize bir bireylik anlayışına mahkum olmaya ve umutsuzluğa karşı, işbirliği ve dayanışmanın bileşkesi olan örgütlenme fikriyatını ve doğrudan eylemi koymaksızın, otoritenin yıkımı mümkün değildir.

Bu metin Türkiye'de anarşizm ve örgütlenme kavramlarını kötüye kullananlar kadar, bu kullanmanın yarattığı zaafiyeti kullanarak örgütlenme korkusunu besleyen ve henüz ortada olmayan federatif örgütlenme hayaletleriyle de korkutan anlayışların yadsınmasını önemseyen bir zihniyetin ürünüdür. Bu zihniyet, çeşitli anarşist varoluş şekillerinin meşruiyetini peşinen tanır. Hatta, çeşitli eyleme biçimleri açısından bazı bir aradalıkların farklı ihtiyaçları karşılamak ve tahakkümü yıpratmak ve ortadan kaldırmak için gerekli ve son derece yararlı olduğunun altını çizer. Örneğin başka tarzlara çamur atmanın kılıfı olmadığını belirterek ağ tipi örgütlenmeyi, çeşitli amaçlarla oluşmuş ve oluşabilecek kolektif ve otonomları anarşizmin çeşitliliğinin ve otoriter eğilimlerin boy gösterememesinin güvencesi olarak görür. Zaten çeşitli grup ve bireylerin tahakküme karşı daha dayanıklı bir duruş oluşturmaları ve anarşizmi bugünden başlayarak gerçekleştirmeleri için, bu durum elzemdir. Mutfağı otoritenin mutlak yıkımı için mücadele eden, bunu hayat gailesi olarak algılayan herkese açık her tür örgütlenme makbuldür. Yani sözü edilen örgütlenme yukarılardan bir yerlerden kararlaştırılmış ve başkalarına dayatılan hazır bir örgütlenme değil, ilk adımının birlikte atılması için uğraşılan bir örgütlenmedir. Aynı zamanda nedeni her ne olursa olsun habire bir araya gelip, dağılma ve sonraya bir yük bırakma haline isyandır. Niyetler ve üzerinde anlaşılan ahlaki ve �politik' değerlerin net olarak ifade edilip, spekülasyonlara kapalı bir alan oluşturma çağrısıdır. �Mumu ay ile beraber yanmaya devam edenlerin' yine kendisi gibilere çağrısıdır. Şu yönüyle de bir çağrıdır: Adlarını bir çiçeği bağrımıza basarkenki özenle ve özlemle andığımız Börklüce Mustafa, Proudhon, Louis Mitchel ve bütün Komüncülerin, Bakunin, Kropotkin, Ukrayna'nın soğuk steplerini yürekleriyle ısıtan devrimcilerin ve Kronstad'ın yiğit insanlarının, Malatesta, Goldman, özgürlüğün kutup yıldızı İspanya Devrimi'nin, 68'in isyancılarının, bazıları yanlış anlasa da Ursula K. Le Guin ve daha bir çok �festivale' katılmış milyonlarca kadın ve erkeğin düşlerindeki çağrıdır. Zaten tek başınalığa ve umutsuzluğa itilmiş bir çok insan için birbirine yaslanmanın, sarılmanın dansetmenin çağrısı. Başta anılan festivalin çağrısı, -bu festivallere Woodstock dahil değildir- özgürlük ve devrim için örgütlenme çağrısı. Emma'ya rakkase muamelesi yapılmayan bir dans festivali için ön hazırlıktır örgütlenmeyi düşünmek.

Bu düş ve düşünce çeşitli örgütlenme anlayışlarını dışlamayan bir tarzın tezahürüdür aynı zamanda. Her insan tekinin özgürlük hayalini gerçekleştirme şansına ve çabasına saygı duyarak ve onları yadsımayarak eylemek. Zaten, bütün öcü hikayelerine rağmen, anarşist örgütlenme fikriyatı bunu içerir. Ayrıca tahakkümü yıkmaya niyetli insanların hangi sıfatı taşıdıkları da çok önemli değil. Önemli olan burada anılan yıkıcılıktır. Bu niyette olan da başkalarına ve benzerlerine bok atmaz. Çünkü tahakkümü yıkma niyeti özgürleşmenin önünü açtığı gibi, ahlaki yozlaşmanın da önünü tıkar. Devrimci coşkuyu ve yaşama heyecanını besler. Şenlik ateşlerini körükler. Umutsuzluğa karşı değiştirme iradesinin gücünü, korkuya karşı cesareti ve dayanışmayı, misyonerliğe karşı isyankarlığı, bencilliğe karşı işbirliğini, hedonizme ve nefsin tahakkümüne karşı eşitlerin cemini, şenlikli bir toplum için ve şenlikli bir toplum içinde edilen dansı, içten gelen, aşka gelerek edilen dansı, sonsuz bir semahı koyan coşkuyu ve isyanı körükler. Ama bir sefahat alemini değil.

Emma Goldman'ın �Eğer dans edemeyeceksem, devriminiz sizin olsun!' sözünü kötüye kullanan bir şenlik anlayışının içi boştur ve eninde sonunda keyif kaçırır. Emma loş gecelerini maskeli balolarda geçirmedi. Bir yıkıcılığın yolunda zindanlarda ve Rusya'da katledilen yoldaşlarından geriye kalan karanlıkta geçirdi o geceleri. Bir de�Ruhunun karanlık yüzünde'. Odo devrimden önceki gün öldü; epey acılar çekerek. O'nun ağzından Ursula'nın söylediği devrim ve ruha dair sözler, bir ruh çağırma seansına ait sözler değildi. Devrime ve örgütlenmeye dair sözlerdi. Nesimi'nin yıkıcılığı yalnız teninde değil, ruhundaydı da. Bu yüzden halen yıkıcıdır ve onların yıkıcı ruhlarıyla sonrakilerin birleşmesidir örgütlenme ve devrim. Bir festivaldir, engel tanımayan bir danstır, varlık deryasında girdaplara kapılmadan, hırstan ve nefsin tahakkümünden kopulan bir semahtır.

İşte söz edilen budur.

Can kulağıyla duyanlara.

  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

Anti
Diğer
Video : Haymarket
Diğer
Müzik : Hijos del Pueblo
Diğer

  Linkler
Sessiz Dergi
Kara-Kızıl Paris
Anarkom
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız