Bireycilik

Kavram, ortak öğesi sistematik bir biçimde �bireyi� merkez kabul etmek olan değişik düşünceleri ve öğretileri kapsar. Ancak �bireysel� ve �toplumsal� arasındaki karşı sav gibi (birey de) farklı yollardan kavranabilir. Bireyciliğin kimi biçimleri bu anti teze dayanırken, kimileri de onu yadsır.

Terim, köken itibariyle19. yüzyıla ait olup, tarihçesi ilgiye değerdir. Terime her dilde farklı anlamlar yüklenmiş, günümüzde ise bu anlamlar kaynaşmıştır. Fransa'da aydınlanmaya ve Fransız Devrimi'ne tepki olarak doğan bireycilik, daima anarşinin ve toplumsal düzensizliğin kaynaklarına işaret etmiştir.

Alman dilinde ise romantik bireysellik fikrini, bireye özgü yeganelik, özgünlük ve kendini gerçekleştirme kavramlarını vurgulama eğilimi taşımıştır.

Bu terim İngiltere'de, dini uyumsuzluk, özgüven sahibi İngiliz'in �özellikle orta sınıftan- has nitelikleri ve İngiliz liberalizminin çeşitli alanlarının ortak özelliklerine atıfta bulunan bir etiket olarak kullanıldı. Bu anlamda sosyalizm ve kolektivizme karşıt olarak asgari devlet müdahalesine işaret etti.

ABD'de ise, serbest girişimin sınırladığı tutum, davranış biçimi ve özlemlerin simgesi oldu.

Anarşist felsefenin dört ana damarından biri olan bireycilikte, bireyciler çıkış noktası olarak bireyi alırlar. Her insan, başka hiç kimsenin karışmaması gereken, dokunulmaz bir eylem alanına sahiptir; toplumsal ilişkiler öncelikle değişim ve sözleşme esasına göre kurulur. Alman düşünür Max Stirner sıklıkla bu okulun yaratıcısı olarak niteleniyorsa da, Stirner 1844 yılında yayımlanan �Ego ve Biricik� adlı yapıtında aşırı bir bencillik biçimini destekledi. Hegelcilik'ten yola çıkan Stirner, mutlak olan her şeyi ve bütün kurumları reddeden ve yalnızca bireyin kendisine dayanan bir doktrinle Hegelciliği neredeyse tersyüz etti. Stirner'e göre birey Tanrı'yı, devleti ve ahlaki kuralları saymaksızın her zaman istediği gibi hareket etmeliydi.

19. yüzyıl bireyci Amerikan anarşistleri Josiah Warren, Lysander Spooner ve Benjamin Tucker'dır. Warren genel olarak kooperatif topluluk düşüncesini terk etmedi. İlk Amerikan anarşisti olarak görülmesine neden olan �bireyin egemenliği� teorisini geliştirdi. Bireyin topluma uyması gerekmediğini ileri sürüyordu. Warren, her üreticinin kullanarak tek başına ya da başkalarıyla işbirliği içerisinde çalışarak, malları onlara harcanan zaman temelinde mübadele edeceği bir �eşitlenebilir ticaret� sistemini savundu. Sistemin yaşayabileceğini göstermek amacıyla New Harmony'den Cincinati'ye döner dönmez �Zaman Dükkanları�nı açtı. Burada malları maliyetine satıyor ve müşterilerinden kendi mesleklerinde dükkan sahibine denk bir süre hizmet vereceklerini vaat eden emek senetleriyle ödeme yapmalarını istiyorlardı. Böylelikle müşterilerini emek temelinde mübadele düşüncesi yönünde eğitmeyi ve bir karşılıkçı köyler zinciri kurma planına katılmaya istekli gönüllüler kazanmayı umut ediyordu. Zaman Dükkanı üç yıl sürdü ve Warren deney sonucunda planının işleyebileceğine ikna oldu. Warren bireysel mülk sahipliği ve emek mübadelesine dayalı daha bir çok deneysel cemaat kurdu.

Bir yayıncı ve gazeteci olan Tucker, 1878'de Radical Review'u ve 1881'de de Liberty'yi kurdu. Tucker'ın düşünceleri pek az özgün düşünce ilave edilmiş olarak Warren ve Proudhon'un bir senteziydi. Tucker kendini bilimsel bir anarşist olarak tanımlıyordu. Hayatı boyunca bireyciliğini korudu ve �özgürlüğün herhangi bir tür komünizmle uyuşmaz olduğuna inandığı için- anarşizmin hem kollektivist okullarına hem de esasen ahlak dışı kabul ettiği eylemle propaganda savunurlarına karşıydı. Tucker, Instead of a Book (1893, Bir Kitap Yerine) adıyla yayımladığı bir dizi makalesinde daha içerikli bir bireycilik kavramı geliştirdi. Özelde elde edilecek sınırsız hak ve malların, pazarda el değiştirmesini vurgulayan Tucker'ın temel ilkesi, her insanın başkalarıyla eşit, ama bütün özgürlüklere sahip olmasıydı. Tucker, devletçe yaratılmış bütün tekellere, özellikle toprak ve para tekellerine saldırdı. Her insanı gerekirse, koruyucu özel örgütlenmeler kurarak, devlet olmaksızın da kendi özgürlüğünü koruma hakkını kullanabileceğini ileri sürdü.

Lysander Spooner, doğa yasası geleneğine daha yakındı; esas olarak sözleşmeci devlet kuramının zayıflığını açığa çıkaracak bir şekilde ABD anayasasına yönelik saldırılarıyla ün yapmıştır.

Bireyci anarşizm yakın dönemlerde canlandırılmıştır. Şimdi liberterizm olarak bilinen daha geniş bir hareketin parçasını oluşturur. Fakat, ilk bireyciler bir eşit özgürlük toplumunun kapitalizmi köktenci bir şekilde değiştireceğini düşünürken, çağdaş mirasçıları sistemi yüceltmekte, kendilerini sıklıkla başka görüşlerdeki anarşistlerin kınamalarına maruz kalacak bir terim olarak �anarkokapitalistler� olarak tanımlamaktadırlar.