Deliler Kahkahası Yazar : Ateş Hırsızı

Uzun bir bekleyişten sonra, biz de alışılagelmiş ve artık iyice sıradanlaşmış şekliyle, fikrimizi bir dergiyle mamul hale getirip politika ve kültür piyasasına sürüverdik.
İstanbul'un Cağaloğlu semti, kültür pazarına ?mamul düşünce üretme merkezi?dir. Bu merkezin dışında Türkiye'de konuşabilmek için çok fazla seçeneğiniz yoktur. Ya oyunu bütün kuralları ve arenasıyla birlikte reddedip kendi yöntem ve istemlerinizle kendinizi var edeceksiniz ya da onların gösterdiği bu kontrollü alanda şansınızı deniyeceksiniz. İşte bu kontrollü alan dışında hiçbir şans ve imkanımız olmadığından Cağaloğlu gibi sevimsiz bir yerde dünyaya geldik.

Ama biliyoruz; düşünce, kitap ve dergi sayfalarında kaldığı sürece cansız, ruhsuz ve ölüdür. O, hayatın canlı akışı içinde ete kemiğe büründüğü ölçüde ancak yaşayan düşünce olarak amacına ulaşabilir. Ve yine biliyoruz ki; düş gücümüz mürekkep olup kağıda aktığında, yukarıda belirttiğimiz gibi mamul hale gelip nesneleşir. Nesne ise her zaman olduğu gibi öznesine yabancıdır.

Demek istiyoruz ki, çıkarmakta olduğumuz bu dergi okuyucuyla aramıza bir iletişim aracı olarak girmesine rağmen ne tam olarak bizi anlatacak ne de okuyucuyu bize tanıtacak. İnsanların yüz yüze ilişkileri arasına giren binlerce "iletişim aracından biri olacak. İletişim adına iletişimsizlikten başka bir şeye yol açmayan bu araçların olmadığı, insanların doğrudan yüz yüze ilişkide oldukları bir yaşamın peşindeyiz.
Sistemin bugün ulaştığı düzey, yüz yüze ilişkiye girebileceğimiz bir alan hemen hemen bırakmamıştır. Bütün bunların farkında olarak, okuyucumuzla doğrudan ilişkiler içinde olabileceğimiz, medya ve teknolojinin sınırlandırmadığı geniş (denetimsiz, eşit ve özgür) yaşam alanları oluşturmak amacındayız. Bir dergi elbette her şey değildir. Ama, öncelikle bir esin kaynağı oluşturmada fonksiyon taşıyabilir ve taşımalıdır.

ATEŞ HIRSIZI felsefi, teorik ve politik bir esin kaynağı olacak. Bu bağlamda; teoriyi sistematikleştirip şematize eden yaklaşıma karşıdır. Filozofların öngörülerinden, yola çıkarak gelecek toplumu düzenlemek gibi soyut bir teori değil, bugünü yaşayan, bugünün pratiğinden hareket eden ve düşlerini bugüne dönük kuran pratik bir teoriden söz ediyoruz.

Toplumu statü ve kategorilere bölerek yaşamı yapay alanlarla parçalayan bugünkü sistem, kitlelerin dışında ve onların iradesi üstünde başlı başına bir politika alanı yaratmıştır. Anarşizm dışındaki bütün siyasal düşünceler, politikayı, iktidarı ele geçirmenin bir yolu, bir sanatı olarak benimser. Politik partiler kitlelerin iradesi üstünde oluşan bu yapay alanlara çekilip tahakküm aygıtını ele geçirdiklerinde, artık uzman yöneticiler olarak kitlelere hükmederler.

Yaşamı birbirinden ayrı alanlara bölüp parçalayan, toplumsal ilişkiler arasına set çeken ve bu sayısız alanlarda insanı - insana karşı uzmanlaştırıp sınırsız bir rekabetle tüm insani yaratıcılıkları politik kanallarda boğan yaşam tarzına ve bu anlamda politikaya karşıyız. Yönetmenin, hükmetmenin bir yolu, bir aracı olarak politikayı reddetmekle kuşkusuz biz de politik bir muhtevaya sahibiz. Çünkü insan doğası gereğince politiktir. Ama, parlamento ve çok çeşitli politik partilerle yaşamın küçük ve kapalı alanında oluşturulan politikayı bir meslek, bir uzmanlık olarak sürdürmek demek, yönetmek ve hükmetmek demektir. Otorite demektir!
Bütün bunlardan anlaşılacağı gibi, devlet aygıtını ele geçirmek, iktidar kurumu olarak yönetmek ve hükmetmek düşüncesine karşıyız. Politik - düşünsel hedefimiz geleceği düzenlemek değil, bugünü yıkmaktır. Bugün varolanı beğenmiyoruz, istemiyoruz. Gelecekte nasıl yaşanılacağı, ancak bugün yıkılırsa yeterince görülebilir. Onun için hedef bugün'dür! hedef şimdidir!

Toplumsal devrim; iktidar aygıtının temel varlığına yönelmedikçe, onun varlığını başka başka biçimler içinde sürdürdükçe peynir - ekmek kavgası olmaktan öteye geçemez. Peynir - ekmek kavgası da program hedefleri içine alındığı sürece pis bir reformculuktan öteye geçemez!

Biz romantik devrimciler, küçük küçük arenalara hapsedilmiş it dalaşını değil, dünyayı istiyoruz! Deliler kahkahasıdır devrim. Devrim istiyoruz! Peynir - ekmek değil, enkaz-ı kainat'ı istiyoruz!