Neden hala anarşistiz? Yazar : otonomX

"Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim" diyenlerimiz elbette olabilir, oldu da. "Yaşasın aşk, devrim, anarşi" diye slogan atmayı çok seven bizler, aşkı, devrimi ve anarşiyi başka başka yerlerde arayınca maalesef bu üçlüden birini ya da daha fazlasını bulma şansını kaybediyor, ya da sıkılıyor, ya da yoruluyor, ya da aramanın anlamını unutuyoruz. Çıktığımız yolda torbamızdakileri dağıtıyor, bize sunulanları topluyoruz. Azaldığımız da oluyor, çoğaldığımız da.

Son dönemde sıkça sorulmaya başlayan "çoğalıyor muyuz, azalıyor muyuz, yoksa yıllardır yerimiz de mi sayıyoruz" sorusu sadece rakamlara indirgendiğinde bizi pek ilgilendirmiyor. Bazılarının iddia ettiği gibi eylemlilik sürecinin gelişmesi ve bu sürece katılan insan sayısının artması düşüncelerimizde, inançlarımızda bir değişikliğe yol açmadı. Yıllar öncesinde de savunduğumuz "örgütlü" bir anarşiyi bugün de savunmaya devam ettik. "Çoğalmanın ya da azalmanın" kendisini sadece "çokluk" içinde var edebilen insanların bir sorunu olduğunu düşünüyoruz. Örgütlenmenin anarşiye, doğaya, insana duyulan aşkla ilgisi olduğuna inanıyoruz, anarşiye inanmanın aynı zamanda devrime, özgürlüğe, eşitliğe, dayanışmaya inanmak olduğuna inandığımız kadar. Birimiz bile özgür değilse, hepimiz tutsağız.

Siyasi bir terim, ifade biçimi olarak kullanılmaya başlandığı 19. yüzyıldan önce de her türlü otoriteye başkaldırıp özgürlük için aşkla mücadele eden insanların, devrimcilerin, halkların varolduğunu bilerek anarşinin, anarşizmin herhangi bir yüzyıla ait olmadığını gayet iyi biliyoruz. Hatta, anarşinin, anarşizmin, özgürlüğün hiçbir şekilde zapturapt altına alınamayacağına inanıyoruz. İşte bu yüzden, sırf bu yüzden, ister 19. olsun ister 20., 21. ya da 22., ne olursa olsun anarşinin, anarşizmin her türlü biçimi, estetiği, söylemi, her şeyi bizimle birliktedir. Bundan utanmıyoruz. Eğrisiyle doğrusuyla otoriteye, hiyerarşiye, tahakküme meydan okuyanların geleneği, gelecekle iç içedir.

Yöneticilerin, iktidar heveslilerinin anarşiden, anarşistlerden korkmasının nedeni budur. Bu yüzden, devletler ve hükümetler, adaletsizliği korumak için baskı ve eşitsizliği sürdürürler. Hukuk, mahkemeler, hapishaneler, eğitim ve ordu gibi baskı araçları olan devlet, toplumsal düzensizliğin çaresi değil başlıca nedenidir ve elbette yıkılacaktır.

İnsan korkusu otoriteye mensup olan herkesin hastalığıdır ve devletlerin paranoyasıdır. İktidarda olanlar için halk düşmandır. Bundan dolayı, anarşizm insan türüne karşı işlenen bir suç olarak addedilir ve bütün insanlık anarşistlere karşı birleşmelidir diye her yerde bas bas bağırılır. Eskinin devamını isteyen bu zevat-ı muhterem, yeniyi yaratmak için önce eskiyi yıkmanın gerekliliğine karşı duranlardır.

Köleliği reddetmenin, ücretli köleliği de reddetmek anlamına geldiğini bilerek "sınıf" diyoruz. Bir sınıfın iktidarını istediğimiz için değil, tüm sınıfların yok olması gerektiğini bilerek "sınıf" diyoruz. Zenginliği yaratanın kölelik olduğunu bilerek "sınıf" diyoruz.

Ayaklanmalar ve çatışmalar merkezi modern devletin ne kadar kırılgan olduğunu bize göstermektedir. 1789, 1848, 1871, 1917, 1921, 1936, 1968, 1971, 1978, 1979, 1989, 1994; birer sayı olmaktan ziyade birer durum, devrim anıdır, halkın kendiliğinden eylemi ile gerçekleşmiştir. Özgürlük dürtüsü tüm bu devrimlerin ortak paydasıdır.

Özgürlük dürtüsü, kolektif deneyimimizin önemli bir parçası olmasından ziyade derinden hissedilen insani bir ihtiyaca da yanıt vermesi yüzünden önemlidir. Özgürlük, özgün düşünce ve yaratıcılık için zorunludur. Aynı zamanda doğal bir arzudur da.

Anarşistler sırf bu yüzden dışsal hükümetin ve devletin meşruluğunu reddeder, siyasal otoriteyi, hiyerarşiyi, tahakkümü mahkum ederler. Yasaların, efendilerin ve tahakkümün olmadığı koşullarda, yaşamak için verilen şiddetli mücadelenin yerini verimli bir anlaşma alabilir. Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar. Bir anarşi durumu, yani özgür ve eşit bireylerin gönüllü birlikteliklerinden oluşan, merkezi olmayan, dayanışmacı, kendi kendini yöneten bir federasyon kurmaya çalışırlar. Anarşizmin nihai hedefi, bütün insanların kendi potansiyellerini tam olarak gerçekleştirmelerine izin veren özgür bir toplum yaratmaktır. İnsanlar, otorite ve baskıcı iktidarın tam yokluğunu kazanmış bir toplumda eşit ortaklar olacaktır.

Yıkmanın şiirselliği yaratmanın coşkusundandır. "Yıkarak yapacağız", komünizm adına, anarşi adına yıkarak yapacağız. Özgürlük kahkahamız, enkaz-ı kainatı istememizdendir. Bu arzumuz daimidir ve bu nedenledir ki biz hala anarşistiz. Devrim, ezilenlerin festivalidir ve bu festival daimidir; herkes davetlidir!