Gündem
 |
|
|
Anarşizm ve Sovyetizm
ANARŞİZM VE SOVYETİZM
Okuyucu belki de yukarıdaki başlıkta bir hata bulduğunu ve sovyet sistemi ile proletarya diktatörlüğünün aynı şey demek olduğunu düşünebilir? Hayır. Bu ikisi tamamen birbirini tamamlar olmak bir yana, birbirlerini tamamen dıştalayan, tamamıyle farklı iki düşüncedir. Ancak sağlıksız bir parti mantığı ortadaki bu uzlaştırılamaz şeyleri eritip bir potada birleştirebilir.
"Sovyetler" düşüncesi, sosyalizmin tamamen yapıcı yanına ait olan, toplumsal devrim olarak kabul ettiğimiz şeyin iyi tanımlanmış bir ifadesidir. Diktatörlük kavramının kökeni tamamen burjuvadır ve bu nedenle sosyalizm ile hiçbir ilgisi yoktur. İstenirse bu iki terimi suni bir şekilde birarada kullanmak mümkündür, ancak...
Devamı
|
 |
Dünya Sanayi İşçileri 103 Yaşında!
Bu yazı IWW´nin eski Genel Sekreteri ve Veznedarı (1993) Harry Siltonen tarafından 2005 Mart’ında yazılmıştır.
Bir gösteri sırasında ya da grev gözcülüğü yaparken IWW tişörtü giydiğimizi ya da rozeti taktığımızı görenler sık sık "Kardeşim siz hala yaşıyor musunuz?" diyerek her zamanki soruyu yöneltirler. Sanki 1920´lerde ölmüşüz de bir yerlere gömülmüşüz gibi. Ya da, "Aaa, Wobblyler geri döndü demek!" derler. Ama işte buradayız ve asla gitmediğimizi söylüyoruz size. Bu yıl 100. yıldönümümüzü kutluyoruz ve başarılarımıza yenilerini ekleyerek işçileri örgütlemeye devam ediyoruz. Ama önce en başa dönelim.
20 yüzyıla girildiğinde, Amerikan Emek Federasyonu´nun tek oluşu, iş dalları konusundaki...
Devamı
|
 |
Kazım; seni unutmadık, unutmayacağız!
Kazım Koyuncu´yu üç yıl önce kaybettik. Kazım´ı kaybettik ama müziği ve düşünceleri günden güne büyüyerek bizle olmaya devam etti. Seni unutmadık, unutmayacağız Kazım!
"... bir müzisyenim, ondan sonra bir Karadenizliyim ama hepsinin ötesinde bir devrimciyim. Ve gerçekten doğru bildiğim bir şeyi ortaya koymaktan çekinmem."
Hopa doğumlu Kazım Koyuncu, 1993 yılında Mehmedali Barış Beşli ile birlikte dünyanın ilk Lazca rock müzik grubu Zuğaşi Berepe´yi (Denizin Çocukları) kurdu. Zuğaşi Berepe ile "Va Mişkunan", "İglas" adlarında iki albüm çıkarttı. Lazca müziğin ve Laz kültürünün gelişmesinde önemli katkıları olan Koyuncu 2001 yılında ilk solo albümü Viya´yı çıkardı.
Kapitalizme, egemen...
Devamı
|
 |
15-16 Haziran´da Nice Ayaklanmalara!
Son iki yıldır İstanbul´da gerçekleşen 1 Mayıs etkinlikleri, (devlet saldırıları diye de okunabilir) devlet ile çalışanlar arasındaki anlaşmazlığın günden günde daha da uç noktalara doğru seyretmeye başladığının küçük göstergeleri... Son 20-25 yıldır çalışanların haklarında sistemli biçimde yürütülen budamalar ve yasaklamalarla her yıl daha da yoksullaştırılan, sosyal güvencelerin ve emeklilik gibi kilit sorunların "Allah"a havale edildiği ülkede, sendikal hareketlerin de dibe vurmasıyla toplumsal sorunlar doruğa çıkmış durumda.
400 ytl civarında aylık ücretle hayatta kalmaya çalışan milyonlarca aile, gerek hükümetlerin gerekse de sermaye sahibi "aç" kapitalistlerin kan emici sistematiğine karşı dur demeye hazırlanıyor. Son...
Devamı
|
 |
Ölümünün 68. yılında Emma Goldman
Emma Goldman, ailesinin küçük bir han işlettiği Rusya'daki bir Yahudi gettosunda 1869'da doğdu. Onüç yaşındayken, ailesi St. Petersburg'a taşındı. Bu tam da Alexander II'nin suikaste uğradığı ve siyasi baskıların yaşandığı bir dönemdi. Yahudi topluluğu bir kıyım dalgasıyla karşı karşıyaydı. Zamanın ciddi ekonomik güçlükler, St. Petersburg'a taşınmasından altı ay sonra Emma Goldman'ın okulu bırakarak fabrikada çalışmaya başlamasına neden oldu.
Oradayken Goldman'ın eline, kitabın kahramanı Vera'nın nihilizme yöneldiği ve cinsiyetler arasında eşitliğin ve dayanışmacı bir çalışmanın olduğu bir dünyada yaşadığı, Cherychevsky'nin " Ne Yapılmalı "sı geçti. Kitap, Goldman'ın daha sonraki anarşizminin başlangıç halindeki bir...
Devamı
|
 |
Aynı kararlılıkla 1 Mayıs´ta alanlara!
Ulusalcılık, şeriat, türban, hükümet, benim partim, senin partin... Ne kadar çok duyuyoruz bunları değil mi? Medyanın gözümüze sokması ile bizde bu tartışmaların bir tarafı oluyor, tartışmalara bize verilen figüran rolü ile katılıyoruz. Öyle ki biz iki taraf arasında ezilirken, mengeneyi sıkıştıran rolüde bize veriliyor. Hem eziliyor hem sömürülüyoruz, her zaman olduğu gibi.
1886´da, sekiz anarşistin tutuklanması -ve ardından beşinin idamı- ile sonuçlanan olaylar ezilen kesimin, emekçilerin genel grevi başlamıştı. Emekçiler kendi gündemlerinin, ekmek davasının peşinde idiler. Bu ne ilk ne sondu, o günden bugüne sayısız grev, devrimler, darbeler oldu. Sınıf mücadelesi hep sürdü. Tıpkı telekom işçilerinin, novamed çalışanı...
Devamı
|
 |
İstanbul Indymedia’ya erişim engellendi!
Ocak 2003’te kuruluş nedenlerini “Bağımsız Basın Merkezi - İstanbul (Indymedia-İstanbul) girişimi genelgeçer ve ‘egemen’ basın yayın organlarının ya da/ve de kartellerinin, dünya ve ülke egemenlerinin yandaş olduğu statükolar doğrultusunda, birçok gerçeği haber süsü altında çarpıtarak hatalı/yanlış ya da eksik istihbarat/bilgi/veri sağlamalarından rahatsızlık duyan bir grup insanın meydana getirdiği bir oluşumdur.
Bu girişim Türkiye içinde ve dışındaki haber edinme kaynaklarını göz ardı etmeksizin kendi haber ağını oluşturmayı ve Türkiye ile dünyada mümkün olan en geniş kitlelere - internetin ülke insanlarınca hâlâ zor ulaşılabilen bir iletişim aracı olması gerçeğine karşın - sesini duyurmayı amaçlamaktadır....
Devamı
|
 |
Ulusçuluk ve Kültür
Ulusal devletlerin oluşumunu halkların uyanan ulusal bilincine bağlayan kanıksanmış görüş bir masaldan başka bir şey değildir. Ulusal devlet savunucuları için çok kullanışlı bir düşüncedir, ama yine de yanlıştır. Ulus, devletin sebebi değil, sonucudur. Ulusu yaratan devlettir; ulus, devleti yaratmaz. Bu bakış açısından halk ile ulus arasında, toplum ile devlet arasında olan aynı ayrım vardır.
Her toplumsal birim ortak ihtiyaçlar ve karşılıklı anlaşma temelinde kurulan doğal bir yapıdır. Bu birim organik olarak aşağıdan yukarıya genel çıkarı garanti etmek ve onu korumak için kurulur. Her ne kadar toplumsal örgütlenmeler giderek kemikleşse ve temel yapı halini alsa da, ortaya çıkışlarının altında yatan hedef çoğu örnekte açık...
Devamı
|
 |
"Zor"unlu Bir Ayrılık...
Bazı şeyleri dile getirmek, yazıya dökmek gerçekten zordur. Ancak ne yazık ki zorlukla zorunluluk arasında tercih yapma şansınız da yoktur; her koşulda bizi teslim alan zorunluluk olur. İşte, bu açıklama da, böylesi bir zorunluluk halinden kaynaklanıyor.
2006 Ekim´inden beri, AAİ olarak BİRLİKTE emek vererek ortak bir mekân tutma girişimi başlatmıştık. Merkeze kısmen daha uzak bir semtte tutulan ve sürekliliği sağlanan mekânın merkeze taşınması amacıyla 2007 Ağustos ayında tutulan yeni mekânın, kendi sürekliliğini sağlayacak şekilde kitabevi+kafe olarak işle(til)mesi, kendi proje ve etkinliklerimize ev-sahipliği yapması ve bunun yanında gerektiğinde mekâna ihtiyaç duyan anti-kapitalist gruplarla paylaşılması...
Devamı
|
 |
"DOĞRUDAN DEMOKRASİ: Zapatist Özyönetim Deneyimi" çıktı!
DOĞRUDAN DEMOKRASİ
ZAPATİST ÖZYÖNETİM DENEYİMİ
MUTLU DULKADİR
"Eğer ‘demokrasi’ terimi bütün vatandaşların gün be gün siyaset yapımına katılımını sağlayan siyasal sistemlerle sınırlandırılıyorsa,
o zaman dünyadaki ülkeler içinde demokrasi yoktur."
(G. Bingham Jr. Powell)
Temsili demokrasinin krizine doğrudan demokrasi bir çözüm sunabilir mi?
"Yukarıda ne olduğu bizi hiç ilgilendirmiyor.
Dert ettiğimiz, aşağıdan yükselecek olandır.
Bu başkaldırıyı hayata geçirdiğimiz zaman, bütün politikacılar sınıfını defedeceğiz, kendilerini parlamenter solcu diye adlandıranlar dâhil."
(Astkomutan Markos)
Devamı
|
Sonraki |
Etkinlik Takvimi
|
 |
Temmuz
| | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | | 28 | 29 | 30 | 31 | | | |
|
Linkler
|
 |
|
|
|