Devlet, bir sürünün, benzer bir biçimde örgütlenen diğer bir sürüye karşı, saldırmaya veya savunmaya yönelik harekete geçmek üzere örgütlenmesidir.

Randolph Bourne

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Gündem
Dünya Sanayi İşçileri 103 Yaşında!
Bu yazı IWW´nin eski Genel Sekreteri ve Veznedarı (1993) Harry Siltonen tarafından 2005 Mart’ında yazılmıştır.

Bir gösteri sırasında ya da grev gözcülüğü yaparken IWW tişörtü giydiğimizi ya da rozeti taktığımızı görenler sık sık "Kardeşim siz hala yaşıyor musunuz?" diyerek her zamanki soruyu yöneltirler. Sanki 1920´lerde ölmüşüz de bir yerlere gömülmüşüz gibi. Ya da, "Aaa, Wobblyler geri döndü demek!" derler. Ama işte buradayız ve asla gitmediğimizi söylüyoruz size. Bu yıl 100. yıldönümümüzü kutluyoruz ve başarılarımıza yenilerini ekleyerek işçileri örgütlemeye devam ediyoruz. Ama önce en başa dönelim.

20 yüzyıla girildiğinde, Amerikan Emek Federasyonu´nun tek oluşu, iş dalları konusundaki kısıtlılığı nedeniyle işçiler arasında hatırı sayılır bir anlaşmazlık vardı, Amerikan işçi sınıfının büyük çoğunluğu örgütsüzdü. Bu nedenle 1905 Haziran’ında Amerika´nın her yanından gelen iki yüz sosyalist, anarşist ve radikal sendikacı Şikago´da, Dünya Sanayi İşçileri´nin (Industrial Workers of the World) örgütlendiği bir kongre düzenlediler. Esas mesele, ırkı, rengi veya cinsiyeti ne olursa olsun bütün işçilerin dayanışma içinde tek büyük bir sendikada örgütlenmesiydi. Kurucuları arasında Batılı Madenciler Federasyonu´ndan Koca Bill Haywood ve Daniel De Leon, Eugene V. Debs, Thomas J. Hegerty, Lucy Parsons, Mary Harris Jones ("Jones Ana"), William Trautmann, Vincent Saint John ve Ralph Chaplin vardı.

Sendikanın bugünkü tüzüğünün başlangıç cümleleri harfi harfine olmasa da ilk kurulduğundaki ruhu taşır :

"İşçi sınıfı ve işveren sınıfı arasında ortak hiçbir şey yoktur. Çalışan milyonlarca insan arasında açlık ve yokluk var olduğu sürece, işveren sınıfını oluşturan seçkinler, yaşamın bütün iyi şeylerine sahip olduğu sürece barış mümkün değildir. Dünyanın bütün işçileri bir sınıf olarak örgütlenip üretim araçlarının mülkiyetini ele geçirene, ücret sistemini yıkana ve dünyayla uyum içinde yaşamaya başlayana dek bu iki sınıf arasındaki mücadele devam edecektir. "Eşit işe eşit ücret" diyen muhafazakar düsturun yerine "Ücret sistemini yıkalım" diyen devrimci parolayı bayrağımıza yazmalıyız.

Bazıları yanlışa düşerek anarşist ya da anarko-sendikalist olarak değerlendirse de ve birçok anarşist ve anarko-sendikalist her zaman içinde yer alsa da IWW daha da kapsayıcıdır. Devrimci sanayi sendikacılığını destekler ve ücretli emek patronu olmadığı, ücretli veya maaşlı işçi olduğu sürece kişiler üzerinde hiçbir ideolojik kriter gözetmez. Birçok meslek sendikasında olduğu gibi iş yapar görünüp üyelerine sadece kendisini takip etmelerini söyleyen sendika bürokratlarının hiyerarşisi yerine demokratik taban sendikacılığını vurgular. Dükkan veya büro işçileri tek başlarına doğrudan patronla görüşmelerde bulunmaları yönünde teşvik edilir.

Başlangıcından bu yana, kadınlar, göçmenler ve renkli tene sahip insanlar buyur edilmiş ve birçoğu örgütlenme içinde öne çıkmışlardır. Carlo Tresca, Joe Hill ve Mary Jones bu göçmen eylemcilerdendir. Dayım Antti Saikkonen, 1907 sıralarında 16 yaşındayken Finlandiya´dan Birleşik Devletler´e gelmiş, gezgin ağaç kesicisi ve madenci olarak çalışmış, Kızıl Wobbly Kartını gururla taşımıştır.

IWW, başlangıcından beri militan bir sendika olup, patronlara karşı durmaktan korkmadı. Bu yüzden kısa sürede, statükoya tehdit oluşturduğu için yönetici sınıfın düşmanlığını kazandı. IWW üyeleri, bombacılar ve sabotajcılar olarak suçlandılar fakat çoğu zaman emeklerini korumak üzere gerektiğinde "kolkola girme" felsefesini desteklediler. Çalışma koşullarının iyileştirilmesinde çoğu kez etkili oldular. Onların "sabotaj"dan anladıkları şey, iş yavaşlatma, kurallara harfiyen uyma, yığınsal rapor alma pratiklerini içeren taktiklerdi. Wobblyler, geleneksel bir grevi kazanmak konusunda şansları yüksek olmadığı sürece, grev sırasında fabrika dışında grev gözcülüğü yaparken açlıktan ölüp grev kırıcıların kendi işlerini yaptıklarını seyretmektense çoğunlukla "iş başında grev" fikrini tercih ettiler.

Fakat patronlar acımasızdı ve bu efendisiz asi işçiler, kapitalizmin doymak bilmez soyguncu zenginleri karşısında onurlarını söküp almaya çalışırlarken çoğu kez hapsedildi, dövüldü ve bazen de öldürüldü. Vicdansız emek dolandırıcıları tarafından kiralanmayı bekleyen ağaç kesicileri, madenciler ve tarım işçilerini kazanmak için büyük kentlerin kenar mahallerindeki sokaklarda nutuklar atan IWW örgütçülerinin tutuklandığı Batı eyaletlerinde, “ifade özgürlüğü mücadelesi” bir savaş taktiği olarak özellikle gerekliydi. Sokaktaki nutuklarda kazanılan yüzlerce üyesi tutuklanıp içeri tıkılan IWW bu nedenle yurttaşlık haklarımıza büyük katkılarda bulundu. Hapishanelerde coşkulu Wobbly şarkılarını söylediler ve sonunda içeri atıldıkları kentlere bir hayli paraya mal olarak serbest bırakıldılar, çoğu kez de 1909´da Spokane´de olduğu gibi ifade özgürlüğü yasağı kaldırıldı.

1908´de, Şikago´daki Kongre ile doruğa yükselen politik bir bölünme (bugünkü sol için değişen bir şey yok) vardı. Daniel De Leon´un doktriner Sosyalist Emek Partisi grubu, henüz acemi olan sendikayı kendi despotik egemenliği altına almak istedi, böyle yaparak politik eylemin politikaya dahil edilmesini istiyorlardı. Fakat Saint John, Trautmann ve Haywood liderliğindeki daha radikal olan grup ilerlemek için daha etkili gördükleri doğrudan eyleme, propagandaya ve grevlere önem verilmesinden yana oldular, arabuluculuğa ve politik ilişkilere karşı çıktılar. Militanlar kazandı ve De Leoncular öfke içinde çekip gittiler. Haywood ve binlerce diğer Wobbly o zamanlar Sosyalist Parti üyesi olsalar da, IWW o zamandan bu yana hiçbir politik partiyle ilişkiye girmemiş ve hiçbir partiyi onaylamamış, doğrudan eyleme güç vermiştir. Şu andaki politikası, kişisel olarak politik ya da dini tutumu ne olursa olsun herkesin buyur edilmesi ve bu tür eylemlerde aktif olabilmesi yönündedir ama politikalar, anarşizmler ya da dinler IWW sendika binasının dışında bırakılmalıdır.

ÖRGÜTLENME

IWW, emek mücadelelerinde ismini ilk kez 1906´da Nevada´da, bir süre fiilen yönetimini üstlendiği Goldfield´da duyurdu. 1909´da Pennsylvania McKess Rocks´da, Preslenmiş Çelik Otomobil Şirketi´ndeki görkemli zaferi büyük bir ilgiyle karşılandı. Aynı yıl önemli ifade özgürlüğü mücadelelerine tanık olmuştu. Bu arada, Lousiana´daki Alexandria ve Grabow´da IWW şairi Covington Hall orman işçilerini ve imalathane işçilerini örgütlüyordu. 1907´de Salt Lake City´de üzerine yıkılan cinayetten suçsuz bulunan Koca Bill Haywood ona yardım etmek için Louisiana´ya gitti. Siyah ve beyaz orman işçilerinin Alexandria´da ayrı ayrı toplandıklarını öğrendi. İki grup çok geçmeden, o zamana kadar Güney´in iç kısımlarında hiç duyulmamış bir şekilde IWW tarafından birleştirildi. Irklararası emek dayanışması sallantılı da olsa ayak basacak bir zemin buldu.

1912´ye gelindiğinde, sendikanın 50.000 üyesi vardı, liman işçileri, tarım işçileri, orman işçileri ve maden işçileri buna dahildi. O dönemde 150 greve katıldılar. Bunlardan en önemlisi Massachusetts´deki Lawrence tekstil grevidir. Fabrikalarda birçok farklı milliyetten az İngilizce bilen binlerce göçmen işçi çalıştığı için özellikle fabrika patronları tarafından grevin başarıyla örgütlenemeyeceği düşünülür. Fakat mitinglerde bu gruplara etnik sözcüleri tarafından, aynı zamanda grev edebiyatına da yansıyacak şekilde kendi dillerinde hitap edilir ve şaşırtıcı bir dayanışma gerçekleştirilir. Grev aynı zamanda harika bir emek şarkısı olan "Ekmek ve Güller"´e esin kaynağı olacak şekilde yığınlarca kadın işçinin kahramanca davranışlarına tanık olur. Joseph J. Ettor ve tanınmış bir IWW şairi olan Arturo Giovannitti gibi ilk dönem grev liderleri hapsedilirler. Haywood, Elizabeth Gurley Flynn, Tresca ve Trautmann boşluğu doldurur ve büyük fedakarlıklardan sonra grev, işçiler lehine önemli kazanımlarla sona erir. O sıralarda IWW, sözleşme imzalanmasına inanmamaktadır sonuç olarak sendika Lawrence´da tarihe karışır. Aynı türden bir grev de 1913´de Paterson´daki New Jersey imalathanelerinde gerçekleştirilir fakat iyi başlayıp sıkı bir mücadele sürdürülse de başarısızlıkla biter.

Afro-Amerikalı liman işçisi Ben Fletcher´ın önderlik ettiği IWW´nin Deniz Taşımacılığı Sendikası, 1910´ların sonlarından 1930´lara kadar, esas olarak Philedephia´da ve Baltimore´daki siyah yükleme-boşaltma işçilerini örgütler ve bu iş kolunu hemem hemen on yıl kadar denetimi altında tutar. 1915-1917 yılları arasında, IWW Tarım İşçileri Sendikası Ortabatı ve Batı´daki binlerce tarım işçisini örgütleyerek birçok başarılı sonuçlar elde eder. Sendika Kanada´da da yoğun şekilde çalışır.

1916´da, Lawrence´la aynı etnik nüfus dağılımına sahip Mesabi Bölgesi´ndeki demir cevheri madenlerinde büyük bir grev gerçekleşir, her etnik gruptan örgütleyicilerin katıldığı daha önce uygulanan formül sayesinde dayanışma gerçekleştirilir. Finler, Mesabi Bölgesi madenlerinde en büyük etnik gruptur ve özellikle militan bir güce sahiptir. Hatta Duluth´da IWW´nin Fince günlük gazetesini bile çıkarmışlardır. Bu, IWW tarihinde yayınlanan tek günlük gazete olmuştur. Bazı ücret artışları olsa da uzun ve şiddetli bir grev daha kaybedilmiştir. Ama birçok madenci Kızıl Kartlarını saklamış ve Kuzey Minnesota güçlü bir Wobbly kalesi olarak kalmıştır.

KOCA BILL KOVULUYOR

IWW, yeni bir toplum için en iyi yol olarak sanayide doğrudan eylemi savunup seçim etkinliğinden kaçınırken aslında binlerce Wobbly Sosyalist Parti´ye üyeydi. Koca Bill Haywood bile SP´nin 1908 başkanlık kampanyasında, Kızıl Tren´de Gene Debs´le birlikte yolculuk etmiştir. Aynı zamanda Parti´nin Ulusal Komitesi´nde de görev almıştır. Parti, hatırı sayılır bir seçim başarısının keyfini çıkarıyordu, Victor Berger´in SP listesinden Kongre´ye seçildiği Milwaukee´nin de aralarında olduğu birkaç kentte belediye yönetimini kazanmıştı. Bu kentlerde sosyalist yönetim altında halk yasal anlamda birçok kazanımlar elde etti. Fakat bu kazanımlar, orta sınıftan hatta küçük işletmelerden daha fazla oy toplamak uğruna sosyalist temelde bazı uzlaşma eğilimlerini de beraberinde getirmişti. Kapitalist medyanın ahlaktan yoksun basını, IWW´ye şeytanın temsilcileri, şiddet ve sabotaj yanlıları olarak saldırınca ok yaydan çıktı, oldukça reformist olan unsurlar SP içindeki IWW unsurlarının büyüyen seçim başarılarında bir yük olduğunu düşündüler. Bu nedenle "saygınlık" uğruna radikallerin yükünden kurtulmak gerekiyordu. Böylece Haywood, partinin önde gelenlerinden Helen Keller´in itirazlarına rağmen 1912´de Ulusal Komite´den çıkarıldı. Görüşlerinin Parti politikasıyla uyuşmadığı ilan edildi. Bunun sonucunda binlerce IWW üyesi SP´den çıkarıldı. Bu Parti içindeki ilk hizipleşmeydi. Benim bakış açıma göre, bu hareket hem Parti´yi hem de IWW´yi kötü bir biçimde yaralayan bir trajediydi. Parti, işçi sınıfından binlerce militan, cesur, sınıf bilincine sahip üyesini bir daha geri dönmemek üzere kaybetti. Artan seçim başarıları bir daha bu kadar önemli ölçüde hiç gerçekleşmedi. Josep R. Conlin "Koca Bill Haywood ve Radikal Sendika Hareketi" (Syracuse University Press, 1969) adlı kitabında, Wobllylerin güçlü olduğu belediyelerde Parti´nin hizipleşmeden sonra orta sınıfın oylarını çekmek yerine aslında daha da oy kaybettiğini belirtir. Patronlar tarafından toplum içinde IWW´nin şer tohumları olduğu yönünde tahrik edilen tanımlamanın SP´nin reformist kanadının onları yem olarak kullanmasıyla körüklendiği Wobblyler´e feci bir biçimde kanıtlanmıştı. Takip eden yıllar içinde SP üyeleri yeniden parti içinde yer aldı, anarşistler, sendikalistler ve diğer asi işçiler saflara katıldı fakat o ilk dönemlerdeki tahribat ciddi boyutlardaydı.

DEVLET BASKISI

IWW´nin taktikleri şiddetsizliği vurgulasa da, hükümetten, patronlardan ve "saygın yurttaşlar"ın oluşturduğu çetelerden gelen tepki acımasız bir şiddet içeriyordu. İsveç kökenli gezgin bir işçi, ünlü bir Wobbly şarkı sözü yazarı ve şairi Joe Hill (Joel Hagglund), 1914´te asılsız, ikinci dereceden delillere dayanılarak cinayetle suçlandı ve 1915´te Salt Lake City´de kurşuna dizilerek idam edildi. IWW örgütçüsü ve Genel İdare Kurulu üyesi Frank Little, Montana´daki Butte bakır grevi sırasında şirketin katilleri tarafından linç edildi. Washington, Everett´ta, Şerif Donald McRae´nin başını çektiği aynı zamanda şerif yardımcısı olan bir grup sarhoş işadamı Verona vapurunda Wobblylere saldırdı, beş kişiyi öldürdüler, altı kişi de Puget Sound´da kayboldu. Arizona Bisbee´deki bir grev sırasında yüzlerce Wobbly bakır patronları ve yardımcıları tarafından nakliye araçlarıyla Meksika çölüne bırakılarak ölüme terk edildiler.

I. Dünya Savaşı, orduya IWW´yi ezme fırsatı verdi. Çoğu Wob, savaşa karşı çıksa da, sendika hiçbir zaman resmi bir tutum sergilemedi. Fakat hükümet ve işverenler IWW´ye karşı linç girişimlerini kışkırttılar. 1919´da, Washington Centralia´da bir çete IWW binasına saldırdı, IWW üyesi savaş gazisi Wesley Everest, silahıyla karşılık verince çete tarafından öldürüldü. 1917 Eylül´ünde, Federaller (FBI polisleri) ülkedeki 48 IWW binasına eşzamanlı baskınlar gerçekleştirdi. Yeni Casusluk Yasası´na dayanılarak 166 IWW eylemcisi zorunlu askerliğe karşı komplo kurmak, firar etmeyi teşvik etmek ve başkalarına gözdağı vermek suçundan tutuklandı. 161´i 1918´de Yargıç Kenesaw Mountain Landis önüne çıkarılarak suçlu bulundu. Bazıları yıllardır üye bile değildi. Kefaletle serbest bırakıldığında Koca Bill Haywood Sovyetler Birliği´ne kaçtı, yalnız ve umudunu yitirmiş bir insan olarak 1928´de orada öldü. Komünist Parti, Haywood ve diğerlerinin kefalet paralarını ödeyeceğine dair verdiği sözü asla tutmadı.

Savaştan sonra bile baskı devam etti. IWWliler eyalet yasalarına ve federal yasalara dayanılarak zulme ve tacize uğradılar. Bazı Wobblyler sendikal cezalar denilen yasalara dayanılarak uzun süreli hapis cezalarına çarptırıldı. Bunların arasında, hem 1987´deki ölene dek IWW üyeliğini sürdüren hem de son yıllarında SP´ye katılan çok sevilen Şikagolu Wobbly yazarı, yayıncı, örgütleyici, öğretmen ve tarihçi Fred Thompson da vardı. Yurtdışı doğumlu birçok Wobbly ve diğer radikaller Palmer baskınları sonucunda sınırdışı edildi.

I. DÜNYA SAVAŞI SONRASI

IWW´yi yaralayan başka bir darbe de Rus Devrimi´yle birlikte geldi. Çok sayıda üyesini devrimin ertesindeki cesur vaatlerin etkisiyle Komünistlere kaptırdı. Sendika, ilk başlarda devrime sempatiyle baksa da sonrasında gerçeklik duvarına çarptı. Moskova´daki Uluslararası Kızıl Emek, Wobblyleri ve diğer radikalleri AFL´ye ve diğer "sarı sendikalara" katılmaya ve onları "içeriden yıkmaya" zorladı. Bunlar IWW için hoşa gitmeyen ve namuslu bir isyanın onaylayamayacağı taktiklerdi. Moskova daha sonra, IWW Genel İdare Kurulu´na girebilecek isimleri belirlemek istedi. Bu IWW´nin sendika demokrasisi ilkesine tamamen zıttı; GİK´nu sadece sendikanın tabanı seçebilirdi, başkaları değil. Böylece Sovyetler Birliği´ndeki yukarıdan-aşağı diktatörlük yönetiminin büyümesiyle birlikte IWW düşman ilan edildi.

Bununla birlikte bütün güçlüklere rağmen IWW örgütlenmeye devam etti. 1923´te üye sayısı tarihindeki en yüksek rakam olan 100 000 kişiye ulaştı. Sonra da 1924´te yine bir "hizipleşme" felaketi çıka geldi. "Doğulular"la "Batılılar" arasında birçok meseleden dolayı şiddetli bir ayrılık yaşandı. En önemli mesele Genel İdare´nin rolüne ilişkindi, bu "merkezcilerle" "adem-i merkeziyetçiler" arasındaki mücadele anlamına geliyordu. Bu kavga, birkaç sene içinde durulana kadar büyük bir tahribat yarattı. 1930´a gelindiğinde üye sayısı 10 000´lere kadar gerilemişti. Yine de 1920´lerin başında Colorado´da eyalet çapındaki madenciler grevini başarıyla yürütmek mümkün oldu ama işçilerin elde ettikleri kazanımlara rağmen örgüt yine varlığını korumakta istikrarlı olmadı ve sahneden çekildi.

Fakat IWW asla mücadeleden vazgeçmedi, 1930´larda Cleveland´daki birkaç soba fabrikasını örgütleyerek sözleşmeler imzaladı ve 1950´lere kadar burada işçileri temsil etti. Elbette bütün bu süre boyunca Wobblyler CIO içinde yer alarak 1930´lardaki inisiyatifleri örgütlediler. İki kart taşıyorlardı. Mesleklerine ait hangi sendika olursa olsun üye oldular, fakat IWW aidatlarını ödemeye devam ettiler ve nerede çalışırlarsa çalışsınlar sendika demokrasisi ve taban militanlığı ilkelerini her zaman korudular (örneğin bu satırların yazarı üç kart taşımaktadır, 48 yıldır Uluslararası Basımcılık Sendikası´nın üyesi, 15 yıldır Sinema Aktörleri Loncasının aktif üyesi ve tabii ki yaklaşık 36 yıldır Tek Büyük Sendikanın üyesidir). 1959´da Landrum-Griffin Yasası´nın kabulünden sonra sendikaları solcu liderlerden temizlemek amacıyla istenen anti-komünist yeminli beyanların verilmesiyle, IWW, Cleveland metal imalathanelerini kaybetti. İlke gereği, IWW, Basımcılık Sendikası ve Birleşik Maden İşçileri ile birlikte, bu tür sadakat yeminlerini imzalamayı reddetti, bu nedenle Cleveland imalathaneleri sendikayı terk ederek daha uzlaşmacı olanıyla ilişkiye geçtiler. Bu IWW için çok büyük bir kayıptı.

Altmışlara gelinirken IWW üye sayısı açısından en kötü zamanlarını yaşıyordu, fakat Vatandaşlık Hakları Hareketi, savaş karşıtı eylemler ve üniversite öğrencilerinin hareketi sendikaya yeni bir hayat getirdi. Küçük ölçekli örgütlenme inisiyatifleri yeniden başladı ve matbaa kolektiflerinde, kahvehanelerde ve sinema salonlarında başarılar elde edildi. 1980´lerde IWW Michigan Ann Arbor´da kar amacı gütmeyen büyük bir kitabevini ve deposunu örgütlemeyi başardı, yönetiminde söz sahibi oldu. Fakat birkaç yıl sonra tepedeki yönetici bürokrasi kitabevini kar amacı güden başka bir yere sattı ve Ann Arbor´daki iş yerleri kapandı. 1990´lardan başlayarak Sendika atölyelerin örgütlenmesinde başarılar elde etti. Kaliforniya Berkeley´de sendika, bugün hala sözleşmeye bağlı olan üç iş yerini örgütledi. Bunlar, çoğu çalışanının kadın olduğu iki yeniden kazanım fabrikası ve bir dokuma mağazasıdır. Evlerden çıkan yeniden dönüştürülebilir malzemeyi toplamak için bütün bir kenti baştan sona gezen Ekoloji Merkezi´nin kamyonları, IWW üyeleri tarafından kullanılmaktadır. Oregon Portland´da farklı iş kollarında çok sayıda kar amacı gütmeyen işletmeler ve dükkanlar örgütlenmiştir, Kara Kızıl lokantası kolektif işletilmektedir, birkaç yıl önce de1 Mayıs yürüyüşünde 300 kişi IWW pankartı altında yürümüştür. Kaliforniya Stockton´da çoğu Güneydoğu Asyalı olan aralarında Filipinliler, Afro-Amerikalılar ve Meksikalıların da bulunduğu 250 bağımsız kamyon şoförü 2004´te IWW´ye katılmış ve birçok anlaşmazlıklarda, özellikle uzun bekleme süreleri için ödeme yapılması ve işten atıldıktan sonra işe geri dönme gibi konularda önemli kazançlar sağlanmıştır. Bu kamyon şoförleri "bağımsız sözleşmeliler" oldukları için Federal İş Yasası´na göre emek sendikası olarak kabul edilmiyor ancak dayanışmanın güçlü olması halinde resmi olmayan bir temelde neler yapılabileceği açısından şaşırtıcı bir örnektir.

Sendika´nın 1997´nin başında Oakland Limanındaki Neptune Jade grev gözcülüğü ve Redwood Summer gibi katıldığı diğer emek mücadeleleri, bazılarında üyelerimizin iki kart taşıdığı denizcilik sendikaları tarafından IWW´nin kabul görmesini sağladı. Son yıllarda Sendika, Birleşik Devletler ve Kanada´daki bir çok yerellikte örgütlenme eğitimine yönelik programlar gerçekleştirdi. Neo-liberal kapitalizmin son aşamasında yaşanan saldırgan emek karşıtı atmosfer içinde kabul görmek için NLRB (Ulusal Emek İlişkileri Yönetimi) yolunu izlemenin güçlüğü nedeniyle IWW "azınlık sendikacılığı" kavramını öne çıkarmıştır. Kabul görmek için hükümetin engelleyici kısıtlamalarına hiç aldırış etmemiştir. Ucuz emeğe dayanan işyerlerinin giderek arttığı bir ortamda işçileri sendikaya kaydetmek ve herhangi bir iş yerinde işçi haklarını savunmak ve ilerletmek resmi olmayan yollardan doğrudan dayanışma eylemleriyle de mümkündür. GST Buss ve kıdemli emek militanı Staughton Lynd azınlık sendikacılığı üzerine ülke çapında çalışma grupları gerçekleştirmiştir. Bu gerçekten, ağaç kesicilerin yatakhanelerde bitlenmemiş döşek ve akşam yemeklerinde düzgün bir kap yemek talebiyle iş bırakma mitingleri düzenledikleri ve kazançlı çıktıkları IWW´nin ilk günlerine bir geri dönüş. Dünya Sanayi İşçileri olarak, örgüt sadece Birleşik Devletler´le sınırlı değil, Kanada´da, Avustralya´da, İrlanda´da ve İngiltere´de de etkin şubeleri var.

IWW VE İŞÇİ KÜLTÜRÜ

IWW´nin popüler kültüre verdiği önemden bu makalede söz etmezsek ihmalkarlık etmiş oluruz. Bütün bir emek hareketi IWW şarkılarının, şiirlerinin, skeçlerinin, müziğinin ve çizgilerinin (özellikle karikatürler ve afişler) ve başına bela açsa bile edepsiz hicvinin etkisine maruz kalmıştır. Özgür ruhlu, anti otoriter Wobblyler´in kültürel yaratıcılığının enerjisinin emek hareketinde bir eşi daha yoktur. Eski Wobblylerden Ralph Chaplin´in yazdığı "Sonsuza Dek Dayanışma" bütün bir emek hareketinin fiili marşı haline gelmiştir. Joe Hill, şehitliği kadar edepsiz, renkli şarkıları ve şiirleriyle de tanınır. T-Bone Slim (Ohio, Ashtabula´lı gezgin Fin asıllı işçi, Matt Valentine Huhta) aralarında "Popüler Wobbly"nin de olduğu birçok güzel şarkı yazmıştır, Sanayi İşçisi´nin (Industrial Worker) bir yazarı olarak muhteşem mizahı ve İngilizce´de gerçekleştirdiği gerçeküstü ters anlamlarla tanınır. Diğer şairler de Covington Hall, Ralph Chaplin, Arturo Giovannitti ve Matilda Rabinowtz´tir (Robbins soyadını aldıktan sonra 1950´lerde Los Angeles´da tanıştığımda iyi bir SP dostuydu). Rabinowitz aynı zamanda Sendika´nın ilk dönem kadın örgütçülerinden biridir. IWW´nin "Küçük Kızıl Şarkı Kitabı" hala basılmaktadır ve IWW´nin kitap masasının açıldığı her toplantıda en çok satan kitaplar arasına girmektedir. Onlarca sanatçı eski ve yeni Wobbly şarkıları söylemektedir. Konserine gidip dinlemiş olabileceğiniz gibi CD´lerinden birini de almış olabileceğiniz, kaşarlanmış bir IWW üyesi olan Utah Philliphs bütün eski şarkıları bildiği gibi aynı zamanda harika bir hikaye anlatıcısıdır.

GELECEK

Bir asırdır buradayız ve bir 100 yıl daha yolumuza devam etmek ve işçileri örgütlemek için can atıyoruz. Hayatta kalmaya çalışan dünya, çalışan kitlelerle birlikte, doymak bilmez obur kapitalizmin pervasız saldırısıyla baş etmek zorunda. Her şeye rağmen işçi sınıfı buna karşı çıkabilecek tek umut kaynağı olarak duruyor. Bu ülkenin sözde "ana" sendikaları hızla küçülüyor ve Birleşik Devletler’deki işçilerin ancak % 13´ünü temsil ediyor. Sağcılar panik halinde AFL-CIO´nun (Amerikan Emek Federasyonu – Sanayi Organizasyon Kongresi) yeniden yapılandırılmasını tartışıyorlar. Fakat bütün teklifler yukarıdan-aşağı hiyerarşik yaklaşımlarla, meslek sendikacılığı sınırları içinde sunuluyor. Demokratlar daha da fazla parayla destekleniyor, bir sınıf hareketi olarak kapitalizmin varlığına karşı koymaktan eser yok. Elbette, IWW´nin tüzüğünde belirtilen esaslar her zamankinden daha da isabetli. IWW bu diyaloğun tam ortasında yer alacak, sınıf bilinci, taban denetiminde demokratik emek hareketi, kadınların, renkli insanların, cinsel ve diğer azınlıkların işçi sınıfı içinde tam katılımcı unsurlar olarak yer almak üzere söz sahibi olmaları için çağrıda bulunacak. Bütün bunların ötesinde büyük kapitalizm musibetine bir son vermek için çalışacak. 1999´daki Seattle ve WTO karşıtı küresel gösterilerde IWW´nin taşıdığı pankartta şöyle yazıyordu: "Kapitalizm Islah Edilemez". Amin!





Gündem Arşivi :


  Etkinlik Takvimi
Ocak
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Aralık Şubat


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

İhtiyaç
Diğer
Video : Haymarket
Diğer
Müzik : Hijos del Pueblo
Diğer

  Linkler
Kara Mecmu-A Forum
Lilith Kolektifi
MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız