|
NATO Zirvesindeki başarısızlığı belirli kişi yada gruplara yıkmak haksızlık olur. Nasıl
kurmayı hayallediğimiz dünya, belirli bir hareketin (ağırlıklı olarak o hareket olsa bile)
sayesinde olmayacak, iktidar, otorite karşıtı tüm hareketlerin katkısı ile olacaksa (mesela
bir kadın hareketi olmadan, işçi sınıfı istediği kadar devrimci olsun, devrim yapması
imkansız), başarısızlığımızda hepimizin ortak ürünü. Bunu düşünerek birbirimizi suçlamayı
bırakarak gerçek mücadelemize, yaşamlarımızda sürdürdüğümüz mücadeleye dönüp hayatın her
alanında ilmekler atmaya devam etmeliyiz.
NATO yada çeşitli şeyleri protesto için yapılan mitingler olsun, ya da mesela tutuklanan
yoldaşlarımıza destek için yapılan çalışmalar olsun hep eksi noktaya düştüğümüz konular.
Biz bunları tekrar sıfır seviyesine çekmek için uğraşıyoruz. Artı noktaya çıkartmak için
yapmamız gereken örgütlenmeler, kollektif çalışmalar, yayınlar hep bu eksilerin ağırlığı
altında eziliyor. Bu ağırlığın altından ancak birbirimize yardım ederek kalkabiliriz.
Çok farklı örgütlenme yada propaganda biçimlerinin olması, bu farklılıkların birbiri ile
kavga etmeden, dayanışma içinde çalışması ile daha güzel.
Sözümüz bitince Kropotkin'e sığınalım (Anarşist Etik) :
Ama eğer kendinde gençliğin gücünü hissediyorsan, yaşamak istiyorsan, bütün dolu, aşırı
bir yaşamdan zevk almak istiyorsan -yani, canlı bir varlığın arzulayabileceği en büyük
zevki tanımak istiyorsan- yapacağın her şeyde güçlü ol, büyük ol, enerjik ol.
Çevrene yaşam saç. Aldatmanın, yalan söylemenin, dolap çevirmenin, kurnazlık etmenin seni
küçülteceğini, alçaltacağını, seni daha baştan güçsüz tanıtacağını, kendini efendisinden
aşağı hisseden harem kölesi gibi yapacağını bilmelisin. Sana zevk verecekse böyle davran,
ama o zaman, önceden bil ki insanlık seni önemsiz, aşağılık, güçsüz kabul edecek ve
buna göre davranacaktır. Senin gücünü görmeyerek, sana merhamete -yalnızca merhamete- layık
bir varlık olarak davranacaktır. Kendi eylem gücünü kendin böyle kötürümleştirirsen, öfkeni
insanlıktan alma.
Tersine, güçlü ol. Ve bir kez büyük bir haksızlık -yaşamda büyük bir haksızlık- ya da bilimde
bir yalan, ya da bir başkasının dayattığı bir ıstırap görür ve anlarsan, büyük haksızlığa,
yalana ve adaletsizliğe isyan et. Mücadele et! Mücadele ne kadar canlı olursa yaşam da o
kadar yoğun olacaktır. O zaman yaşamış olursun ve bu yaşamın birkaç saatini, çürümüş
bataklıktaki bitkisel yaşamın yıllarına feda etmezsin.
Herkese, bu yaşamın zenginliğini ve taşkınlığını yaşama olanağı sağlamak için mücadele et ve
bu mücadelede, başka hiçbir etkinlikte benzerini bulamayacağın denli büyük sevinçler
tadacağına emin ol.
Ahlak biliminin sana söyleyebileceği her şey budur. Seçecek olan sensin.
|