koyaanisqatsi (hopi dilinde) 1.çılgın yaşam... 2.karmaşık yaşam, 3.dengesiz yaşam, 4.parçalanmış yaşam...
5.bir başka yaşam biçimini gerektiren yaşam durumu

  Sayı 8     kfanzin@anarsi.org
Statünüzü Belirleyin Testi : Çöpünüz ne kadar karıştırılıyor?

Koyaanisqatsi Fanzinden süper bir hizmet daha. Statünüzü, sınıfınızı tespit mi etmek istiyorsunuz? Zengin, fakir ayrımının keskinleşmesine rağmen hala kendinizin ne kadar zengin ne kadar fakir olduğunu çözemediniz mi.. İşte size hayatınızı kolaylaştıracak bir test : Çöpünüz ne kadar karıştırılıyor?

Bu test yardımı ile hem yaşadığınız yerin sosyal statüsünü, hemde kendinizin bulunduğunuz sınıfı daha iyi tesbit edebilirsiniz. Sınıfınızı bilmek size iş yaşamında moral/motivasyon sağlayacak, daha üst sınıfa çıkabilmek için ne kadar çalışmanız gerektiğini hesaplamaya yarayacak, basit gözlemlerle daha üst sınıfa terfi ettiğinizde nereye taşınmanız gerektiğini söyleyecektir (evet evet! aynı zamanda bir emlak rehberi bu test).

Not : Bu testi ne kadar mutlu olduğunuzu ölçmek için kullandığınızda hatalı sonuçlar verebilir.

Nasıl : Test için semtinizde size en yakın olan çöp konteynırını gözlemlemeniz gerekmekte. Eğer semtinizde çöp konteynırı yok ise lütfen test ile vakit kaybetmeyin çünkü bizzat test araçları yani çöpleri karıştıranlar sizin semtinizde olabilirler! Test için 3 saat gözlem yapmanız gerekmekte. Gözlem zamanınızı öğlen 12:00-15:00 arası olarak seçmenizi tavsiye ederiz. 10:00-13:00 arası ve 14:00-17:00 arası için sonuçlarınıza +0,5, 08:00-11:00 arası ve 16:00-18:00 arası için sonuçlarınıza +1 eklerseniz test sonuçları daha sağlıklı olacaktır.

10 ve daha üzerinde karıştırılmış ise : En üst seviyedesiniz. Villalanız, son model araçlarınız ile yüksek sosyete arasında yer alıyorsunuz. Paranın alabileceği herşeye ulaşmak sizin için çok kolay. Paranın alamayacağı şey varsada vurdurur gene alırsınız. Muhtemelen çöpünüze gözcülük yapması içinde hizmetçinizi göndermişsinizdir.

7-9 defa : Yaşınız gençse en azından haftada bir Laila yada Reina'yı ziyaret ediyorsunuz. Daha yaşlıysanız hafta sonlarında Riva'ya, Polonezköy'e giderek ormanda yürüyüş yapıyor, pahalı bir yerde balık yiyorsunuz. Etiler, Levent,Yeşilköy, Florya gibi üst sınıfın yaşadığı semtlerde oturuyorsunuz. Semtinizde çalışan otobüs genellikle gündelikçileri taşıyor. İş için tek bir seçeneğiniz var; yöneticilik. Patron yada genel müdür olarak çalışıyor ve çok! yoruluyorsunuz. Kafanızda sürekli, "bırakıp bu işleri" Avrupa'ya Amerika'ya geziye gitmek var.

4-6 defa : Bol primli, bol stressli kafanızı kullanmanız gereken bir işiniz var. Mühendis, mimar, gazeteci yada yazarsınız. İşinizin en cazip yanı yazın güneyde bir tatil köyünde bir aylık tatil yapmaya yetecek parayı kazandırması. Orta sınıf bir semtte yada bir sitede size ait bir eviniz var. Eviniz kombili, kartonpiyerler ile süslenmiş, asansörler arasıra bozulsada yaşamınızı kolaylaştırıyor.

2-3 defa : Memur yada eş kazancı olan bir işçisiniz. Büyük bir ihtimalle büyük bir şehirde yaşıyorsunuz. Evinizin manzarası karşınızdaki binalar ile sınırlı. Arasıra sosyal faaliyetlere zaman ve para ayırabiliyorsunuz. Ama genede genellikle iş yorgunluğundan dolayı fazla zamanınızı kitap okumak ile geçiriyorsunuz. Evlendiğiniz yada evleneceğiniz kişide benzer bir işte çalışıyor ise yapacağınız birikimlerle bir üst sınıfın sınırını zorlayabilirsiniz.

1 defa : Karıştıran kişiyi daha önceden görmüşmüydünüz? O kişi ile aynı otobüse biniyor olabilirsiniz. Belki aynı mağazaya, markete gidip "iş var mı abi" demişsinizdir. Çok ince bir çizgidesiniz dikkatli olun. Şu anda aldığınız asgari ücretten düşük maaşınız sizi çöp toplayıcı olmaktan koruyor. Kirasını hep geciktirdiğiniz evde ya 2-3 kişi beraber kalıp kirayı çıkartıyorsunuz ya da şehrin çok ücra bir köşesinde harap bir evdesiniz.

Karıştırılmadı ise : Semtinizde çöp konteynırı olduğuna emin misiniz? Eğer varsa epey paslanmış olmalı. Bir zamanlar ya seçim öncesi göz boyamak için ya da yanlışlıkla konmuş olmalı. Eğer çöp toplamıyorsanız, bir işiniz yok. Arasıra birkaç günlük işler çıkıyorda ancak ekmek parası çıkartabiliyorsunuz. Eviniz gecekondu yada tek odalı bir bodrum katı.


SÖNDÜRÜN

Hey ışıklar yanıyor, kapat onları. Tehlike var onların içinde. Öldürücü birşeyler. Yakıyorlar kavuruyorlar ve herşeyi sonsuz bir aydınlık içinde bırakıyorlar. Herşeyin izlenmesini sağlıyorlar. Nefes alışımızdan, attığımız adıma, yediğimiz yemekten, ağladığımız duvarlara. Sistemin ışıkları yanıyor, söndür onları.

Bu gece yine uzun bir yürüyüş. Önce boylu boyunca geçilen bir kışla. Her nöbet kulesinin önünde bana doğru dönmüş, kuşkulu bakışlar. Neden benden korkuyorlar? Geçiyorum... Küçük bir semtin meydanı. Eskiden burası köymüş. Çok uzun değil 10-15 sene önce. Bundan birkaç sene önce ordan geçerken bir adamın ettiği laf geliyor aklıma. Meydana konan atm kulübesi için ettiği laf; "bu kulübe çok önemli, gelişmeye başlıyor buralar." Ben iğreniyorum.

Sıra sıra hipermarketleri geçtikten sonra tepeden aşağı doğru bir iniş başlıyor. Gene iniyorum. Acaba şimdi o nerelerde? Tepeden aşağı yuvarladığında, bilmiyor muydu bir daha hiç ayağa kalkamayacağımı? Bir mırıltı geliyor ağzıma. Rüzgar ile birlikte ona gitmesini umuyorum. Hala tepenin üstünde mi? Tepenin birde diğer tarafı var.

Sonunda iniş bitiyor. Daha nereye inebilirim ki? Cehennem misali bir otoyol. Ama gece vakti daha çok kamyonlar var. Lambalar yanıyor. Sistem uyumuyor burada. Caddenin ortasından gidiyorum. Bir kamyon geliyor, uzun bir korna. Yanımdan geçerken de küfür geliyor kulaklarıma. Aynı rüzgar demin benim mırıldandığım ezgi ile yüklü değil miydi? Acaba adam neden bu kadar sinirlenmişti. Yanımdan geçip gitmek için zor bir manevra yapmamıştı. Güç gösterisini kaybetmeyi mi sindiremedi... Güç kavramı, insanların içinde bu kadar mı kalıplaştı?

Sıvası tamamlanmamış, ikinci katın demirleri atılmış, yolları asfalt olmayan, sistemin ışıklarının sokaklarını aydınlatmadığı semtler caddenin iki tarafında. Bu yol denize doğru gider. Yaklaştıkça yapılar değişir. Yollar asfalta dönüşür. Işıklar yanar. Sıvalar tamamlanır, boyanır. İkinci (dublex), üçüncü (triplex) katlar değişik stillerde adeta yarışılırcasına gösterişte, tamamlanır. Sahil şeridinde gece pek kimse olmaz her ne kadar mavi ışıklı araba oraları sürekli kontrol etsede. Gündüzleri ise köpeklerini ve eşofmanlarını giyerek hızlı adımlarla (spor diyorlar) yürüyen bir sürü insan olur. Sıvasız mahallelerden gelenlerde olur. Çiçek satar, mısır satar, dondurma satarlar. Polisler gelir satıcıları kovalarlar. Denizden esen rüzgar bir koku getiriyor aniden. Yerimde kıpırdamadan iyice içime çekiyorum kokuyu. Bu kadar yakın aynı zamanda bu kadar uzak. Özlüyorum sanırım.

Herşey bitiyor. Tüm o yollar, semtler, arabalar, küfürler, kuşkular, ben, herşey. Sonunda denize varıyorum. Kaç saat geçti, ne kadar yürüdüm. Ayaklarımda acı var ama yolum hala çok ve bu acı gitmemi engellemeye değil teşvik etmeye çalışıyor sanki. Karşı kıyılar, göremesemde hissettiriyorlar kendilerini. Ordan gelen rüzgardaydı herşeyi. Bana doğru gönderiyor kendi istemesede. Bir avuç su, belki onunda bir zaman benim gibi avucuna aldığı su, yüzüme doğru sertçe vuruyorum onun gibi. Acılar ancak yardımcı oluyor mücadele etme isteğine. Seviyorum galiba onu.

Bembeyaz bir peri, meydanın ortasında donakalıyorum. Herşey, herkes yokoluyor. Güneş sönüyor, sadece onun ışığı kalıyor. Ben uzaktan izleyebiliyorum ancak. Yanına yaklaşamıyorum, korkuyorum. Sonra herşey dağılıyor ve güneş tekrar ortaya çıkıyor. Kaçıncı oldu bu yanılsama. Güneş gene yok, ama yavaş yavaş ışıklarını göstermeye başladı sanki. O gene yok, ışıkları... Işıkları gitgide daha da kararıyor. Karanlığı sevmeye alışmam lazım. Söndürün şu ışıkları.

Uzaklardan bir ezan sesi, evet gün ağarıyor. Benim zamanlarım bitti. Sistemin zamanları başlıyor tekrar. Acaba bir gün, günü yarı yarıya paylaşmaktan vazgeçip, hepsini geri alabilecek miyiz...Bir dalga geliyor son umut beni ıslatmak için, ama ben artık uzaklaşmaya başlıyorum. dalgalar erişemiyor bana. Belki bir mesaj getiriyorlardı. Dönüp baktığımda bir başka dalga gelip süpürüyor tüm mesajları. Günün ilk mavi ışıklı arabası geçiyor yanımdan. Neden kuşku ile baktılar bana? Söndürün ışıkları...


In Union We Stand (Overkill - Taking Over)
Overkill, 1984 yılında New York'ta vokalist Bobby (Blitz) Ellsworth ile gitarist Bobby Gustafson tarafından kuruldu. Biri cover albümü olmak üzere bugüne kadar 14 albüm hazırladılar. Son albümleri 2003 yılında çıkardıkları "Killbox 13". Marş haline gelmiş olan "In Union We Stand" parçaları "Taking Over" adındaki ikinci albümlerinde yer almakta.

From the islands to the cities, from the ports into the sea.
We are strong, we will always be...
Blazing through the wreckage, burning all we see...
The life we lead, committed to be free...
Our union is a fortress!
Together we are bound.
A common bound in freedom, and in sound!!!
So raise your voices high!
For miles around to hear.
Let them know, we are drawing near...

In union we stand,
As they! blaze across the land!!!
In union, we make a final stand...

A peaceful co-existance, is droping out of sight.
So band together, together we will fight.
Blasting the resistance, marching to the top.
They started this, we say when it stops.
Strike fear within their hearts!
Strike down those in your way.
Let them know, that we live, today!!!
They throw us into flames,
Did not hear our cries.
But now, from the ashes we arise...
adalardan şehirlere, limanlardan denizlere.
biz güçlüyüz, her zaman güçlü olacağız...
enkazlara doğru baştan sona parlamak, gördüğümüz herşeyi yakmak...
yol gösterdiğimiz yaşam, özgür olmaya adanmış...
birliğimiz bizim kalemiz!
birlikte, bağlıyız.
Ortak bağlılık özgürlükte ve seste!!!
bu yüzden sesini yükselt!
binlerce metreden duyulması için...
bilsinler, yakına çizeceğiz.
birliğin içinde ayaktayız,
onlar gibi! tüm topraklar parlasın!!!
birliğin içinde, sonuncu ayağa kalkışı yaparız...

barışçıl birlikteliğimiz, görüşün dışına çıkarılıyor.
öyleyse topluluğumuz, birlikte savaşacağız.
direnci patlatmak, doruğa yürümek.
onlar buna başladılar, biz buna dur diyene kadar.
kalplerinin içindeki korkuya saldır!
yolundakileri alaşağı et.
bilsinler, biz yasiyoruz, bugun!!!
Onlar bizi alevlerin içine attılar,
bizim haykırışlarımızı duymadılar.
fakat şimdi, küllerimizden yeniden doğuyoruz...
anarşi (dünyanın tüm dillerinde) 1.özgürlük... 2.eşitlik, 3.dayanışma, 4. örgütlü yaşam...
5.bir başka yaşam biçimini gerektirmeyen yaşam durumu