Aynı kararlılıkla 1 Mayıs´ta alanlara!

Ulusalcılık, şeriat, türban, hükümet, benim partim, senin partin... Ne kadar çok duyuyoruz bunları değil mi? Medyanın gözümüze sokması ile bizde bu tartışmaların bir tarafı oluyor, tartışmalara bize verilen figüran rolü ile katılıyoruz. Öyle ki biz iki taraf arasında ezilirken, mengeneyi sıkıştıran rolüde bize veriliyor. Hem eziliyor hem sömürülüyoruz, her zaman olduğu gibi.

1886´da, sekiz anarşistin tutuklanması -ve ardından beşinin idamı- ile sonuçlanan olaylar ezilen kesimin, emekçilerin genel grevi başlamıştı. Emekçiler kendi gündemlerinin, ekmek davasının peşinde idiler. Bu ne ilk ne sondu, o günden bugüne sayısız grev, devrimler, darbeler oldu. Sınıf mücadelesi hep sürdü. Tıpkı telekom işçilerinin, novamed çalışanı kadınların, yörsan işçilerinin, zamlara karşı sokağa dökülen Mısırlıların, sosyal güvenlik adı altında çıkarılmaya çalışılan yasalara karşı Türkiye ve Yunanistan halklarının, Arjantinli çiftçilerin ve dünyanın her yerinde sömürüye karşı direnen toplumların gösterdiği gibi.

Yükselen eşitlikçi, özgürlükçü seslere karşı iktidarların ve burjuvazinin maşası faşizmde beslendi, kimi zaman sahiplerinin bile dizginleyemediği hale geldi. Son dönemlerde ardı ardına üniversitelerde yaşanan saldırılar bir yana, emekten eşitlikten her bahsediş vatan haini denmesi için yeterli olacak derecede sıradanlaştı faşizm. Almanya´da evleri yakılan türkler, Irakta her an patlayacak bir bomba ile hayatını kaybedeceği bilincinde bir yaşam, Filistine karşı bitmeyen, bitmeyecek gibi gözüken İsrail saldırıları, yükselen duvarlar, Avrupa´da mültecilere karşı faşist davranışlar, ölüme mahkum etmeler. Egemenler kendi oyunları için dünyanın her yerinde halkları kullanıyor, öldürüyor.

Bizler, hem ezilen hem de bu oyunun parçası yapılmaya çalışılanlar, oyununuz sizin olsun demeliyiz. Oyunun baş aktörleri, sözkonusu emek düşmanlığı olunca nasıl birleşebiliyorsa, bizde onlara karşı birleştiğimizde ne kadar güçlü olduğumuzu, bizsiz onların hiç olduğunu göstermeliyiz.

1886´da devlet ve burjuvazinin oyununa taş koydukları için tutuklanan ve idam edilen anarşistleri anma amacıyla 1 Mayıs ezilenlerin direniş günü sembolü oldu. Ezen tarafta olmayan biz çoğunluklar, egemen kuvvetlere biz burdayız ve sandığınızdan daha çokuz demek için bu yılda aynı kararlılıkla, aynı renkliliğimizle alanları doldurmalı ve özgür eşitlikçi geleceğimiz için mücadele etmeliyiz.